Ara 08 2009

Abdi İpekçi Havuz Oldu, Haydi Yüzmeye!

Kategori: Genel, Sports MarketingCeyla Kütükoğlu @ 12:24 pm

dropy10-13 Aralık 2009 tarihlerinde İstanbul Abdi İpekçi spor salonu Avrupa Kısa Kulvar Yüzme Şampiyonasına ev sahipliği yapacak. Bizim bildiğimiz Abdi İpekçi’nin yerleri parkedir, üstünde de basketbol oynanır diyenler için açıklayayım, salonun zemini “oyularak” havuz yapıldı ve şampiyona sonrasında eski haline döndürülmesi planlanıyor. Yüzme sporu ülkemizde ilgi görmediği için yeni salon maliyetine katlanmak istemeyen organizatörler çareyi kapasite bakımından yeterli olabiliecek tek yer olan Abdi İpekçi’yi oymakta bulmuşlar. Çünkü, her türlü spor organizasyonuna aday olan İstanbul’da 10 binin üstü kapasitesi olan tek tesisi ne yazıkki Abdi İpekçi spor salonudur. Bu uygulama daha şampiyona başlamadan organizasyonun yoğun eleştirilere maruz kalmasına yol açtı.

Şimdi herşeyi baştan bir düşünelim. Öncelikle biliyoruz ki pek çok spor gibi yüzme sporu da ülkemizde çok ilgi görmüyor. Her olimpiyat ve büyük şampiyona da yüzücülerimiz havuzda boğuldu başlıklarından öteye de haber olamıyor. Büyük şampiyonalar düzenlenmediği için ilgi yok, ilgi olmadığı için tesis yok. Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar durumu. Eleştirilecek çok şey var, ama nedense sorunların çözümleri de eleştirilecek özelliklerde oluyor. Türkiye’nin daha önce de bir yüzme şampiyonası düzenleme girişimi oldu. 1999 yılında Avrupa Yüzme Şampiyonası İstanbul’da yıllardır doğru dürüst kullanılamayan Olimpiyat köyündeki yüzme tesislerinde yapıldı. Pieter van den Hoogenband, Alexander Popov, Ágnes Kovács, Inge de Bruijn, gibi yıldızlar Türkiye’ye geldi. Şampiyonaya gelen seyirci sayısına ulaşamadım, ama çok sayıda kişinin geldiğini hatırlamıyorum. O zaman olimpiyatlara katılan en önemli yüzücümüz Derya Büyükuncu idi, 2009 yılına geldik yine Derya Büyükuncu. Yanlış anlaşılmasın kendisine olan takdirim ve hayranlığım büyüktür. Benim eleştirim şampiyonalara aday olup, eline yüzüne bulaştırarak düzenleyerek sporu geliştireceklerini iddia edenlere…

İşte bu sebeple, Türkiye’de ve inatla İstanbul’da yeniden bir yüzme şampiyonası düzenleme inadı nedir anlamakta güçlük çekiyorum. Organizasyon iştahımız çok, ama gerekli planlama ve strateji yok. Madem yüzme sporunun tanıtımı, İstanbul’un spor organizasyonlarındaki başarısı, spor turizmi, yüzücülerimize uluslararası tecrübe kazandırma gibi ulvi amaçlar güdülüyor, neden gerçek bir tesis inşa edilmiyor ve neden bu işin tanıtımı yapılmıyor? İşin daha da vahim tarafı tesis için yatırım yapmıyoruz ama bu işin bir de Dünya Şampiyonası için aday oluyoruz ve ne yazıkki kazanıyoruz. O zaman ne yapılacak Ali Sami Yen mi oyulacak? Bu tarz organizasyonlara evsahipliği yapmamız gerekiyor katılıyorum, ama layıkıyla yapabileceksek. Diğer ülkeler de çoğu zaman tesis olmadan yola çıkıyorlar, ama tesis ve tanıtım için yaratılacak kaynakları düşünüyor ve planlama yapıyor. Biz ise spor tarihine basket salonun içine 8 günden su dolduran ve Formula 1′e olan ilgiyi öldüren ülke olarak geçiyoruz. Spor pazarlaması, spor ekonomisi diyoruz, ama galiba daha işin salt ekonomi ve pazarlama kısımlarından bile bihaberiz. İletişim ve pazarlama dersi vermeyeceğim. Çok basit olarak kendimin bu şampiyona başlamadan tecrübe ettiklerimi anlatayım.

