Oynadıkları maçlar ilk turlarda çok ses getirmedi ama kadınlar tenisin iki Çinlisi Ni La ve Zheng Jie yarı finale çıkarak turnuvanın yeni ilgi odağı haline geldil. Şimdi herkes bir Çin finali olur mu diye soruyor. İki tenisçinin de final yolunda önünde Justine Henin ve Serena Willams gibi iki efsane duruyor. Benim merakım iki Çinli tenisçinin final oynaması durumunda maçın Hisense Arena’da oynanabilme ihtimalinin olup olmadığı.
Turnuvanın başından beri bu iki Çinli’nin adları geri planda kaldı ama ön plandaki Çinli Hisense Arena idi. Turnuvanın iki numaralı kortu olan Hisense Arena’da pek çok çekişmeli ve güzel maç oynandı. Her zamanki gibi Grand Slam’lerde evsahibi oyuncuların merkez kort randevularından dolayı Novak Djokoviç neredeyse bütün maçlarını bu kortta oynadı.Djokoviç’in iki numaralı kort kaderi Hisense Arena ile pekişmiş oldu.
Devamı… “Avustralya’da bir başka Çinli”
Etiketler: Avustralya Açık, Grand Slam, İsim Hakkı, Melbourne Park, Sponsorluk, Stad isimleri
Böyle bir siteye sahip olup neden bu kadar uzun süredir bu yazıyı yazmadım bilmiyorum. Bana hep sorulan bir soru vardır. Bu aralar işim nedeniyle daha sık karşılaştığım bir soru, “Spora olan ilgim, bendeki bu spor sevgisi nereden geliyor?” Bu soruyla karşılaştığımda otomatik olarak verdiğim cevap, küçüklüğümden beri spor yaptığım ve o yüzden sporu sevdiğimdir. Ama kendi kendime kaldığımda düşünürüm, gerçekten nereden geliyor bu spor aşkı?
Hakkımda kısmında yazmıştım, tenis oynamaya 5 yaşında başladım, takım düzeyine çok sonraları geçtim ama uzun süre lisanlı olarak oynadım. Serde sporculuk var yani. Tenise annemin vizyonerliği ve zorlaması ile başladım. Zorlaması diyorum çünkü çok tembel olduğum için birinin beni iteklemesine ihtiyacım vardı. Kendisine bu konuda her zaman şükretmişimdir. Spor konusunda bana hep destek oldu, beni motive etti. Motivasyon ve destek vardı ama hem tembellikten hem benim kapasitem sınırlı olduğu için hiç bir zaman çok başarılı bir oyuncu olmadım. Profesyonel seviyede vasat bir oyuncuydum. Ama sonuç olarak teknik bir şekilde güzel tenis oynayabiliyorum. Yaklaşık 15 sene boyunca da hem bedenim hem de ruhum tenis ve sporla eğitilmiş oldu. Bu da benim için çok önemli kazançtır. ENKA’daki antremanlar haricinde, okulda da en sevdiğim ders beden dersiydi. Her türlü sporla haşır neşir oldum, voleybol, basketbol, hentbol oynadım. İlkokul döneminde yarışlarda koşmuşluğum bir de yüzme okuluna gitmişliğim var. Kayak yapmayı da denedim, ama topla oynanan sporlara daha yetenekli olduğumu söylemeliyim. Peki, sporculuğun haricinde sporseverlik nasıl gelişti dersek, o zaman Eurosport saolsun diyebilirim.
Devamı… “Kendi Spor Tarihim ve Eurosport”
Etiketler: Bağış Erten, Caner Eler, Emre Yazıcıol, Eurosport
2009 yılının ortasında Adidas, Lucas Film ile Star Wars temalı Adidas Originals ürünleri çıkarma konusunda anlaşmıştı. 2009′un bu son günlerinde 2010 koleksiyonuna dair resimler ve bilgiler gün ışığına çıktı. Daha önce Muppet Show karakterli Superstar ayakkabılarla gönüllere taht kuran Adidas, bu işbirliğinden verim almış ki başka hedef kitleleri fethetmek için bu sefer çok damardan bir hamle gerçekleştirmiş. Star Wars’un dünya çapında milyonlarca hayranı olan ve lisanslı ürünleri en çok satılan bir efsane olduğunu düşünürsek Adidas’tan bu hamlesiyle çok kazanacak gibi görünüyor.
