Haz 03 2012

Sharapova’nın Grand Slam Gardrobu

Kategori: Genel,TenisCeyla Kütükoğlu @ 11:09 am

Nike’nın kadın sporcular arasında en sevdiği Maria Sharapova olsa gerek. Masha güzelliği, düzgün fiziği ile adeta Nike’ın korttaki mankeni durumda. Nike herkes için olmasa da bazı yıldızları için her Grand Slam’de özel bir koleksiyon hazırlıyor. Göz bebeği Sharapova içinse ayrı bir özen gösteriyor. Grand Slam öncesinde Sharapova’nın bir tane daha kazanıp kazanamayacağı kadar ne gidiği de merak konusu oluyor. Sharapova’nın kıyafetleri arasında bir kokteyl’e giyilebilecek kadar şık olanları var.

Favorim kesinlikle 2006 Amerika Açık’ı kazanırken giydiği Breakfast at Tiffany’s esintili gece elbisesi. Roland Garros 2008 ikinci, Avustralya Açık 2008 de üçüncü olur. En kötüsü  için Wimbledon 2008′deki acayip smokin kıyafeti ve  2010 Avustralya Açık cümbüş kıyafeti kapışır.

Üşenmedim 2005′ten bugüne Sharapova’nın Grand Slam kıyafetlerini sıraladım.


Paylaş
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter

Etiketler: , , ,


May 27 2012

Sayılarla Türklerin futbol sevgisi

Kategori: Futbol,GenelCeyla Kütükoğlu @ 2:08 pm

Liverpool efsanesi Bill Shankly “Bazı insanlar futbolun bir ölüm kalım meselesi olduguna inanırlar. Sizi temin ederim ki ondan çok çok daha önemlidir” demiştir. Türkiye’de pek çok insan için bunun geçerli olduğunu geçtiğimiz yazdan beri yaşanan süreçte özellikle ligin son günlerinde daha iyi gördük. Rakamlara vurduğumuzda futbol sevgimiz ne boyutta bunu anlamak için İpsos KMG’nin hazırladığı Türkiye’yi Anlama Kılavuzuna bakmak gerekiyor. Ipsos KMG iki yılda bir Türkiye’yi anlama kılavuzu oluşturuyor ve 14 yaş üstü 16 bin bireyle görüşüp orta sınıftaki değişimi izliyor. Bu sene futbolla ilgili geniş bir bölüm var.

Futbol Türkiye insanı için ne ifade ediyor, Türkiye’yi Anlama Kılavuzu’ndan bazı sonuçlar:

Fanatiklik

  • Her yaştan grubundan erkeklerin içinde futbol hayatımın ayrılmaz bir parçasıdır diyenlerin oranı %12

  • Tuttuğum takımın fanatiğiyim diyenlerin ortalaması dünyada %66 iken bu oran TR için %83

  • Tuttuğum takımın KOYU fanatiğiyim diyenlerde ortalama dünyada %11lerde ve TR %22 ile ilk sırada

  • Futbolu önemserim, eksikliğini hissederim diyenler %10

  • Futbolu severim ama benim için çok önemli değil görüşünü paylaşanlar %28

  • Futbol ile pek ilgilenmem oranı ise %51

  • Tuttuğum takımın KOYU fanatiğiyim diyenler %22 TR, %21 Hindistan, %19 Brezilya ilk 3 sırayı oluşturuyor.

  • UEFA’ya göre haftalık maç başına ort. seyirci Almanya 42bin, Ingiltere 35bin, Ispanya 28bin ile ilk 3 sırayı paylaşıyor.

  • Dünyada haftalık maç başına ortalama Futbol Seyirci Sayılarında 10uncu sıradayız.

 

Sporda Şiddet Yasası ve Seyircisiz maç Uygulaması

  • Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesi” yasasından haberdarlık %72 seviyesinde

  • “Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesi” için ne biliyorsunuz diye sorulduğunda %40ı içeriğini bilmediğini bildiriyor

  • “Cezalı maçlara sadece kadınların ve çocukların alınması uygulamasını destekliyormusunuz” sorusuna %82 destek var.

  • Kadınların %76sı, erkeklerin %84′ü cezalı maça kadın ve çocukların alınmasını desteklediği görüşünü paylaşıyor.


    Kaynak: İpsos KMG

 

Paylaş
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter

Etiketler: , , ,


Şub 05 2012

Bir reklam bu kadar para eder mi?