Önce bu etkinlikten yapılan tanıtım ve iletişim faaliyetleri ile değil, Abdi İpekçi’nin kazılıyor olması ve Dünya Basketbol Şampiyonası’na kadar eski haline gelmeyeceği endişeleriyle haberim oldu. Şampiyonanın ne şampiyonası olduğuna dair ayrıntıları araştırarak öğrendim. Şampiyonanın biletlerine dair bilgiyi ise arkadaşlarımdan öğrendim. 3 gün sonra Abdi İpekçi’de olacak olmama rağmen katılan yüzücüler hakkındaki bilgim ise forumlarda yazılanlar ve yine arkadaşlarımdan edindiklerimle sınırlı. Bu arada bu bahsetiğim arkadaşlarım, spor basınından olması sebebiyle bilgi sahibiler. Yoksa sıradan bir vatandaş olarak bu bilgileri öğrenmek çok da kolay değil. Bunun dışında karşılaştığım tek tanıtım faaliyeti Akmerkez’de canından bezmiş bir arkadaşın (o da haklı) durduğu stand. Koşarak gittiğim stanttan aldığım broşür olma amacıyla yola çıkmış kağıt parçasın da ise yine çok az bilgi var. Bu kağıtta bilgi olarak şampiyonaya katılan ünlü yıldızlar yerine Milli Yüzücülerimiz konmuş. Tabiiki bizim yüzücülerimizinde tanıtılmasına önemli ihtiyaç var. Ancak o listede Derya Büyükuncu’ndan başka hiçbir isim benim için birşey ifade etmiyor. Ama Paul Biedermann, Laszlo Cseh ve Federica Pellegrini ediyor. Broşürde yüzücülerini tanıtmaya çabalayan federasyonun Habertürk’teki habere* göre bir hata sonucu bu yüzücülerin şampiyonaya katılamamasına yol açması ise sanırım ancak bu topraklarda olur. (bu konu hakkında yorum yapmak istemiyorum, çünkü çok sinir bozucu, umarım doğru değildir).

Yakın zamanda altın çocuk Michael Phelps’i geçebilen nadir isimlerden biri Paul Biedermann ve son yıllarda bayanlarda en iyilerden biri olan Federica Pellegrini’nin nedense adı hiç bir yerde geçmiyor. Şampiyona için 10 milyon Euro harcanacağı söyleniyor. Söylenen miktarın onda biri ile bile güzel bir tanıtım yapılabilirdi. Paraolimpik olimpiyatların ilanları gibi dikkat çekilebilirdi. Daha yüksek frekanslı ve daha bilgilendirici bir iletişim faaliyeti yapılabilirdi. Büyük ihtimal sponsor desteğinin azlığından da bir çok şey yapılamadı. Umarım aynı hatalar 2010′deki Dünya Şampiyonasında da yapılmaz.

Bu ülkede bir gün düzenlemiş olmak için değil, elle tutulur kantitaf ve kalitatif hedefler için organizasyonlar düzenlenecek (Dünya Basketbol Şampiyonası güzel bir örnek) ve doğru planlama ve stratejilerle gerçek bir spor ekonomisi ve turizmi oluşacak. O zamana kadar bizler kör topal giden bu organizayonlarla idare edeceğiz. Bizlere düşen görev ise, ne olursa olsun, böylesine büyük şampiyonalara seyirci olarak mutlaka gitmek.

Abdi İpekçi’yi bir de havuz olarak görmek ve süpersonik mayolarla kırılacak son rekorları görmek isteyenler, Avrupa Kısa Kulvar Yüzme Şampiyonası’nı 10-13 Aralık’ta hergün saat 5′ten sonra izleyebilir. Biletler Biletix’te, 10 ila 23 lira arasında değişiyor. Son olimpiyatlar ve dünya şampiyonalarında derece almış pek çok yıldız İstanbul’da olacak. Saymak gerekirse; Paul Biedermann, Federica Pellegrini, Thomas Rupprath, Amaury Leveaux, Laszlo Cseh, Arkady Vyatchanin, Frederick Bousquet, Steffen Deibler, Peter Mankoc, Inge Dekker’i izleyebilirsiniz. Kaçırmayın derim.

GÜNCELLEME: Tanıtım yapılmadı demiştim ama az da olsa yapılmış. Bir de Cuma günü seyirci sayısı çok düşük değildi, Cumartesi ise salonda yer bulunmayacak kadar fazlaydı ve kalabalıktı. Demekki bu şehirde sporu ve yüzmeyi izlemek isteyen bu kadar insan var, ilgililere duyrulur.

*http://www.htspor.com/spor-haber/190798-Yuzmeden-bogulduk.aspx

Paylaş
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter

Tags: , , , , ,

Yorum Yaz