Şub 14 2010

Olimpiyatlara Aday Olmak Yetmez Vizyon Gerek

Kategori: Genel, OlimpiyatlarCeyla Kütükoğlu @ 5:37 pm

chinaUntitledTürkiye, Olimpiyatlar, Avrupa Şampiyonaları, Dünya Şampiyonaları gibi pek çok uluslararası spor organizasyonlarına ev sahipliği yapmak için  sayısız adaylık başvurusunda bulunuyor. Olimpiyatlar haricinde futbol, basketbol, yüzme, formula 1 ve tenis (henüz akibeti belirsiz ama) gibi sporlarda büyük organizasyonların evsahipliğini de kazanmayı başardık. İşin kazanmakla bitmediğini organizasyon düzenlemenin zorluğunu ise yavaş yavaş kavrıyoruz. Türkiye bu tarz organizasyonlar için tesisleşme alanında önemli adımlar atıyor ve büyük yatırımlar yapıyor. Olimpiyat düzenleme aşkımız ise yasayla korunduğundan ilelebet devam edecek. Çünkü Türkiye dünyada olimpiyatları kazanıncaya kadar aday olma ısrarını yasalaştırmış tek ülke. Olimpiyat aşkımız aşikar ama spora ve sporcu yatırım yapma konusuna hazinemizde akrepler ülkemize engel oluyor. Sadece parasal yönden değil gelecek hedeflerimizde de henüz olimpiyatlar da başarı yok. Şimdilik olimpiyat evsahipliği bakış açımız altın günlerinden farksız.

Sadece 5

Sembolik olarak yapılan devlet, yasa ve de sponsor desteği, her olimpiyatta yüzümüze vurulan bir gerçeği değiştirmiyor. Bu ülkede olimpik sporcu çok az hatta yok. Vancouver 2010 açılış töreninde hayatında kar görmemiş ülkelerden kış olimpiyatlarında yarışacak sporcular çıkabildiğini gördük. Peki dağlarla ve kayak pistleri ile çevrili 70 milyonluk Türkiye’nin kaç sporcusu var Vancouver’da?  Bir elin parmakları kadar yani sadece 5. Artistik patinajda Tuğba Karademir, kayaklı koşuda Kelime Çetinkaya ve Sabahattin Oglago, Alp disiplininde Tuğba Daşdemir ve Erdinç Türksever Türkiye’yi temsilen sponsorsuz, desteksiz Vancouver’da yarışacak bir kaç cesur yürek. Kendilerini sonuç ne olursa olsun şimdiden tebrik etmeliyiz. Vancouver’daki Türk sporcuların yarış takvimleri için tıklayın.

Türkiye’nin Olimpiyat Geçmişi

2016′yı çeşitli nedenlerle pas geçtik 2020 olimpiyatlarına yine adayız. Diyelim kazandık, kaç sporcuyla katılacağız? Bunun planlamasının daha bugünden yapılması lazım. Gündemde Kış Olimpiyatları var madem oradan başlayalım. Türkiye’nin bugüne kadar en kalabalık katıldığı Kış Olimpiyatları Grenoble’da yapılan 1968 Olimpiyatları. Bu oyunlarda Türkiye’yi 12 sporcu temsil etti. Kafile sayılarına baktığımızda görülüyor ki, yıllar itibariyle kış olimpiyatlarındaki sporcu sayımız artması gerekirken azalıyor. 2006 Torino’da 6 sporcumuz varken Vancouver’da 5 sporcumuz var. Bugüne kadar kış olimpiyatlarına sadece izleyici olarak katılabildik, hiç madalyamız yok.

Daha popüler olan Yaz Olimpiyatlarında ise durum çok iyi değil. 1906′dan (Osmanlı Devleti) beri katıldığımız yaz olimpiyatlarındaki en kalabalık kafile 68 sporcu ile 1948 Londra ve 2008 Pekin kafileleri. Londra’dan Pekin’e değişen tek şey azalan madalya sayısı. 1948′de Türkiye 6 altın, 4 gümüş, 2 bronz ile toplamda 12 madalya kazanarak en bereketli olimpiyatını yaşamıştı. Pekin’de ise Türkiye 1 altın, 4 gümüş ve 3 bronz ile 8 madalyada kaldı. Michael Phelps ile ülkemizin madalya sayısının aynı olması mevzuuna girmek istemiyorum, moralim bozuluyor.

