Ara 24 2011

I am a Celtic

Kategori: Basketbol,NBACeyla Kütükoğlu @ 6:00 pm

Ne zaman başlayacak, yoksa sezon yok mu, Stern ne dedi, oyuncular birliği ne yaptı, bir toplantı bu kadar uzun sürer mi diye karnımıza ağrılar girdiren bir dönemden sonra nihayet büyük şov başlıyor. Uzun süren hasretin ardından gelen vuslat, Hritsiyan aleminin bayramının dünyaya yayılmasını temsilen 25 Aralık’a denk geldi. Lokavt sayesinde NBA içişlerine hakim olduğumuz bir dönemin ardından sevdiğimiz oyunun en sevdiğimiz sahnesinin perdesi, iki Garden takımından büyük elma olanının evindeki maç ile açılacak. New York Knicks şanlı Boston Celtics’i ağırlarken yeni sezon hazırlığımızı Celtics videoları ile yapalım da rengimizin yeşil olduğu belli olsun. NBA’in dönmesi ile dolaşıma giren ilk yeni sezon reklamı…

Reklamın ilham kaynağı da Celtics’in 22 yıl sonra gelen 2008 şampiyonluğuna “I am a Celtic” belgeseli. Celtics efsanelerinden John Havlicek, Bob Cousy ve Sam Jones’un ağzından yıllar süren hasreti dindiren şampiyonluğun geldiği sezonun perde arkasını anlatılıyor.

Doc Rivers, Paul Pierce, Kevin Garnett, Ray Allen, Rajon Rondo, Kendrick Perkins’le Celtic ruhu…That’s why I like this team that why “I am a Celtic”

Paylaş
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter

Etiketler: , , , , ,


Ağu 27 2011

Futbol için sosyal, mobil ve lokal servisler (İnfografik)

Kategori: Spor Pazarlaması,Spor ReklamlarıCeyla Kütükoğlu @ 6:42 am

Sosyal ağlarla birlikte futboseverlerin hayatına sanal kahvehane kavramı girdi. Maç zamanları Twitter ve Facebook gibi sosyal medya ortamlarında görebileceğiniz iletilerin büyük çoğunluğu o maçla ilgili oluyor. “Ne biçim goldü”, “Hoop ofsayt” , ” Hani sarı kart” gibi maçla ilgili tüm yorumlarınızı yanı başınızdaymış gibi arkadaşlarınızla hatta yeni “kahvehane arkadaşlarınız” takipçilerinizle paylaşabiliyorsunuz. Twitter’daki trendlere bakıldığında futbol maçlarının ve futbolcuların listede epey yer aldığına da dikkat etmişsinizdir zaten. Daha bir ay önce Twitter’ın saniyede atılan mesaj sayısı rekoru yine bir futbol olayıyla, FIFA Kadınlar Dünya Kupası finaliyle kırıldı. Amerika ve Japonya arasındaki final maçı için saniyede atılan 7,196 tweet sayısı birinciliği alırken aynı dönemde devam eden Copa America turnuvasındaki Brazilya-Paraguay maçında atılan 7,166 tweet sayısı ikinci olarak bir başka rekor kırıyordu.  Futbolun sosyal medyadan, sosyal medyanın futboldan beslediği bir ortamda veriler de futbolun bu sosyal ortamlardaki popülaritesini gösteriyor.

Futbol, sosyal medyada etkili olduğu kadar mobil ve yer bazlı servisler üzerinde de oldukça etkili. Bizde mobil uygulamalar yeni yeni gelişiyor ama hala spor veya futbol odaklı olanlar azınlıkta. Yer bazlı uygulama (location based services) kavramının ise henüz anlaşılmadığı ve bir fayda yaratacak uygulamayla birleştirilmediği tuvalete giderken Foursquare’de check in olan insanlardan görülebilir. Ancak dünyada bu servisler ve uygulamaların spor etkinlikleri ile ilişkileri gün geçtikçe artıyor.

