Blogu tekrar canlandırma çalışmalarıma çok sevdiğim, saygı duyduğum bir abim ve çalışma arkadaşımdan destek geldi. Bursa basınından ve Eurosport’un Afrika Kupası yayınlarından hatırlayabileceğiniz Koray Gürtaş bir anısıyla bloguma konuk oldu. Bu eğlenceli anısını benimle paylaştığı ve blogumda yayınlamama izin verdiği için kendisine sonsuz teşekkürler…
“Alınamayan Rövanş“
Ankara’nın Aşağı Ayrancı semtinde bulunan Ahmet Vefik Paşa İlkokulu’nun bahçesinde oynadım kariyerimin ilk uluslararası maçını. Yıllar sonra gittiğimde gözüme küçücük görünen o bahçe o zamanlar Maracana gibi gelirdi bize. Uzun teneffüslerde her noktasında farklı bir aktivite vardı bahçenin. Birbirinden ayrı beş tek kale maçını, ip atlayan kızları, hırsız-polis oynayanları görmek mümkündü. İşte böyle bir günde 23 Nisan şenlikleri için ülkemize gelen İtalyan kafilesinin okulumuza ziyareti gerçekleşti. Üzerlerindeki kıyafetleri çok komik gelmişti. Önlerinde yöneticileri ve bizim okul idaresi şaşkın şaşkın bakıyorlardı etraflarına. Bir yandan da katılacakları gösteride büyük üstat Halit Kıvanç’ın olası Türkçe quiz ihtimaline karşılık içlerinden “ Merhaba Türk çocukları” tarzı kalıp cümleleri tekrarlıyorlardı.
Devamı… “Alınamayan Rövanş”

Kaynak: Reuters
Sezonun 3. Grand Slam’i de geride kaldı. Avustralya Açık’ta alışıldık şampiyon Roger Federer koleksiyonun 16. Grand Slam’ini kazandı. Roland Garros ve Wimbledon’da ise şampiyon 2008’de de aynı dubleyi yapan Rafael Nadal oldu. Nadal’ın özellikle Wimbledon şampiyonluğunda Federer’in yarın final göremeden elenmesi çok faydası oldu.Nadal bu sonuçlarla 2009 yılında yaşadığı kabustan sonra tekrar bir numara oldu. Federer ise Kasım 2003’ten bu yana ilk defa üçüncü sıraya geriledi. Son 6 senenin efsanesi Roger Federer artık Grand Slam’lerde yarı final dahi göremeden elenebiliyor. Android dediğimiz, yenilmez dediğimiz dahi artık insani tarafını gösterebiliyor, onca başarı onca rekordan sonra artık biraz ağırdan alıyor. Federer’in yeniliyor olması iki şeyi gösteriyor. Bir, tanrı olmayan her kahramanın gösterdiği duraklama belki de düşüş evresine girdiği… gerçi kaul etmek lazım Federer’in düşüş evresi bile ilk 20’deki pek çok oyuncunun çıkış evresinden iyi olabilir. Ama hayranları için bu durum panik yapmak için yeterli. İkinci neden ve bence daha önemlisi artık tenisinin tamamiyle güce dayalı bir spora dönüşmesi.
Devamı… “Teniste vur, kır, parçala dönemi”
Etiketler: Robin Soderling, Roger Federer, Tenis, Thomas Berdcyh
Futbola gönülden bağlı ülkelerde en zorlu meslek teknik direktörlük olsa gerek. Birkaç yenilgiyle ne adamlığınız ne de insanlığınız kalır. Veya bir ülkenin kaderini değiştiren büyük adam da olabilirsiniz. İşte futbolun ilahlarının doğduğu Latin Amerika’dan buna ilginç bir örnek. Latin Amerika’nın nispeten gölgede kalmış ülkesi Şili futbolu için şu sıralar en önemli isim Milli Takımın teknik direktörü Marcelo Bielsa. “Loco” (deli) lakaplı Bielsa ülkede o kadar seviliyor ki yıllardır hasret oldukları Dünya Kupası’na katılmanın heyecanıyla Şilili taraftarlar tarafından azizlik mertebesine yükseltilmek isteniyor. Öyleki Şili’deki Futbol Fanatikleri Derneği bunun için ilginç bir kampanyaya imza atmış.