Star Wars teması moda dünyasında pek çok marka tarafından kullanılmış da olsa, gençler arasında çok kült bir yeri olan Adidas Originals için koleksiyonunun ilk parçaları ile hem Adidas hem de Star Wars severleri memnun edecek gibi görünüyor. İlk sezon Star Wars – Adidas koleksiyonunda filmindeki temalar ve karakterlerden esinlenen ayakkabı koleksiyonu dikkat çekiyor. Adidas, ilk sezonda koleksiyonu 3 tipe ayırmış: Characters Pack, Vehicles Pack ve Direct Pack. Characters Pack’te Star Wars’ın Yoda, Darth Vader, Stormtrooper, Luke Skywalker ve Princess Leia gibi ikonlaşmış karakterlerinden esinlenen 5 ayakkabı, 2 t shirt ve bir sweat shirt bulunuyor. Vehicles Pack, Star Wars’ın muhteşem araçlarından esinlenen yine 5 ayakkabı ve 2 tshirt bulunuyor. Direct Pack’te ise yine Darth Vader, Stormtrooper temalı ürünlerle birlikte, Prenses Leia’la temalı bayan ürünleri bulunuyor. Koleksiyon şimdilik biraz erkeklere yönelik duruyor. Henüz kadınlara yönelik ürünlerin resimlerine ulaşamadım, umarım kadınlar için de güzel ürünler olur. Ürünlerin paketlemesinde ise standart Adidas kutuları yerine Star Wars paketleri kullanılması planlanıyor. Star Wars severler yeni oyuncaklarınız için hazır olun
Devamı… “Adidas’tan Müthiş Hamle: Star Wars Koleksiyonu”
Etiketler: Adidas, Darth Vader, spor markaları, Star Wars
10-13 Aralık 2009 tarihlerinde İstanbul Abdi İpekçi spor salonu Avrupa Kısa Kulvar Yüzme Şampiyonasına ev sahipliği yapacak. Bizim bildiğimiz Abdi İpekçi’nin yerleri parkedir, üstünde de basketbol oynanır diyenler için açıklayayım, salonun zemini “oyularak” havuz yapıldı ve şampiyona sonrasında eski haline döndürülmesi planlanıyor. Yüzme sporu ülkemizde ilgi görmediği için yeni salon maliyetine katlanmak istemeyen organizatörler çareyi kapasite bakımından yeterli olabiliecek tek yer olan Abdi İpekçi’yi oymakta bulmuşlar. Çünkü, her türlü spor organizasyonuna aday olan İstanbul’da 10 binin üstü kapasitesi olan tek tesisi ne yazıkki Abdi İpekçi spor salonudur. Bu uygulama daha şampiyona başlamadan organizasyonun yoğun eleştirilere maruz kalmasına yol açtı.