Futbol odaklı sosyal, mobil ve yer bazlı servislerin  kullanımdaki gelişimini gösteren infografik:
Devamı… “Futbol için sosyal, mobil ve lokal servisler (İnfografik)”

Paylaş
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter

Etiketler: , , ,


Ağu 27 2011

Head ve Nole’den süper viral

Kategori: Eğlencelik,TenisCeyla Kütükoğlu @ 6:36 am

Bu yılın en çok konuşulan tenisçisi bu sezon sadece iki kez (biri ekselans Federer’e, diğeri de Murray karşısında maçı bırakarak) yenilip, toplam 57 maç ve 9 turnuva kazanan Novak Djokovic. Şu aralar ününe ün katıp televizyon televizyon gezen Djokoviç’in herkes tarafında sevilmesini sağlayan özelliği ise iyi bir taklitçi olması. Head bu fırsatı iyi görmüş, iki oyuncusunu aynı reklamda birleştirmiş.Senelerdir Sharapova, Nadal, Roddick hatta Federer taklitleri ile herkesi gülmekten kırıp geçiren Djokovic meşhur Sharapova taklitini bir reklam filmine taşıdı. Nole’nin viral potansiyeli çok güzel kullanılmış. Bu aralar tenis dünyasının en çok konuşulan videosu bu :)

Head raklamı:

Ve Djokovic’in en meşhur Sharapova ve Nadal taklitleri:

Paylaş
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter

Etiketler: , , ,


Ağu 19 2011

Taraftarın Gürültücüsü Makbul

Kategori: Spor ReklamlarıCeyla Kütükoğlu @ 7:48 am

Bu yaz turnuva kampanyaları çoğu bağırmak üzeri kurulu. Bağırmayan taraftar olduğu yerde kalsın ama sesini yükseltsin. Taraftarın sesini ölçmeye yönelik kampanyalardan ilki Copa America’da  ikincisi de Litvanya’daki Eurobasket 2011 için yapılmış.

İlk örnek Copa America 2011 için sponsor Coca-Cola’nın yaptığı maç izleme aktivitesi. Arjantin – Kosta Rika maçı için kurulan dev ekranda maçı izleyebilmek için bağırmak ve tezahürat yapmak gerekiyor. Tezahürat ölçer (Alentometro) taraftarları ölçüyor, sessizlik anında ekran kararıyor. Gürültü artıkça maçın da görüntüsü geri geliyor. Arjantin’deki Ogilvy hazırlamış.

İkinci örnek de Ağustos sonunda Litvanya’da başlayacak Eurobasket 2011 için otobüs duraklarına kurulmuş bir uygulama. Kampanya, “şampiyonaya hazırlık en az şampiyona kadar heyecan verir” mesajına odaklanmış. Eurobasket’in yapılacağı 6 şehirdeki birer otobüs durağına yerleştirilen desibel ölçerle en ateşli (en gürültücü) taraftarlar belirleniyor. Durakta beklerken atacağınız çığlık desibel ölçer tarafından kaydediliyor en yüksek skoru geçmeye çalışıyorsunuz. Sonunda bir havuç olmadığı için pek manalı gelmedi ama bir durakta bir grup insanın durup dururken çığlık atması turnuvaya epey dikkat çeker.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak:www.ibelieveinadv.com, www.bigumigu.com

Paylaş
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter

Etiketler: , , , ,


Ağu 16 2011

Yatırım değil reklam

Kategori: Sponsorluk,Spor EkonomisiCeyla Kütükoğlu @ 8:13 am

Türk basketbolunda 80 ve 90’lı yıllarda müessese takımı kavramı alıp başını gitmişti. Sosyal sorumluluk kavramının konuşulmadığı yıllarda firmalar kurdukları basketbol takımları ile ligde mücadele ederken bir yandan reklamlarını yapıyor, bir yandan ülke sporuna katkıda bulunuyorlardı. Eczacıbaşı, Tofaş, Efes Pilsen, Ülkerspor, Oyak Renault bu akımın öncüleri idi. Bu takımların pek çoğu bugün yok. Şimdi de Oyak Renault takımı çok da gürültü çıkmadan ligden çekildi. Sebep sadece söylediği gibi ekonomik değil. Bu karar, takımın para kaynağı şirketin ve ülkedeki tüm spor sponsorluk camiasının stratejisindeki bir değişiklikten de kaynaklanıyor.