Şili Futbol Fanatikleri Derneği Grey reklam ajansı ile beraber hazırladıkları kampanya ile “deli teknik” direktör Marcelo Bielsa yeni adıyla San Marcelino için sanal bir tapınak oluşturulmuş. “Bir mum yakın” sloganıyla başlatılan kampanyanın sitesi ile taraftarlar Şili’nin ilk futbol azizini yaratmak için 100 bin mum yakmaya davet ediliyor. Siteyi bugüne kadar yaklaşık 130 bin kişi ziyaret etti ve 70.300 kişi sitede mum yaktı. Devamı… “Şilililerin Aziz ilan ettikleri Teknik Direktör”
Etiketler: Dünya Kupası, Futbol, Marcelo Bielsa, Şili
Vancouver 2010 Kış Olimpiyatları ile bir birlikte bir nostaljik bir kişiliğe büründüm. Aklıma hep eski olimpiyatlar geliyor. Yaz olimpiatlarında favorim Barcelona ve Pekin iken sanırım kış olimpiyatlarında da favorim Nagano 1998. Kış olimpiyatlarının en sevdiğim dalı olan buz pateninde bu olimpiyatta da çok güzel performanslar izleyeceğiz ama benim aklım o eski güzel günlerde. Benim aklımda kalan, unutamadığım performansları derledim ve kendim için bir ilk 5 hazırladım. Kendi aralarında sıralama yapamadım hepsi birbirinden güzel. Umarım beğenirsiniz.
Not: Videoların kalitesi ne yazıkki iyi değil, daha iyilerini bulan arkadaşlar lütfen bana haber versin.
Devamı… “Gelmiş Geçmiş En Etkileyici Buz Performansları”
Etiketler: Alexei Yagudin, Buz Pateni, Katarina Witt, Olimpiyatlar

Türkiye, Olimpiyatlar, Avrupa Şampiyonaları, Dünya Şampiyonaları gibi pek çok uluslararası spor organizasyonlarına ev sahipliği yapmak için sayısız adaylık başvurusunda bulunuyor. Olimpiyatlar haricinde futbol, basketbol, yüzme, formula 1 ve tenis (henüz akibeti belirsiz ama) gibi sporlarda büyük organizasyonların evsahipliğini de kazanmayı başardık. İşin kazanmakla bitmediğini organizasyon düzenlemenin zorluğunu ise yavaş yavaş kavrıyoruz. Türkiye bu tarz organizasyonlar için tesisleşme alanında önemli adımlar atıyor ve büyük yatırımlar yapıyor. Olimpiyat düzenleme aşkımız ise yasayla korunduğundan ilelebet devam edecek. Çünkü Türkiye dünyada olimpiyatları kazanıncaya kadar aday olma ısrarını yasalaştırmış tek ülke. Olimpiyat aşkımız aşikar ama spora ve sporcu yatırım yapma konusuna hazinemizde akrepler ülkemize engel oluyor. Sadece parasal yönden değil gelecek hedeflerimizde de henüz olimpiyatlar da başarı yok. Şimdilik olimpiyat evsahipliği bakış açımız altın günlerinden farksız.
Devamı… “Olimpiyatlara Aday Olmak Yetmez Vizyon Gerek”
Etiketler: Kış Olimpiyatları, Olimpiyat, Own the podium, Project 119, Vancouver 2010, Yaz Olimpiyatları
Oynadıkları maçlar ilk turlarda çok ses getirmedi ama kadınlar tenisin iki Çinlisi Ni La ve Zheng Jie yarı finale çıkarak turnuvanın yeni ilgi odağı haline geldil. Şimdi herkes bir Çin finali olur mu diye soruyor. İki tenisçinin de final yolunda önünde Justine Henin ve Serena Willams gibi iki efsane duruyor. Benim merakım iki Çinli tenisçinin final oynaması durumunda maçın Hisense Arena’da oynanabilme ihtimalinin olup olmadığı.
Turnuvanın başından beri bu iki Çinli’nin adları geri planda kaldı ama ön plandaki Çinli Hisense Arena idi. Turnuvanın iki numaralı kortu olan Hisense Arena’da pek çok çekişmeli ve güzel maç oynandı. Her zamanki gibi Grand Slam’lerde evsahibi oyuncuların merkez kort randevularından dolayı Novak Djokoviç neredeyse bütün maçlarını bu kortta oynadı.Djokoviç’in iki numaralı kort kaderi Hisense Arena ile pekişmiş oldu.
Devamı… “Avustralya’da bir başka Çinli”
Etiketler: Avustralya Açık, Grand Slam, İsim Hakkı, Melbourne Park, Sponsorluk, Stad isimleri
Böyle bir siteye sahip olup neden bu kadar uzun süredir bu yazıyı yazmadım bilmiyorum. Bana hep sorulan bir soru vardır. Bu aralar işim nedeniyle daha sık karşılaştığım bir soru, “Spora olan ilgim, bendeki bu spor sevgisi nereden geliyor?” Bu soruyla karşılaştığımda otomatik olarak verdiğim cevap, küçüklüğümden beri spor yaptığım ve o yüzden sporu sevdiğimdir. Ama kendi kendime kaldığımda düşünürüm, gerçekten nereden geliyor bu spor aşkı?
