Oca 08 2009

Proje 45

Kategori: TenisCeyla Kütükoğlu @ 3:58 pm

969983229Japonlar yapmış diye başlamak istiyorum ama bu aslında Amerikalıların başarısı. Bu sene gençlerle anılan ATP turda gencin genci olarak herkesin dikkatini çeken 18 yaşındaki Japon tenisçi Kei Nishikori’den bahsetmek istiyorum.

Japonlar teknolojik olarak ne kadar etkin olsalarda üstün zekaları ve disiplinleri bugüne kadar çok başarılı bir erkek tenisçi çıkarmaya yetmemişti. Bayanlarda dünya sıralamasında 4. ‘lüğe kadar yükselen Kimiko Date ve 8. sıraya kadar çıkamyı başarmış Ai Sugiyama ile nispeten başarılı olan Japonya’nın, ATP turdaki yani erkeklerde en başarılı tenisçisi 1992 yılında dünya 46.’sı olan Shuzo Matsuoka’ydı. İşte Japonya sonunda erkelerde aradığı yeteneği buldu ve şimdi onu göklere çıkarmak için elinden geleni yapıyor. Pek çok başarılı tenisçi gibi 5 yaşında ailesinin desteğiyle raketi eline alan Kei Nishikori’nin yeteneği daha küçükler turnuvalarınında oynarken farkedilmiş. Ailesinin desteğiyle gittiği Matsuoka Tenis Akademisi’ndeki başarıları Eski Sony CEO’su tarafından da farkedilerek daha kariyerinin başında finansal olarak büyük destek almış ve Florida’daki Nick Bollettieri Akademisi’ne gitme hakkı kazanmış. Adeta bir tenisçi fabrikası gibi çalışan Bollettieri akademisinde de yüzlerce yeteneğinin arasından sıyrılıp ATP turnuvalarında boy göstermeye başladı.

Nishikori’nin turnuvalara katılmaya başladığı andan itibaren Nick Bollettieri ve japon tenisinin aklında bir hedef vardı. Japonya’nın erkek tenisinde ulaşabildiği en yüksek sıralamayı 46. sırayı geçmek. Bu nedenle Nishikori’nin kod adı Proje 45 oldu. Yani ilk hedef dünya sıralamasında 45. sıraya yükselmekti. Nishikori’nin kendine koyduğu ilk hedef ise küçük çaplı challenger turnuvalarında başarı göstermek ve en sevdiği kort toprak kortta Roland Garros gençler şampiyonu olmaktı. Roland Garros gençler şampiyonu olma hayalini gerçekleştiremedi ama daha iyisini yaptı. 2007 sezonunu 289. sırada kapayan Nishikori 2008 yılında 18 yaşında Delray Beach turnuvasında finalde James Blake’i yenerek ilk ATP turnuvasını kazandı. Llyeton Hewitt’in 1998 yılında 16 yaşında turnuva kazanmasından bu yana ATP’de en genç turnuva kazanan ıyuncu oldu. 2008 yılında US Open’da 4. tura çıkarak 1937 yılından bu yana bu başarıyı elde etmiş ilk erkek tenisçi oldu. Sonuçta 2008 yılında 289. sıradan 64. sıraya çıkarak 45. sıranında ötesine geçerek gelecek yıllarda ilk on için çok uygun bir aday olduğunu gösterdi.

Nishikori genç yaşında yeteneği anlaşılarak hem Japonya hem de tenis için şimdiden önemli bir proje haline geldi. Dünya’nın en büyük spor ve eğlence menajerlik ajansı IMG’nin kanartları altında Sony, Adidas ve Wilson ile sponsorluk anlaşmaları yaptı. Özellikle Japon tenisin gelişmesine sağladığı katkı nedeniyle Nishkori Japonya’da bir süper star muamelesi görüyor. IMG, tenise ilgiyi arttırmak için Kei Nishikori’ye Japonya’da özel bir platfom ve değişik pazarlama stratejileri üzerinde çalışıyor.

Nishikori’nin başarısının ardında genç yaşında kendine duyduğu güven, azmi ve en önemlisi 14 kişilik bir takım çalışması var. Nick Bollettieri vuruşlarından sorumlu iken, Red Ayme günlük antremanlarından sorumlu, Glenn Weiner turnuvalardaki koçu. Bu üç koçun yanısıra Nishikorinin başarısı için çalışan bir yoga öğretmeni, bir psikolojik kondisyoner, bir medya koçu, bir diyetisyen, bir fizyoterapist, bir fizik kondisyoneri, bir biomekanisyen, biri Japon ikisi Amerikalı olmak üç menajer bulunuyor. Yani 18 yaşında bir Japon tenisçisinin bizdeki orta ölçekli bir takımdan fazla personeli bulunuyor. (Dikkat:tenis kulüpleri demedim çünü kulüplerde buz koy geçer diyen bir doktordan başka kimse bulunuyor) Yetenekler zor bulunuyor ve zor yetişiyor ve Nishikori bunun en önemli örneği.

İlk olarak bu sene Londra’daki Queens turnuvasında Nadal karşında gösterdiği performansa ve akıllı vuruşlarına hayran kaldığım Nishikori’nin böylesine özenli bir çalışmanın ürünü olduğu öğrenince çok daha ilk on oyuncusu olmaya hiç de uzak olmadığını anladım.

Paylaş
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter

Tags:

Yorum Yaz