Kategori: NFL,Spor Reklamları,Sports MarketingCeyla Kütükoğlu @ 1:52 pm

Geleneksel Super Bowl yazısı için geç kaldım ama unutmadım. Bu yıl herkesi sayılarla boğmaktansa Super Bowl’un reklamcılık dünyasının Kadir Gecesi olmasının ardında yatanları paylaşmak istiyorum. Artık herkes biliyor, Super Bowl televizyon tarihinin en pahalı reklam spotuna sahip programı.

Bu yıl tek bir reklam spotu için biçilen değer 3.5 milyon dolar oldu. Yani Türkiye’de televizyonda reklamlarını gördüğünüz pek çok firmanın yıllık toplam reklam bütçesinden fazla. Geçen yıl bu bedel 3 milyon dolardı. Yayıncı kuruluş Fox’un reklamverenlerle yaptığı anlaşmaya göre her yıl %10’luk bir artış öngörülmüştü ancak kanala göre bedel çok daha fazla olmalıydı. Öyle de oldu. Fox’un Super Bowl gecesi toplam reklam beklentisi 250 milyon dolar, bu nedenle spot başına düşen bedel de bu kadar yüksek. Bu reklamlar bu paraya gerçekten değer mi?

Tüm dünyada ekonomik kriz konuşulurken, 30 saniyelik tek bir reklam spotunun fiyatı nasıl 3.5 milyon dolara dayanır bunun basit bir kaç nedeni var.

1) Super Bowl reklamları tek bir spottan ibaret değil. Devre arasında gösterilen reklamlar öncesi ve sonrasıyla 1 aydan fazla süren bir kampanyanın bir parçası. Maç sırasında yayınlanan reklam da kampanyanın zirve noktası. Bir spota bu kadar para vermiş bir firmanın reklamla yetineceğini de düşünmemek lazım. Reklamda yaratılan karakter, hikaye vs ile ilgili mikro websiteleri, kampanyaya bağlı bir promosyon, sosyal medya etkileşimi hepsi kampanyanın öğeleri ve seyirciyi tüketiciye dönüştürme hedefinin önemli parçaları.

2) Reklamlar içeriğin ta kendisi. 100 milyondan fazla kişi izliyor ama bir çoğu için maçın sonucunun pek bir önemi yok. Super Bowl, reklamların zaplanmadığı aksine rol çaldığı tek televizyon programı . Reklamlar öyle önemli ki NBC televizyonunun maç analistlerinden bazılarının maçı stadyumdan değil evden izlemeleri gerekiyor. Reklamları kaçırmamaları için!

3) Teknoloji ve sosyal medyanın çarpan etkisi var. Super Bowl reklamlarında 3D teknolojisi, QR kodlar ve mobil uygulamalar gibi teknolojinin reklamverenlere sağladığı bir sürü yenilik kullanılıyor. Reklam arasında herkes telefon ve bilgisarları ile ilgili websitelerine giriyor. Reklamlar bir ay öncesinde Youtube’a düşüyor ve sosyal medya platformlarında defalarca paylaşılıyor. Geçen yılki Volkswagen mini Dart Vader reklamı 15 milyondan fazla kez izlendi. 2011 reklamlarının tamamı toplamda 360 milyon kez izlendi. Geçen yıl Super Bowl günü 6 saatte 4.5 milyon Super Bowl tweeti atıldı. Eskiden bir konuşuluyorsa artık sosyal medya ile 10 konuşuluyor.

4) Ölçülebilir reklam. Kampanya sınırlı bir zaman dilimini kapsadığından özellikle de bir promosyon içeriyorsa satış rakamları, sosyal medya etkisi reklamın etkisinin ölçülebilmesini sağlıyor. Fox büyük kapsamlı araştırmalar yaptırıyor ve sonuçları reklamverenlerle paylaşıyor. Sosyal medya araştırmaları da reklamın etkinliğini ölçmede büyük rol oynuyor.

5) Spor, televizyonun sahip olduğu en iyi program türü. Milyonları ekrana kilitelemenin en kolay yolu spor karşılaşmaları, Heyecan, aksiyon, korku , çoşku, aidiyet duygularının hepsinin birden yaşanabileceği bir program daha yok. TÜm dünyada spor karşılaşmalarının yayın hakları televizyonculuğun en pahalı kısmını oluşturuyor. Spora eğlence katmaksa bu değerin katlanmasına sebep oluyor.

