Baharın gelmesiyle spor yapanların ve spora başlayanların sayısı artmaya başladı. Tabii spor yapmak istemeyip izlemek isteyenler için de bahar mevsimi pek çok fırsat getiriyor. Yılın spor olayları açısından güzel ve verimli bir dönemine geldik. Bu dönemde teniste toprak kort sezonunu, NBA’de playoffları, futbolda ise Şampiyonlar Ligi ve UEFA kupalarının çekişmeli yarı final ve final maçlarını izleyeceğiz. Bahar tahminleri serime tenisle başlamak istiyorum.
Teniste yılın ilk çeyreğini geçtik ve bu hafta benim en sevdiğim sezon olan toprak kort sezonu başlıyor. Bu hafta oynanan Monte Carlo turnuvası ile başlayıp sezonun ikinci Grand Slam’i Roland Garros’la son bulacak bu dönem çekişmeli ancak daha tahmin edilebilir bir dönem olabilir. Bu dönemde erkeklerde Monte Carlo, Roma Açık, Madrid Açık ve Roland Garros turnuvaları en büyük turnuvalar. Bunların yanısıra Barcelona, Estoril ve Djokovic ailesinin organize ettiği Belgrad turnuvaları oynanacak. Bu sezon görüldüğü gibi Hamburg turnuvasının yerine hem kadınlar hem de erkeklerin oynayacağı Madrid Açık turnuvası var. Kadınlarda ise en büyük turnuvalar Roma Açık, Madrid Açık ve Roland Garros.
WTA’de Kadınlar hala dünyanın bir numarasına yakışacak birini arıyorlar ama bulacaklarmış gibi de gözükmüyor. Dinara Safina’ın 20 Nisan’da, Jankoviç gibi hiç Grand Slam kazanmadan bir numara koltuğuna oturmaya hazırlanması hem Serena Williams’ın hem de erkek tenisinden Federer’in eleştirilerine maruz kalıyor. WTA turu pazarlaması için çok şey yapılıyor ancak giderek zevksizleşen rekabet ve puanlama sistemi sorunu WTA’ye olan ilgiyi her geçen gün azaltıyor. Kadınlar tenisi için zemin değişimi çok bir şey farketmediğinden toprak kortta öne çıkabilecek bir kimse yok gibi görünüyor. Ayrıca WTA’de, ATP turun aksine, Roland Garros öncesi Roma Açık haricinde büyük bir turnuva bulunmuyor. Bu sene hem WTA hem de ATP’de takvime eklenen Madrid turnuvasının ise erkeklerden çok kadınlar tarafına heyecan getirmesi bekleniyor.
Erkeklerde Nadal- harikalar dünyasına- yani toprak korta ilk kez defa bir numara olarak geliyor. Beklentiler bu sezonun da geçen senekinden çok farklı olmayacağı yönünde. Tennis.com yazarlarından Pete Bodo’nun toprak kort sezonu tahmini ise şöyle “Sabahları soğuk , gündüzleri parçalı bulutlu, zaman zaman hafif yağışlı… Ama İspanya’dan gelen fırtına başladığında… Hayatınızı kurtarmak için kaçın, önce kadınlar ve çocuklar, ağaçların altından uzak durun, eğer hala hayatta olan erkek görürseniz 1-800- Bizi- Rafa’dan-Kurtarın hattını arayın!!”
Bu sıralar teniste en çok konuşulan konu kimin hangi turnuvayı kazanacağından çok, Federer’in durumu. Geçtiğimiz ay uzun dönemli kız arkadaşı Mirka’nın bebek beklediğini açıklayan Federer, geçtiğimiz hafta da Mirka ile evlendi. Birkaç aydır formu üzerinde spekülasyon yapılan Federer artık hem evli hem de çocuklu bir tenisçi. Hayatındaki bu değişiklik Federer’i ne kadar etkiler bilinmez ama US Open’dan beri turnuva kazanamayan Federer’ efsaneliğin 3. aşaması yani aşağı doğru gidiş aşamasında olduğu artık aşikar. Özellikle Miami’de Djokovic’e karşı oynadığı maçta 5 seneden beri ilk defa kendini kaybedip raketini kırması yaşadığı hayal kırıklığının en önemli göstergesi. Mükemmel olmaya alışmış bu adamın artık sadece iyi olmaktan öteye gidememesi belki onu yıpratıyor ama Federer’in 14 Grand Slam’i geçme ihtimali hala çok yüksek. Son 3 senedir final oynadığı Monte Carlo’da Federer’e iyi gelmedi. Ama toprak kort Federer’in aslında iyi oynadığı bir zemin ve kendisini saran stresten kurtulabilirse toprakta kendini toparlaması işten bile değil. Bu yüzden Federer’den umudu kesmek için henüz çok erken, ne de olsa o toprak finallerinin Nadal’dan sonraki en büyük favorisi.
Nadal içinse 2009 çok güzel başladı. Bu nedenle toprak kortta her zamankinden daha iyi olması bekleniyor. Tek sorun Nadal’ın Miami’deki Del Potro yenilgisi sonrası, konsantre olmasını etkileyen kişisel sorunları olduğunu açıklaması. Nadal, kişisel sorun ve konsantre olamama aynı cümlede kullanıldığında insana garip gelse de, onu böyle bir açıklamaya itecek sorunun ne olduğu ve kafasını daha ne kadar meşgul edeceği ayrı bir merak konusu.
Yine bu ikiliyi geçecek bir aday olur mu diye etrafıma bakıyorum ama görebildiğim isimlerin hepsinin sert kort uzmanı olması- Djokoviç, Murray, Del Potro- ve başka da bir aday olmaması açıkçası bu sene de Nadal’ın toprak korttaki dikta rejiminin değişmeyeceğini gösteriyor.
