Dün Milliyet’te gördüğüm şu haber beni oldukça üzdü. TOSFED’in yaptığı bir ankete göre Formula 1 pistimiz İstanbul Park’ın işletmesine hiçbir firma ortak olmak istemiyor. İstanbul Park pisti işletmesinde firmalar için doğru model ortak olmak mıdır, sponsorluk daha mı iyidir ayrı bir tartışma konusu, ama böyle bir değere kimsenin sahip çıkmak istememesi çok üzücü.
Mayıs ayında yapılan son yarıştaki seyirci azlığı nedeniyle Formula 1’in patronu Bernie Ecclestone Türk yetililerden önlem almalarını istemişti. Pazarlama ve fiyatlandırma gibi sorunlar sebebiyle Bernie Ecclestone’nun Türkiye’yi Formula 1 takviminden çıkarmayı düşündüğü uzun zamandır konuşuluyor. Bu sorunları şu yazıda daha önce incelemiştim. Bu kadar sorunun üstüne bir de İstanbul Park’ın işletme sorunu gündeme geldi. Son olarak pistin işletmesi Bernie Ecclestone’a devredildi.
Bu tarz tesislerin inşasından, işletmesine her aşaması nedense Türkiye’de büyük bir sorun oluyor. Galatasaray’ın Seyrantepe Stadı, çileli Olimpiyat Stadı ve terk edilmiş onlarca tesis bu sorunlara örnek. İstanbul Park’ın işletmesini sorun haline getiren ise yarış dışında pistin atıl kalması. İstanbul Park’ta yıl boyunca sadece Formula 1 yarışı yapılıyor ve ardından pist yalnızlığa terk ediliyor. Dolayısıyla işletmeyi üstlenen firmanın da tek bir yarış ile kar etme şansı olmuyor
Dünyadaki diğer pistlere baktığımızda, Formula 1 pistlerinin çoğunda farklı motor sporları etkinlikleri düzenlenebiliyor. Bisiklet, motosiklet, 4×4 ve carting yarışlarının bir kısmı Formula 1 pistlerinde yapılabiliyor. Zaten 2006 yılına kadar İstanbul Park’ta da Moto GP yarışı yapılıyordu. Türk ve uluslararası motorsiklet federasyonlarının anlaşamaması ve maddi imkansızlıklar nedeniyle Türkiye bu organizasyonu kaybetti.
Motor sporlarının haricinde ise pistlerin pek çoğu yıl boyu kullanım sağlayan farklı komplekslere ve imkanlara sahip. Örneğin İngiltere’deki Silverstone ve Bahreyn pistlerindeki salonlar, konferans ve fuar amaçlı kullanılabiliyor. Farklı salon çeşitleriyle Formula 1 pistleri seminer ve konferanslar için oldukça tercih edilen mekanlar iken pistin tamamı büyük fuar organizasyonlarına ev sahipliği yapabiliyor. Pistin kendisi de eğitim ve sürüş aktivitileri için kullanılabiliyor. Otomobil firmaları test sürüşleri, motor federasyonları da genç yarışçılar için eğitim pisti olarak da kullanılıyor. Tabii farklı örnekler de mevcut. Örneğin, İmola pistinde bir düğün salonu bulunuyor ve böylecepist yılın her ayı düğün organizasyonları için kullanılabiliyor. Bunun yanısıra içinde göl bulunan pistler de motoryat yarışları için kullanılabiliyor.
İstanbul Park’ın da ilk yapılışı sırasında düğün, konser, fuar gibi etkinliklere evsahibi olması planlanmış ama bu sene yapılan Rock’n Coke ve kaybedilen Moto GP haricinde hiçbir etkinlik gerçekleşmemiştir. Yukarıda saydığım etkinliklerin bir çoğu için İstanbul Park kullanılabilir. Ama ne yazıkki, Formula 1 yarışının pazarlanmasında yapılan hataların benzerleri İstanbul Park’ın pazarlaması ve işletmesinde yapılıyor. Umarım profesyonel ve işini bilen bir kurum İstanbul Park’a sahip çıkar ve dünyanın en iyi Formula 1 pistlerinden biri olarak kabul edilen bu spor kompleksini atıl konumundan kurtarır.

Eylül 2nd, 2009 at 8:29 am
Motor sporlarının ülkemizde pek popüler olmaması bu pisttin daima boş olmasına yol açacak.Daha doğrusu bu sporu yapmasanız bile izlemek ve takip etmek ayrı bir kültür.
Pist diğer günlerde çok güzel değerlendirilebilinir.Kendi adıma örnek vermem gerekirse,aynı zamanda motosiklet sürücüsüyüm ve İstanbul park pistine çıkmak için can atıyorum ama anormal kiralar bunu engelliyor.Ben ve benim gibi bir çok arkadaşım var bu durumda,neden halka açılmıyor? Bu potonsiyel değerlendirilmiyor?
Eylül 6th, 2009 at 5:02 pm
Çağlar tamamen katılıyorum arkadaşım. Yazı için teşekkürler arkadaşım.
Eylül 7th, 2009 at 3:12 am
Motor sporlarının ülkemizde pek popüler olmaması bu pisttin daima boş olmasına yol açacak.