Peki neden Super Bowl? Reklamcılığın bir felsefesi varsa, bu felsefenin an öğretisi “Perception is Reality, Algı Gerçektir” dir. Gerçekten bir reklamcılık fenomeni olan Super Bowl da algı yaratmanın en güzel örneği. Sporcusu, televizyoncusu, ajansı, reklamvereni, sanatçısı el birliği ile Super Bowl’un yeryüzünün en büyük televizyon etkinliği olduğunu algısını yaratmayı başardılar. Super Bowl’u kurgulayanlar bunu bir futbol maçı olarak değil bir televizyon programı olarak kurguluyorlar. İşin eğlenme yanı bu kadar ön planda olunca, Amerikan futbolu dünyanın en popüler sporu olmasa da Super Bowl, spor reklamcılığının zirvesini oluşturuyor. Devre arası şovu ise yayınlandığı maçın önüne geçebilen tek etkinlik olarak dikkat çekiyor. Tüm bunlar yüzünden yılın en çok konuşulan etkinliği ama maçın sonucunu kimse hatırlamıyor. Madonna bile Super Bowl devre arası şovunda sahne almasını kariyerinin dönüm noktası olarak ifade ediyorsa, algının gerçeklik payını tartışmamıza gerek yok demektir.,

Son olarak Super Bowl reklamları ile ilgili bir infografik paylaşayım.

Devamı… “Bir reklam bu kadar para eder mi?”

Paylaş
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter

Etiketler: , , , ,


Şub 05 2012

Yeni başlayanlara NFL hikayeleri

Kategori: NFL,Spor DallarıCeyla Kütükoğlu @ 11:20 am

NFL’in en güzel yanı sezonun kısa sürmesi. Sayılı gün çabuk geçiyor. Super Bowl günü göz açıp kapayıncaya kadar geldi çattı. Tom Brady’li Patriots, Manniglerin küçüğü Eli’nın takımı Giants’a karşı. 2007′nin rövanş maçında Tom Brady, Eli Manning’den intikamını alıp 4. Super Bowl şampiyonluğunu alacak mı göreceğiz. Finalden önce bu sezon ilk kez tam sezon NFL izlemiş olmanın verdiği heyecanla aklımda neler kaldı onu yazayım.

NBA lokavtının sezondan çalması ve ESPN America’nın yurda girişiyle özellikle sporsever Twittter dostlarım arasında NFL izleyen popülasyonunda ciddi bir artış gözlemledim bu yıl. Şahsen benim için NFL demek Super Bowl demek o da reklam demektir. Amerikan Futbolu’nda kuralların tamamını hala bilmiyorum ama ilgimi çekiyor izliyorum. Yıllardır ilgimin odak noktası Super Bowl, reklamlar ve etrafında dönen ekonomi olmuştur. Bu sezonsa biraz daha fazlasına vakıf oldum, hoşuma da gitti ne yalan söyleyeyim. Şimdilik takımları sadece quarterback ekseninden değerlendiren sığ bir bakış açım var ama popüler ne varsa takip edebildim.

Aslında NFL de sezon başında NBA gibi lokavta girmiş sezonun zamanında başlayamaması tehlikesi ile karşı kaşıya kalmıştı. Spor ekonomisi tanrıları devereye girdi ve bir ülkeye iki lokavt fazla denilmesiyle sezon normal zamanda başlamıştı. NBA’in yokluğunda farklı coğrafyalarda da rol çalan NFL’de bu sezon hikaye sever Amerikalıların bayılacağı bir sürü hikaye çıktı. Sezonun en büyük hikayesi, 15 maç boyunca yenilmezliğini sürdüren Greenbay Packers’ın mükemmel sezon ihtimaliydi. Packers yenilmedikçe istatistikçiler çoştu, Aaron Rodgers rolü için aktörler çalışmalara başladı. Ama mükemmelliğe giden yolda bir tümsek bir çuval inciri berbat etti. Kansas Chiefs 16. maçında Packers’ı devirdi ve normal sezondaki ilk yenilgisini tattırdı.Buna rağmen gücünü yitimeyen Packers’ı Super Bowl yolundan döndüren ise bu gece sahne alacak New York Giants oldu.