90′lardaki müessese takımları yeni milenyumda sponsor destekli takımlara evrildi. Bu dönemde firmalar için farklı spora destek ve spordan yararlanma yolları çıktı. Müessese takımı kavramı sponsorluk anlaşmalarına dönüşmeye başladı. İlk olarak, Ülker kendi ismin taşıyan Ülkerspor takımını kapatarak Fenerbahçe’nin ana sponsoru oldu. Galatasaray ve Beşiktaş’ın isim sponsorluğu da alınarak bir takımdan 3 tane büyük sponsorluk çıkartıldı. İlerleyen yıllarda isim sponsorluğu yoluyla takım destekleme işi voleyboldaki Vakıfbank Güneş Sigorta Türk Telekom takımı gibi zincirleme isim tamamlaması dönüştü. Geçmişin müessese takımlarından geriye birkaç tane kaldı. Efes Pilsen alkollü içecek firmalarının spor sponsorluklarına karşı çıkan yasağa holding ismi olan Anadolu Efes’i kullanarak direniyor. Türk Telekom yoluna devam ederken eskilerden kalan bir müessese takımı daha ligden çekilme kararı aldı.
Devamı… “Yatırım değil reklam”

Paylaş
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter

Etiketler: , , , , ,


Ağu 02 2011

Lokavtın ekonomik kayıpları

Kategori: NBA,Spor EkonomisiCeyla Kütükoğlu @ 3:21 am

Amerika’da spor kamuoyu uzun zamandır lokavt mevzu ile meşgul. Sadece NBA’de değil NFL’de de lokavt olması Amerikan spor ekonomisi için kriz sinyalleri çalmasına neden olmuştu. Amerika gibi dev bir spor ekonomisinin ikisinin birden aynı anda kepenk indirmesi büyük kayıplara neden olabilirdi. Uzmanlar iki ligin birden durmasının yaratacağı faciayı öngörerek en azından liglerden birinin zamanında başlayacağını tahmin ediyordu.

Neyse ki Mart ayında başlayan NFL lokavtı sezon başlamadan çözüldü. NFL gelirinin nasıl paylaşılacağına sonunda karar verildi ve lig planlanan zamanda başlayacak.  NBA lokavtı ise sürüyor, konuşulanlar ligin takvim yılı 2012 gelmeden başlamayacağı yönünde.

Aşağıdaki infografik lokavtın ekonomik kayıpları gösteriyor. Buna göre NBA lokavtı televizyon reklam gelirlerinde 1 milyar dolarlık bir kayıp yaratıyor. NFL lokavtı devam etseydi 3 milyar dolarlık bir kayıp daha olacaktı. Super Bowl’un yarattığı reklam ekonomisini düşünürsek bu nedenle pek çok ajans ve medya planlama şirketinin de krize girmesi beklenebilirdi. Büyük tehlike atlattılar. NBA lokavtı reklam gelirlerinin yanı sıra 2.7 milyar dolarlık lisanslı ürün piyasasına da büyük darbe vuracak. Geçmiş lokavt ve grevlerde olduğu gibi seyirci sayısı ve ratingler düşecek. Bir olumsuzluk da giden geri gelmesinin kolay olmamasından kaynaklanıyor. Geçmişteki lokavt ve grevlerde yaşanan kayıpların telafisinin de uzun sürdüğü biliniyor. O yüzden lokavt ne kadar uzun sürerse kayıp da o kadar artacak ve telafisi gittikçe güçleşecek.

Infographic on the Economic Impact of NBA and NFL Lockouts for Media Buyers and Advertisers
Paylaş
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter

Etiketler: , , , ,


Tem 12 2011

Güçlü Güzel(dir)midir?

