Spor sponsorlukları deyince akla pek çok değişik sponsorluk örneği geliyor. Sporcular, takımlar ve turnuvalar firmaların en sevdiği sponsorluk biçimleri olarak öne çıkıyor. Kimi zaman ünlü bir sporcu kolunda veya üstünde firmanın logosunu taşısın diye milyonlarca dolar harcanabiliyor. Peki maçlar esnasında sporcular ve saha içi reklamlar kadar göze çarpan başka ne olabilir? Tabiiki taraftar grupları.
Üç büyük kulübün taraftar grupları bir yana, Anadolu kulüplerinde ve ikinci lig takımlarında da sadık ve ilgici çekici pek çok taraftar grubu var. Eskişehir, Bursaspor ve Karşıyaka taraftarları bunlara bir kaç örnek. Bu taraftar gruplarının bir çoğu öyle bir güç haline gelmişler ki, yaptıkları haraketler, tezahuratlar ve pankartlarla gündem yaratabiliyorlar. Tabii ki fair play dışı holigan davranışları bunun dışında bırakıyorum. Belki ülkemizde çok örneği yok ama dünyada futbol haricinde de pek çok spor dalında da böyle enterasan taraftar gruplarına rastlamak mümkün. Taraftar grupları her maçta ve takımla ilgili her yerdeler. Peki takımla bu kadar özdeşleşmiş bu gruplar neden pazarlama planları içinde yer almaz?
Sponsorların bir kısmı turnuvalarda küçük bir bütçe ile yer alarak çoğu zaman istedikleri geri dönüşü alamıyorlar. Bazıları da sadece isimleri bilinsin diye tribünlere sanal reklam olarak logosonu yansıtıyor ve çoğu zaman antipatik oluyor. Onun yerine bir taraftar grubuna sponsor olsalar, onlara destek olarak reklam yapsalar nasıl olur? İlk başta fikir olarak biraz itici gelebilir. Ama düşünülürse, iki tarafında kazanacağı iyi bir iş modeli olduğu kesin. Çünkü bu taraftar gruplarının pek çok masrafı oluyor. Bu masrafların karşılanacak olması onlar için iyi bir fırsat. Mesela maç günü giyilecek t-shirtleri Adidas yapsa veya açtıkları pankartlarda bir sponsor logosu yer alsa fena mı olur? Kaldı ki zaman zaman bu grupların hazırladığı pankartlar, verilen mesajlar bir ürün veya marka üzerinde olabiliyor. Yani, istemeden reklam yapılıyor. Firma açısından bakılırsa taraftar gruplarının sahip olduğu ilgi ve bilinirlik yani görünürlükleri, ulaşabildikleri insan sayısı, internet siteleri, forumlar, sosyal medya ağları firmalar için bulunmaz bir tanıtım fırsatı yaratıyor.
Taraftar gruplarının sponsor almasına şimdilik bir örnek yok. Ama pazarlama planına taraftar gruplarının dahil edilmesine bir kaç örnek var. En önemli örnek Beşiktaş Kulübü ve neredeyse Beşiktaş kadar bilinen taraftar grubu “Çarşı”. Beşiktaş kulubü marka tescili ile iligli problemleri aşabilirlerse “Çarşı” logolu ürünler Beşiktaş’ın lisanslı ürünleri içine dahil etmek istiyor. Beşiktaşlı yetkililer Çarşı logolu ürünlerin satış rakamlarının neredeyse Beşiktaş ürünlerine denk geldiğini görünce Çarşı markasının önemini anladılar. Ortada çok somut bir veri var, Çarşı Beşiktaş’tan daha iyi satıyor. Kulüp mağazalarından alışveriş yapan 2 bin 700 kişiye anket yaptıran Beşiktaş, bu taraftarın ancak yüzde 8’inin maça gittiğini buna karşılık Çarşı ürünü alan taraftarın büyük çoğunluğunun ise maç günleri stadyumda olduğunu belirlemiş. İşte bir taraftar grubunun hem tüketimde hem de marka bilinirliğinde elde ettiği başarı. Beşiktaş, Çarşı’nın tek başına elde ettiği bu başarıyı iyi bir şekilde kullanabilirse, lisanlı ürünlerinin satışlarını artırabilir. Bence çok başarılı bir iş modeli olur.
Daha önce bahsettiğim kulüp dışı bir firmanın taraftar grubuna sponsor olması henüz uçuk bir durum olsa da belirli konulara dikkat edildiği sürece başarılı olabilir. Böyle bir işbirliğinde önce taraftar grubunun holigan davranışlarda bulunmaması ve karşılığında da sponsor firmanın parasını veriyor diye taraftarlar üzerinde herhangi bir baskı uygulamaması gerekir. Taraftar grubunun yaratıcılığına karışılmazsa ortaya yaratıcı reklam örnekleri çıkabilir.
Mesela aşağıdaki örnek, bu resimde resmi içecek kısmına bir çay firmasının logosu konulsa çok mu kötü olurdu?
İlgili makaleler:
http://www.mediapost.com/publications/?fa=Articles.showArticle&art_aid=110534
http://www.spor3.com/kartala-boynerden-carsi-soku-519221h.htm

