Şub 01 2009

Oz Büyücüsü- The Wizard of Oz

Kategori: TenisCeyla Kütükoğlu @ 4:24 pm

Australia Tennis OpenBu yazı için aklıma iki başlık gelmişti, hatta biri “Bir Şampiyon’un Gözyaşlarıydı”, ama daha sonra Tennis.com’da gördüğüm bu başlık daha çok hoşuma gitti. Bugün hem tenis hem de spor tarihinin en güzel rekabetlerinden birinin, en güzel maçlarından biri oynandı. Federer ve Nadal, Grand Slam’lerde 7. kez , toplamda ise 19. kez Avustralya açık finalinde karşılaştılar. Kazanan, Avustralya’da kazandığı imkansız puanlarla, muhteşem vuruşlarıyla sihirbazlık şovu yapan Rafael Nadal oldu. Bu maç, bu ikilin artık her maçında olduğu gibi yine bir tarih olacaktı ve öyle de oldu.  Maçın ikisi için ayrı önemi vardı. Bu maçı kazanmak Federer için Sampras’ın 14 Grand Slam’lik en fazla Grand Slam rekorunu egale etmek, Nadal için ise ilk sert kort Grand Slam’ini kazanarak Agassi’den bu yana 3 farklı zeminde Grand Slam kazanan ilk oyuncu olmak demekti. Sonuçta Nadal şeytanın bacağını kırarak sert kortta da bir Grand Slam kazanabileceğini herkese gösterdi. Nadal bundan sonra kaç Grand Slam kazanır veya erkeklerde Rod Laver’dan (1969) beri, toplamda da Steffi Graf’tan (1988) beri de kadın erkek kimsenin yapamadığı Grand Slam’i (aynı takvim yılında 4 Grand Slam’i de kazanmak) bu sene yapabilir mi bilemiyorum. Nadal’ın oynadığı 5 setlik maçlar ve insanüstü gücünü ve azmini de bi kenara bırakalım. Bugünkü maçın en önemli konusu spor tarihinin en zorlu, en güzel rekabeti bence.

Nadal- Federer rekabetini özetleyen çok güzel bir söz var, “Federer belki gelmiş geçmiş en iyi oyuncu ama oynadığı dönemde yenemediği bir kişi var”. Dünyanın en iyi iki tenis oyuncusu, biri çim ve sert kortun en iyisi, gelmiş geçmiş en iyi oyuncu; diğeri gelmiş geçmiş en iyi toprak kort oyuncusu ve şu an dünyanın en iyisi. Erkekler tenisinde Djokoviç ve Murray de dahil kimse onların oynadığı seviyeye ulaşamıyor. Aralarındaki rekabet tenis izlemeyen, takip etmeyen insanların bile dilinde artık. Federer-Nadal maçları artık bir derbi. Tenis daha önce de pek çok güzel rekabet görmüştü, John McEnroe-Bjorn Borg, Chris Evert-Martina Navratilova, Steffi Graf-Monica Seles, Pete Sampras- Andrea Agassi. Hepsi muhteşem rekabetlerdi ama sanırım bu aralarında en güzeli. Yakın tarihin en zevkli rekabeti Agassi-Sampras arasındaki rekabetti ve  11 yıl boyunca sürdü.  Sampras’ın üstün olduğu bu rekabet, toplam 34 maç ve 9 Grand Slam maçına tanıklık etti. Bunların sadece 4′ü Grand Slam finaliydi.

Nadal-Federer rekabeti ise 4 yıldır devam ediyor ve 4′ü hariç çoğunluğu  final olmak üzere şimdiden 19 maç oldu. 4 sene içinde 7 Grand Slam finalinde karşılaştılar ve bu maçların 3′ü 5 set. Ve ne ilginçtir ki bu rekabetin güçlü tarafı Federer bu 19 maçta  6, Grand Slam finallerinde ise sadece 2 defa Nadal’ı yenebildi. İkilinin arasındaki bu çekişme oynanan maçların kalitesiyle de herkesi ekran başına çekiyor. Geçen sene Wimbledon’da bu sene de Avustalya’da tarihinin en iyi tenis maçlarını oynayarak tenisin popülerliğini en üst seviyeye taşıdılar.

Bugünkü maç inanılmaz vuruşları, insan üstü iki varlığın muhteşem mücadelesinin yanısıra bir dramaya da sahne oldu. Bir yanda müthiş psikolojik direnci ve savaşçı ruhuyla Federer’i pes ettiren Nadal,  diğer yanda kariyerinin en zor rekorunu maçın sonunda çözülerek teslim eden Federer. Federer’in tenisindeki çözülme beraberinde duygularında da çözülme yarattı ve o buz adam, hatta Tennis.com yazarlarında Peter Bodo’nun deyimiyle Android bir anda gözyaşları boğuldu ve herkesi aslında insan olduğuna ikna etti. Spor tarihi böylesine bir ana en son Bostan Celtic’le NBA şampiyonu olan Paul Pierce’ın ağlamasıyla şahit olmuştu. Ki bugünün hıçkırıklara karışan gözyaşları sanırım unutulmaz olacak.

İstatistikler ve kim kimi ne kadar yenmiş bir yana, bu rekabeti en anlamlı kılan  şey de ikisinin arsındaki müthiş dostluk. Neredeyse her fırsatta dostluklarının altını çizen bu ikili ATP Tour ile ilgili konularda, gösteri maçlarında, hayır işlerinde, kort içi, kot dış her yerde birbirilerine destek oluyorlar. Aralarındaki çekişme ne kadar sert ne kadar acımasızca olursa olsun birbirlerini övmekten asla vazgeçmiyorlar. Bugün maçı izleyen milyonlar fair playın nasıl birşey olduğunu  göz yaşlarına boğulup kenara çekilen Federer’i, kupasını aldıktan sonra sarılıp onu teselli eden Nadal ile öğrenmiş oldu. Nadal “özür dileyerek başladığı konuşmasını “‘Roger, senin nasıl hissettiğini çok iyi biliyorum. Sen tarihin gördüğü en büyük şampiyonlardan birisin ve seninle oynamak benim için büyük bir onur. İnanıyorum ki kariyerin boyunca 14′ün de üzerinde Grand Slam kazanacaksın. Bütün kariyerin için seni tebrik ederim” diye tamamlayara zaten Federer’le ağlamaya başlayan seyircileri hepten ağlattı.

Sonuçta belki en iyi olan değil ama iyi olan kazandı. Nadal hem Federer’i hem bir önceki maçın yorgunluğunu , hem sert kort başarısızlığı, hem de sinirlerini yendi. Ayrıca kesinlikle maçın en büyülü vuruşlarını yapan, turnuvanın en inanılmaz puanlarını kazanan Nadal’dı. Tebrikler Nadal, darısı yine Roland Garros’a ve Grand Slam’e.

Paylaş
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter

Tags: , , , ,

Yorum Yaz