Kategori: Spor Pazarlaması,Spor Reklamları,TenisCeyla Kütükoğlu @ 7:38 am

Bir reklam veya tanıtım kampanyasını değerlendirmek için kampanyanın sonuçlarına bakmak gerekir. Bu yüzden WTA Tour’un iki ay önce başlattığı kampanyayı eleştirmek veya alkışlamak yapmak için elde yeterli veri yok. Ama yine de içim içime sığmadı bir şeyler yazmak istedim.

WTA Tour bir süredir yüksek sesle ifade edilmeyen bir kriz içinde. Bunun en önemli sebebi 10-20 yıl önce olan rekabetten ve yıldızlardan yoksun olunması. Tenisin fizik gücüne evrilmesi sonucunda kadın tenisi, erkeklerden daha büyük zarar gördü. Yeni yıldızlar doğacağı yerde mevcut yıldızlar Williamslar, Henin, Clijsters gibi daha tenis ömrünü doldurmamış isimlerin erken vedaları kadınlar tenisini bir darboğaza soktu. Son 5 yılda denklemden Williams’ları çıkardığınız takdirde elde kalan yıldız adayları ve bir numaralar hep sorgulandı. Erkek tenisi tarihinin en şahane rekabetlerinden birine bir üçüncü ihtimal dahil ederken, kadınlar tenisindeki yıldızların hiçbirinin kudreti üzerinde uzlaşma sağlanamıyor. Market puanı toplamaya benzer sıralama sistemi yıllardır uygulanıyor olmasına rağmen hiç bu kadar sorgulanmamıştı. Son 5 senedir Grand Slam’le kutsanmamış Safina, Jankovic ve Wozniacki gibi nitelikle değil nicelikle kazanan bir numaralar kimseyi mutlu etmiyor. Şu anda performansları ve kişilikleriyle heyecan veren isimler olsa da yıldız yokluğu WTA’in ışıklarını her geçen gün daha sönük hale getiriyor.

Devamı… “Güçlü Güzel(dir)midir?”

Paylaş
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter

Etiketler: , , , ,


Tem 04 2011

Bir başka dünyanın kupası

Kategori: Dünya Kupası,FutbolCeyla Kütükoğlu @ 9:08 am

Yer Berlin, Almanya. Haftalar hatta aylar öncesinden başlamış bir hazırlık var. Bir ulus tek yürek olmuş bugüne odaklanmış. Havaalanından başlayarak her yer, sokaklar ve dükkanlar süslenmiş. Her yerde onların fotoğrafları var. Berlin’de hatta tüm Almanya’da bir bayram havası, herkes bu şöleni bekliyor.

26 Haziran 2011, Berlin Olimpiyat Stadı saat 17:00. Açılış maçına ve beklenen şölenin başlamasına bir saat var. Sokaklarda en az iki kişiden birinin elinde bir bayrak veya üstünde bir forma var. Çoluk çocuk, ailece yüzleri boyalı taraftarlar maça gidiyor. 5 Türk gazeteci bir de ben, şaşkın gözlerle etrafı izliyoruz. Sanki uçakla bir başka ülkeye değil de başka bir evrene geldik. Maçın başlamasına yarım saat kala stadın etrafı sakin. “Belki de tahmin edildiği kadar kalabalık olmayacak” diye geçiriyoruz içimizden, birazdan göreceklerimizi hayal bile edemeyerek.

Devamı… “Bir başka dünyanın kupası”

Paylaş
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter

Etiketler: , , ,


Tem 02 2011

Fransa Bisiklet Turu yollarından kalplere

Kategori: Genel,Spor DallarıCeyla Kütükoğlu @ 8:32 am

Bugün dünyanın en önemli, en büyük bisiklet yarışı Tour de France yani Fransa Bisiklet Turu başlıyor. Yaklaşık 2500 km ve 20 gün süren yarış dahilik ve delilik arasındaki çizginin geçilmesinin önemli bir simgesi olmuş. 1903 yılından beri yapılan yarış, bisiklet tutkunları veya doğa severler için yılın en önemli anı. Bisiklet sporu ve yarışları ile ilişkisi sınırlı olanların bile bir şölen olarak kabul ettiği bu doğa üstü olay binlerce hikayeyi barındırıyor.