Hakkımda kısmında yazmıştım, tenis oynamaya 5 yaşında başladım, takım düzeyine çok sonraları geçtim ama uzun süre lisanslı olarak oynadım. Serde sporculuk var yani. Tenise annemin vizyonerliği ve zorlaması ile başladım. Zorlaması diyorum çünkü çok tembel olduğum için birinin beni iteklemesine ihtiyacım vardı. Kendisine bu konuda her zaman şükretmişimdir. Spor konusunda bana hep destek oldu, beni motive etti. Motivasyon ve destek vardı ama hem tembellikten hem benim kapasitem sınırlı olduğu için hiç bir zaman çok başarılı bir oyuncu olmadım. Profesyonel seviyede vasat bir oyuncuydum. Ama sonuç olarak teknik bir şekilde güzel tenis oynayabiliyorum. Yaklaşık 15 sene boyunca da hem bedenim hem de ruhum tenis ve sporla eğitilmiş oldu. Bu da benim için çok önemli kazançtır. ENKA’daki antremanlar haricinde, okulda da en sevdiğim ders beden dersiydi. Her türlü sporla haşır neşir oldum, voleybol, basketbol, hentbol oynadım. İlkokul döneminde yarışlarda koşmuşluğum bir de yüzme okuluna gitmişliğim var. Kayak yapmayı da denedim, ama topla oynanan sporlara daha yetenekli olduğumu söylemeliyim. Peki, sporculuğun haricinde sporseverlik nasıl gelişti dersek, o zaman Eurosport saolsun diyebilirim.
Devamı… “Kendi Spor Tarihim ve Eurosport”
Etiketler: Bağış Erten, Emre Yazıcıol, Eurosport
2009 yılının ortasında Adidas, Lucas Film ile Star Wars temalı Adidas Originals ürünleri çıkarma konusunda anlaşmıştı. 2009′un bu son günlerinde 2010 koleksiyonuna dair resimler ve bilgiler gün ışığına çıktı. Daha önce Muppet Show karakterli Superstar ayakkabılarla gönüllere taht kuran Adidas, bu işbirliğinden verim almış ki başka hedef kitleleri fethetmek için bu sefer çok damardan bir hamle gerçekleştirmiş. Star Wars’un dünya çapında milyonlarca hayranı olan ve lisanslı ürünleri en çok satılan bir efsane olduğunu düşünürsek Adidas’tan bu hamlesiyle çok kazanacak gibi görünüyor.
Star Wars teması moda dünyasında pek çok marka tarafından kullanılmış da olsa, gençler arasında çok kült bir yeri olan Adidas Originals için koleksiyonunun ilk parçaları ile hem Adidas hem de Star Wars severleri memnun edecek gibi görünüyor. İlk sezon Star Wars – Adidas koleksiyonunda filmindeki temalar ve karakterlerden esinlenen ayakkabı koleksiyonu dikkat çekiyor. Adidas, ilk sezonda koleksiyonu 3 tipe ayırmış: Characters Pack, Vehicles Pack ve Direct Pack. Characters Pack’te Star Wars’ın Yoda, Darth Vader, Stormtrooper, Luke Skywalker ve Princess Leia gibi ikonlaşmış karakterlerinden esinlenen 5 ayakkabı, 2 t shirt ve bir sweat shirt bulunuyor. Vehicles Pack, Star Wars’ın muhteşem araçlarından esinlenen yine 5 ayakkabı ve 2 tshirt bulunuyor. Direct Pack’te ise yine Darth Vader, Stormtrooper temalı ürünlerle birlikte, Prenses Leia’la temalı bayan ürünleri bulunuyor. Koleksiyon şimdilik biraz erkeklere yönelik duruyor. Henüz kadınlara yönelik ürünlerin resimlerine ulaşamadım, umarım kadınlar için de güzel ürünler olur. Ürünlerin paketlemesinde ise standart Adidas kutuları yerine Star Wars paketleri kullanılması planlanıyor. Star Wars severler yeni oyuncaklarınız için hazır olun
Devamı… “Adidas’tan Müthiş Hamle: Star Wars Koleksiyonu”
Etiketler: Adidas, Darth Vader, spor markaları, Star Wars