Şimdi herşeyi baştan bir düşünelim. Öncelikle biliyoruz ki pek çok spor gibi yüzme sporu da ülkemizde çok ilgi görmüyor. Her olimpiyat ve büyük şampiyona da yüzücülerimiz havuzda boğuldu başlıklarından öteye de haber olamıyor. Büyük şampiyonalar düzenlenmediği için ilgi yok, ilgi olmadığı için tesis yok. Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar durumu. Eleştirilecek çok şey var, ama nedense sorunların çözümleri de eleştirilecek özelliklerde oluyor. Türkiye’nin daha önce de bir yüzme şampiyonası düzenleme girişimi oldu. 1999 yılında Avrupa Yüzme Şampiyonası İstanbul’da yıllardır doğru dürüst kullanılamayan Olimpiyat köyündeki yüzme tesislerinde yapıldı. Pieter van den Hoogenband, Alexander Popov, Ágnes Kovács, Inge de Bruijn, gibi yıldızlar Türkiye’ye geldi. Şampiyonaya gelen seyirci sayısına ulaşamadım, ama çok sayıda kişinin geldiğini hatırlamıyorum. O zaman olimpiyatlara katılan en önemli yüzücümüz Derya Büyükuncu idi, 2009 yılına geldik yine Derya Büyükuncu. Yanlış anlaşılmasın kendisine olan takdirim ve hayranlığım büyüktür. Benim eleştirim şampiyonalara aday olup, eline yüzüne bulaştırarak düzenleyerek sporu geliştireceklerini iddia edenlere…
Devamı… “Abdi İpekçi Havuz Oldu, Haydi Yüzmeye!”
Etiketler: Avrupa Kısa Kulvar Yüzme Şampiyonası, Federica Pellegrini, Laslo Cseh, Paul Biedermann, Spor turizmi, Yüzme
Son bir haftadır spor sayfalarının en önemli gündem maddesi Galatasaray oldu. Geçen haftasonundan bu yana Galatasaray’ın adı salondaki şiddet olayları, sağlık sorunları ve en son akıl almaz bir şike skandalı gibi pek çok olayla anıldı. Önce Galatasaray Cafe Crown, Fenerbahçe Ülker basketbol maçında salonda olaylar çıktı. Bir kaç holigan, Fenerbahçeli oyunculara, ardından oyuncular da seyircilere saldırdı.
Bu şiddet olaylarının gölgesinde, Galatasaray Kulübü hafta içinde gelecek vadedebilecek bir projesini “GS Bonus kartın” tanıtımını yaptı. Hem güvenlik hem de pazarlama aracı olarak tasarlanan bu kartla Galatasaray, taraftarlarını tespit edebilme ve taraftarlarına özel kampanyalar sunabilme fırsatını yakalıyor. Bu kart son dönemlerde ürün gamını artırmaya çalışan Galatasaray için olumlu bir gelişme olarak nitelendirilebilir.
Tam olumlu bir gelişme oldu derken, Kulübü Arda Turan’ın ve altyapıdaki futbolcularının domuz gribi olmasıyla sarsıldı. Bu olayın yankıları sürerken Galatasaray Spor Kulübü’nün tarihindeki en büyük skandal patlak verdi. Fenerbahçe ve Oyak Renault kulüplerinin itirazlarıyla, Cemal Nalga’nın hazırlık maçlarında cezalı olmasına rağmen hem de takım arkadaşının formasıyla oynatıldığı, yetmezmiş gibi bir de üstüne federasyona yalan beyanat verildiği ortaya çıktı. Ardı ardına gelen kötü olaylardan sonra Galatasaray’ı çökerten işte bu darbe oldu.
Devamı… “Olayların Takımı Galatasaray”
Etiketler: Arda Turan, Basketbol, Cemal Nalga, Domuz Gribi, Galatasaray, GS Bonus Card, TBL
Spor sponsorlukları deyince akla pek çok değişik sponsorluk örneği geliyor. Sporcular, takımlar ve turnuvalar firmaların en sevdiği sponsorluk biçimleri olarak öne çıkıyor. Kimi zaman ünlü bir sporcu kolunda veya üstünde firmanın logosunu taşısın diye milyonlarca dolar harcanabiliyor. Peki maçlar esnasında sporcular ve saha içi reklamlar kadar göze çarpan başka ne olabilir? Tabiiki taraftar grupları.