Bireysel hikayelerde önce çıkan kişi ise Amerika’nın Messi’si olamasa da mesihi ilan edilen Tim Tebow’du. Gerçekten iyi bir quarterback mi yoksa sadece bir “Gösteri Peygamberi” mi tam olarak anlaşılamasa da tüm manşetleri o süsledi.  Denver Broncos’un biri playofflarda olmak üzere 6 maçı geriden gelerek kazanmasında büyük pay sahibi olan Tim Tebow, maç sonunda yaptığı Francois Pienaar vari dua hareketiyle ve maç içi mucizeleriyle Amerika’nın aradığı ilahi sportif kahramandı. Playoff’ta uzatmaya giden Pittsburg Stealers maçının son dakikalarında verdiği touchdown pası herkesin kafasında acaba ilahi bir güç var mı sorusunu getirse de Tebow ve Broncos’un sezonu bu gecenin diğer yıldızı New England Patriots’un karşısında alınan gurur kırıcı yenilgiyle sona erdi. San Francisco 49ers’ın uzun yılllar sonra gelen NFC finali San Fransisco sokakları sakinlerinin aklını yitirmesine neden olurken (bkz. Youtube), Manning’lerin büyüğü Peyton’suz Indianapolis Colts’un sezonun 2 galibiyetle tamamlaması sezonun kaybedeni ödülünü Indianapolis’e götürdü.

Finalde ne mi olur…orasını uzmanlara sormak lazım :)  http://tr.eurosport.com/amerikan-futbolu/

Paylaş
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter

Etiketler: , , , , , ,


Şub 03 2012

Sportif Flash Mob

Kategori: Eğlencelik,Spor Reklamları,Sports MarketingCeyla Kütükoğlu @ 7:34 am

Viral videolar Youtube’ın hayatımıza kattığı tek yeni pazarlama yöntemi değil. 2000′li yılların popüler pazarlama aracı gerilla marketing’in en güzel uygulamalarından biri olan Flash Mob da hayatımıza Youtube ile girdi. Flash mob, hiçbir şeyden haberi olmayan insanların sıradan bir etkinlik sırasında kendilerini birden bire büyük bir etkinlik içinde bulmaları olarak özetlenebilir. Hem PR hem de pazarlama etkinliği sayılabilecek flash mobların yayın mecrası ise tabii ki Youtube.

Sportif etkinliklerde daha güzel uygulamalarını gördüğümüz flash mob ilk olarak 2003 yılında Harper’s Dergisi’nin Macys’de yaptığı sürpriz etkinlikle ortaya çıkmış. Bir zamanların en popüler videolarından AT&T tren istasyonu dansı da güzel uygulamalardan biri. Flash mob’un en güzel uygulamaları ise sportif etkinliklerle yaratılıyor. Remi Gaillard’ın sızdığı büyük spor etkinlikleri veya kendi kendine yarattığı etkinliklerin bir çoğunu izlemişsinizdir. Remi, sportif flash mob’un ilk uygulayıcılarından biri.

Amerika’da Super Bowl reklamları çılgınlığı iki haftadır sürüyor. Bu sene Super Bowl’un reklam yıldızı Kanada’dan çıkan bu video olacak gibi görünüyor. Budweiser komşu Kanada’yı unutmamış ve eğlenceli bir flash mob uygulamasına imza atmış. Yerel bir bir buz hokeyi maçı bir anda gelen taraftarlarla bir NHL maçına dönüştürülüyor. Böylesine bir tantanaya hazır olmayan masum köylüler ise şaşkın. Video, reklam spotu olarak da Super Bowl haftasonunda yayınlanacak.

En sevdiğim sportif flash mob uygulaması ise 2011 UEFA U21 Avrupa Şampiyonası öncesinde yapılan sevimli etkinlik. 14 yaş takımları arasında oynanan maç bir anda sahaya gelen binlerce taraftar, bando, gazeteci ve bir sürü öğe ile bir anda büyük şampiyona finali havasına bürünüyor.Daha önce seyirci eşliğinde hiç maç yapmamış çocuklar kednilerini bir anda U21 Avrupa Şampiyonası’nda oynar halde buluyorlar. Youtube’da 500 bin diğer ideo sitelerinde de bir o kadar izlenen video Danimarka’nın evshipliği yaptığı U21 şampiyonası için güzel bir tanıtım oluyor.