Son on yılda yarışı biraz takip etmiş pek çok kişi içinse en büyük hikaye, kanserle mücadelesinden 7 kez Fransa Bisiklet Turu şampiyonluğu ile ayrılmış Lance Armstrong’unki. Geçen sene bıraktığı için artık izleyemeyeceğimiz Armstrong için dopingliydi değildi diye tartışmalar hala devam ededursun, biz onu yaşattıkları ve uğrundaki savaştıkları ile saygıyla anıyoruz.

Fransa Bisiklet Turu’nda yarışmak, hatta turu anlamak bile ayrıca bir mühendislik dalıyken, 2009 Lance Armstrong’un kanserle mücadele vakfı Livestrong ile Nike turun şanına yakışır muhteşem bir kampanya yapmışlardı. 2008 yılı Eylül ayında Armstrong’un dönüşünü açıkladığında amacının zaferlerden çok Livestrong mesajını dünyaya yayma olduğunu vurguluyordu. Bundan yola çıkarak, Nike 2009 yılında Livestrong hareketi altında Fransa Bisiklet Tunu’na damga vuracak bir kampanya tasarlıyor. Satış veya kar amacında çok uzak olan bu kampanya sadece Lance Armstrong’u değil, tüm turla birlikte büyük bir kanser bilgilendirme ve farkındalık kampanyası olarak Cannes Lions dahil pek çok ödül aldı. Sosyal medyada yazılan dijital mesajları fiziksel dünyaya yansıtan kampanyada, özel olarak üretilen Chalkbot isimli makine aracılığıyla turun geçtiği yollara sosyal medya aracılığı ile gönderilen destek mesajları yazıldı. Toplamda 36 bin mesaj Twitter, banner, wearyellow.com sitesi ve SMS aracılığı ile geldi. Seçilen binlerce mesaj turun geçtiği 13 etapta yollara yazıldı. Tur boyunca bisikletçilerin geçtiği yollarda görülen sarı ile yazılmış bu mesajlarla 28 milyon kanser hastasına destek olunmaya ve kanserle savaş farkındalığı yaratılmaya çalışıldı.

İşte o yaratıcı ve başarılı Livestrong kampanyası:

Paylaş
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter

Etiketler: , , , , , ,


Haz 20 2011

Babalar ve Çocukları

Kategori: Eğlencelik,Spor DallarıCeyla Kütükoğlu @ 8:19 am

Joakim ve Yannick Noah

Sporcu geni var mıdır babadan oğlu geçer mi bilinmez ama büyük sporcuların çocuklarına ister istemez potansiyel sporcu gözüyle bakılıyor. Spor tarihinde, babalarının ayakkabılarına ayaklarını geçirip onları izleyen kimi zaman daha büyük efsanelere dönüşen pek çok isim var. Bunlara NHL efsanesi (Hall of Fame) olan Bobby Hull’un kendi gibi hem MVP ödüllü hem de 600 gol barajını aşan oğlu Brett Hull, babaları Archie Manning’den sadece futbolculuk değil oyun kuruculuk (quarterback) yeteneğini de alan NFL kardeşleri Peyton ve Eli Manning, babası Cesare Maldini’nin çalıştırdığı Milli takımda oynayan Paolo Maldini, babası Giles’i Formula 1 uğruna kaybetmesine rağmen onun direksiyonuna geçen Jacques Villeneuve, en bilinen örnekler. Listeyi uzatmak mümkün, hatta gen transferinin birden fazla jenerasyonu kapsadığı üç jenerasyondur NASCAR yarışcısı olan Earnhardt’lar gibi örneklerden de bahsedilebilir.

Bu saydığım örneklerin hepsi babalarının mesleklerini devam ettiren sporcular. Bir de bunların arasında babalarının sporculuğunu devam ettirip spor dalında farklılaşan isimler var, bu yazının konukları da onlar.  Ben bildiğim birkaç isimden bahsettim, sizin bildikleriniz varsa ve eklerseniz sevinirim.

Devamı… “Babalar ve Çocukları”

Paylaş
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter

Etiketler: , , ,


Sonraki Sayfa »