Üç büyük kulübün taraftar grupları bir yana, Anadolu kulüplerinde ve ikinci lig takımlarında da sadık ve ilgici çekici pek çok taraftar grubu var. Eskişehir, Bursaspor ve Karşıyaka taraftarları bunlara bir kaç örnek. Bu taraftar gruplarının bir çoğu öyle bir güç haline gelmişler ki, yaptıkları haraketler, tezahuratlar ve pankartlarla gündem yaratabiliyorlar. Tabii ki fair play dışı holigan davranışları bunun dışında bırakıyorum. Belki ülkemizde çok örneği yok ama dünyada futbol haricinde de pek çok spor dalında da böyle enterasan taraftar gruplarına rastlamak mümkün. Taraftar grupları her maçta ve takımla ilgili her yerdeler. Peki takımla bu kadar özdeşleşmiş bu gruplar neden pazarlama planları içinde yer almaz?
Devamı… “Çarşı Reklama da Karşı Mı?”
Etiketler: Beşiktaş, Çarşı, Pazarlama, Taraftar, Taraftar Grupları

Avrupa’da futbol sezonu açılmadan önce yine transfer sezonunda fırtınalar koptu. Real Madrid yine yaptı yapacağını ve paranın satın alabileceği en iyi oyuncuları takıma kattı. Florentino Pérez’in başkanlığında 2000 sezonundan itibaren Real Madrid sürekli Dream Team kurma hayalinin peşinde oldu. 2005-2006 sezonunda dönemin en iyi oyuncuları Beckham, Zidane, Ronaldo, Roberto Carlos, Raul’u aynı anda oynatan Real Madrid, ne yaptıysa o dönemde başarı anlamında çok bir şey elde edemedi. Pérez başkanlığındaki 6 yılda sadece bir, sonraki dönemde de yine bir şampiyonlukla yetindiler. Şampiyonlar Ligi’nde ise Real Madrid çoğu zaman yarı finalden öteye gidemedi. Pérez yaklaşık 4 sezonluk bir aradan sonra kulübün başına tekrar geçtiğinde yine eski alışkanlığına döndü. Dream Team’i kurmak, Real Madrid’i yıldızlar topluğuna çevirmek. Bütün küçük çocuların hayalidir en iyi oyuncuları aynı anda sahada oynatmak. Bir iş adamının veya kulüp başkanın değil. Çünkü futbol bir takım oyundur ve yıldız sayısı arttıkça başarı ters orantılı olarak düşebilir. Çünkü o kadar çok ego aynı anda haraket edemez. Alınan oyuncunun takım için yararı ve takım dinamiğine katkısı yıldızının parlaklığından önemli olmalı. Ancak Real Madrid ve onun İngiltere’deki kopyası Manchester City bunu pek önemsemiyor.
Devamı… “Real Madrid Futbolu Öldürüyor Mu?”
Etiketler: Christiano Ronaldo, Futbol, Kaka, Real Madrid, Transfer
Sayıları az da olsa hem dünya çapında hem de ulusal çapta başarılı birkaç spor markamız var. Hidayet Türkoğlu, Mehmet Okur, Kenan Sofuoğlu ve 12 Dev Adam bunlardan birkaçı. Saydığım bu isimlerin başarılarıyla birlikte elde ettikleri sponsor ve reklam desteğiyle birer spor markası haline dönüşmeyi başardılar. Tesadüftür ki çoğu basketboldan çıkma. Yine bu isimler gibi başarılarıyla bize gurur veren ancak henüz yeterli kamoyu desteğine ulaşmamış ve bence sponsor desteğinden mahrum kalmış bir spor dalı veyarattığı başarılı markaları var. İşte Tekerlekli Sandalye Basketbolu ve lig şampiyonu Galatasaray başarılı bir spor markası olmaya aday. Tekerlekli Sandalye Basketbol Milli Takımı ve Galatasaray Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı uluslararası düzeyde bizi gurulandıracak önemli başarılar elde ettiler ve etmeye devam ediyorlar. Hatta Galatasaray takımı kulübün desteği ile bir marka olma yolunda önemli adımlar attı.
Devamı… “Tekerlekli Sandalye Basketbolu”
Etiketler: Engelsiz Aslanlar, Sponsorluk, spor markaları, Tekerlekli Sandalye Basketbolu