Paylaş
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter

Etiketler: , ,


Ara 24 2011

I am a Celtic

Kategori: Basketbol,NBACeyla Kütükoğlu @ 6:00 pm

Ne zaman başlayacak, yoksa sezon yok mu, Stern ne dedi, oyuncular birliği ne yaptı, bir toplantı bu kadar uzun sürer mi diye karnımıza ağrılar girdiren bir dönemden sonra nihayet büyük şov başlıyor. Uzun süren hasretin ardından gelen vuslat, Hritsiyan aleminin bayramının dünyaya yayılmasını temsilen 25 Aralık’a denk geldi. Lokavt sayesinde NBA içişlerine hakim olduğumuz bir dönemin ardından sevdiğimiz oyunun en sevdiğimiz sahnesinin perdesi, iki Garden takımından büyük elma olanının evindeki maç ile açılacak. New York Knicks şanlı Boston Celtics’i ağırlarken yeni sezon hazırlığımızı Celtics videoları ile yapalım da rengimizin yeşil olduğu belli olsun. NBA’in dönmesi ile dolaşıma giren ilk yeni sezon reklamı…

Reklamın ilham kaynağı da Celtics’in 22 yıl sonra gelen 2008 şampiyonluğuna “I am a Celtic” belgeseli. Celtics efsanelerinden John Havlicek, Bob Cousy ve Sam Jones’un ağzından yıllar süren hasreti dindiren şampiyonluğun geldiği sezonun perde arkasını anlatılıyor.

Doc Rivers, Paul Pierce, Kevin Garnett, Ray Allen, Rajon Rondo, Kendrick Perkins’le Celtic ruhu…That’s why I like this team that why “I am a Celtic”

Paylaş
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter

Etiketler: , , , , ,


Ağu 27 2011

Futbol için sosyal, mobil ve lokal servisler (İnfografik)

Kategori: Spor Pazarlaması,Spor ReklamlarıCeyla Kütükoğlu @ 6:42 am

Sosyal ağlarla birlikte futboseverlerin hayatına sanal kahvehane kavramı girdi. Maç zamanları Twitter ve Facebook gibi sosyal medya ortamlarında görebileceğiniz iletilerin büyük çoğunluğu o maçla ilgili oluyor. “Ne biçim goldü”, “Hoop ofsayt” , ” Hani sarı kart” gibi maçla ilgili tüm yorumlarınızı yanı başınızdaymış gibi arkadaşlarınızla hatta yeni “kahvehane arkadaşlarınız” takipçilerinizle paylaşabiliyorsunuz. Twitter’daki trendlere bakıldığında futbol maçlarının ve futbolcuların listede epey yer aldığına da dikkat etmişsinizdir zaten. Daha bir ay önce Twitter’ın saniyede atılan mesaj sayısı rekoru yine bir futbol olayıyla, FIFA Kadınlar Dünya Kupası finaliyle kırıldı. Amerika ve Japonya arasındaki final maçı için saniyede atılan 7,196 tweet sayısı birinciliği alırken aynı dönemde devam eden Copa America turnuvasındaki Brazilya-Paraguay maçında atılan 7,166 tweet sayısı ikinci olarak bir başka rekor kırıyordu.  Futbolun sosyal medyadan, sosyal medyanın futboldan beslediği bir ortamda veriler de futbolun bu sosyal ortamlardaki popülaritesini gösteriyor.

Futbol, sosyal medyada etkili olduğu kadar mobil ve yer bazlı servisler üzerinde de oldukça etkili. Bizde mobil uygulamalar yeni yeni gelişiyor ama hala spor veya futbol odaklı olanlar azınlıkta. Yer bazlı uygulama (location based services) kavramının ise henüz anlaşılmadığı ve bir fayda yaratacak uygulamayla birleştirilmediği tuvalete giderken Foursquare’de check in olan insanlardan görülebilir. Ancak dünyada bu servisler ve uygulamaların spor etkinlikleri ile ilişkileri gün geçtikçe artıyor.

Futbol odaklı sosyal, mobil ve yer bazlı servislerin  kullanımdaki gelişimini gösteren infografik:
Devamı… “Futbol için sosyal, mobil ve lokal servisler (İnfografik)”

Paylaş
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter

Etiketler: , , ,


Ağu 27 2011

Head ve Nole’den süper viral

Kategori: Eğlencelik,TenisCeyla Kütükoğlu @ 6:36 am

Bu yılın en çok konuşulan tenisçisi bu sezon sadece iki kez (biri ekselans Federer’e, diğeri de Murray karşısında maçı bırakarak) yenilip, toplam 57 maç ve 9 turnuva kazanan Novak Djokovic. Şu aralar ününe ün katıp televizyon televizyon gezen Djokoviç’in herkes tarafında sevilmesini sağlayan özelliği ise iyi bir taklitçi olması. Head bu fırsatı iyi görmüş, iki oyuncusunu aynı reklamda birleştirmiş.Senelerdir Sharapova, Nadal, Roddick hatta Federer taklitleri ile herkesi gülmekten kırıp geçiren Djokovic meşhur Sharapova taklitini bir reklam filmine taşıdı. Nole’nin viral potansiyeli çok güzel kullanılmış. Bu aralar tenis dünyasının en çok konuşulan videosu bu :)

Head raklamı:

Ve Djokovic’in en meşhur Sharapova ve Nadal taklitleri:

Paylaş
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter

Etiketler: , , ,


Ağu 19 2011

Taraftarın Gürültücüsü Makbul

Kategori: Spor ReklamlarıCeyla Kütükoğlu @ 7:48 am

Bu yaz turnuva kampanyaları çoğu bağırmak üzeri kurulu. Bağırmayan taraftar olduğu yerde kalsın ama sesini yükseltsin. Taraftarın sesini ölçmeye yönelik kampanyalardan ilki Copa America’da  ikincisi de Litvanya’daki Eurobasket 2011 için yapılmış.

İlk örnek Copa America 2011 için sponsor Coca-Cola’nın yaptığı maç izleme aktivitesi. Arjantin – Kosta Rika maçı için kurulan dev ekranda maçı izleyebilmek için bağırmak ve tezahürat yapmak gerekiyor. Tezahürat ölçer (Alentometro) taraftarları ölçüyor, sessizlik anında ekran kararıyor. Gürültü artıkça maçın da görüntüsü geri geliyor. Arjantin’deki Ogilvy hazırlamış.

İkinci örnek de Ağustos sonunda Litvanya’da başlayacak Eurobasket 2011 için otobüs duraklarına kurulmuş bir uygulama. Kampanya, “şampiyonaya hazırlık en az şampiyona kadar heyecan verir” mesajına odaklanmış. Eurobasket’in yapılacağı 6 şehirdeki birer otobüs durağına yerleştirilen desibel ölçerle en ateşli (en gürültücü) taraftarlar belirleniyor. Durakta beklerken atacağınız çığlık desibel ölçer tarafından kaydediliyor en yüksek skoru geçmeye çalışıyorsunuz. Sonunda bir havuç olmadığı için pek manalı gelmedi ama bir durakta bir grup insanın durup dururken çığlık atması turnuvaya epey dikkat çeker.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak:www.ibelieveinadv.com, www.bigumigu.com

Paylaş
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter

Etiketler: , , , ,


Ağu 16 2011

Yatırım değil reklam

Kategori: Sponsorluk,Spor EkonomisiCeyla Kütükoğlu @ 8:13 am

Türk basketbolunda 80 ve 90’lı yıllarda müessese takımı kavramı alıp başını gitmişti. Sosyal sorumluluk kavramının konuşulmadığı yıllarda firmalar kurdukları basketbol takımları ile ligde mücadele ederken bir yandan reklamlarını yapıyor, bir yandan ülke sporuna katkıda bulunuyorlardı. Eczacıbaşı, Tofaş, Efes Pilsen, Ülkerspor, Oyak Renault bu akımın öncüleri idi. Bu takımların pek çoğu bugün yok. Şimdi de Oyak Renault takımı çok da gürültü çıkmadan ligden çekildi. Sebep sadece söylediği gibi ekonomik değil. Bu karar, takımın para kaynağı şirketin ve ülkedeki tüm spor sponsorluk camiasının stratejisindeki bir değişiklikten de kaynaklanıyor.

90′lardaki müessese takımları yeni milenyumda sponsor destekli takımlara evrildi. Bu dönemde firmalar için farklı spora destek ve spordan yararlanma yolları çıktı. Müessese takımı kavramı sponsorluk anlaşmalarına dönüşmeye başladı. İlk olarak, Ülker kendi ismin taşıyan Ülkerspor takımını kapatarak Fenerbahçe’nin ana sponsoru oldu. Galatasaray ve Beşiktaş’ın isim sponsorluğu da alınarak bir takımdan 3 tane büyük sponsorluk çıkartıldı. İlerleyen yıllarda isim sponsorluğu yoluyla takım destekleme işi voleyboldaki Vakıfbank Güneş Sigorta Türk Telekom takımı gibi zincirleme isim tamamlaması dönüştü. Geçmişin müessese takımlarından geriye birkaç tane kaldı. Efes Pilsen alkollü içecek firmalarının spor sponsorluklarına karşı çıkan yasağa holding ismi olan Anadolu Efes’i kullanarak direniyor. Türk Telekom yoluna devam ederken eskilerden kalan bir müessese takımı daha ligden çekilme kararı aldı.
Devamı… “Yatırım değil reklam”

Paylaş
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter

Etiketler: , , , , ,


Sonraki Sayfa »