Diğerleri Ne yapıyor? Kanada ve Çin

Gene Vancouver’a dönelim. Torino’da 24 madalya kazanan Kanada’nın evsahibi olduğu olimpiyatlardaki en büyük hedefi “Podyumu ele geçirmek”. “Ne güzel ülkemizde olimpiyat yapılıyor bizimkiler de iki kayıp, takla atsın” demeyen Kanada hükümeti 5 yıl önce başlattığı “Own the Podium (Podyuma sahip ol)” programı çerçevesinde 110 milyon Kanada Doları harcayarak sporcularına büyük yatırım yaptı. Psikolojik destekten, dünya çapındaki çalıştırıcıların tutulmasına, en son teknolojinin kullanıldığı antreman programlarına herşey Kanadalı sporcuların madalya şansı için seferber edildi. Kanadalılar iyi bir evsahibi olmaktan öte “kazanmak” istiyor. Tabii bu hırslı girişimde Amerika ile olan dostane ama amansız rekabetin de payı büyük. Kendi ülkesinde Kanada üstünlüğü Amerika’ya kaptırmamak için elinden geleni yapıyor. Sonucu ise 2 hafta sonra göreceğiz.

Benzer ve başarıya ulaşmış bir program da Pekin Olimpiyatları öncesi Çin’de uygulandı. Çin, olimpiyatların ev sahipliğini kazanmasıyla birlikte 2001 yılında “Proje 119″ isimli bir sporcu yetiştirme programını hayata geçirdi. Proje 119′un hedefi, Çin’in daha önceki olimpiyatlarda zayıf kaldığı yüzme, kürek gibi alanlarda verilen 119 madalyayı kazanmaktı. 2000 Sidney olimpiyatlarında Çin bu madalyalardan sadece birini kazanmıştı. Belirlenen stratejiye göre bu alanlarda başarı sağlanabilirse Çin genel madalya sıralamasında birinci olabilecekti. Kanada’nın planındaki gibi büyük bütçe, teknolojik faktörler ve uluslararası elit çalıştırıcılar planın önemli bir parçası oldu. Çin’in programdaki bir başka önemli unsur ise askeri disiplin idi. Gerek yeteneklerin toplanış şekli, gerekse çalıştırılış şekilleri ile Çin’in bu programı bir taraftan da büyük tepki aldı. Kazanma hırsı ile sporcular küçük yaşlarda ailelerinden koparılıp ne yazık ki yarış atı gibi çalıştırıldı. Modelin disiplin kısmı kesinlikle aşırı ve sağlıksızdı. Nitekim olimpiyatlar sonrası pek çok sporcu bağımsızlığını ilan etti. Ama yapılan yatırımlar ve geniş vizyon meyvelerini fazlasıyla verdi. Çin evindeki olimpiyatlara tam 639 sporcu (sidney’dekinin 2 katı) ile katıldı ve 51′i altın olmak üzere toplam 100 madalya ile madalya sıralamasının tepesinde yer aldı.

Vizyon Önemli

Bu tarz büyük organizasonlara aday olmak, sprocuları özendirmek açısından çok önemli. Ancak sadece sporcularınızı özendirmek yeterli olamaz, onlara yatırım yapmak gerekir. Bugüne kadar Türkiye’nin spora ve sporcuya bakış açısı hep izlemek ve destek olmaya çalışmakla sınırlı kaldı. Destek olmak yetmez, olimpik başarı isteniyorsa doğru bir plan ortaya konulmalı ve öyle yatırım yapılmalı. Kaynakları doğru yönlendirmek, yetenekleri tespit etmek ve en önemlisi onları işin ehli (gerekirse yabancı) çalıştırıcılar ve teknoloji ile yoğurmak gerekir. Türkiye bir spor ülkesi olmayabilir, ama bu değiştirecek top yekün bir faliyet de henüz ortaya konmamıştır. Olimpiyat adaylık dosyalarını incelemedim, ahkam kesmeyeyim ama bugüne kadar elle tutulur bir sporcu projesine rastlamadım. Bazı sponsorların da bir takım umut verici çabaları var. Ama esas sorumlu Milli Olimpiyat Komitesidir ve kesinlikle adaylık sürecine sporcu yetiştirmeyi de eklemelidir. Hatta bir olimpiyat ev sahipliğinin alınması beklenmeden Kanada ve Çin’inkine benzer seferberlik tarzı bir proje başlatılmalı. Tabiiki bu öncelikle hükümet tarafından benimsenmeli. Ne yazıkki devlet eliyle bu işe yatırım yapılmadıkça meyve alınması çok zor. Keşke Kayseri’yi spor şehri yapmada gösterilen çaba Kayseri ve diğer Anadolu kentlerinden sporcu çıkartılması için gösterilse de gerçek anlamda bir spor ülkesine dönüşebilsek.

Paylaş
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter

Tags: , , , , ,

Yorum Yaz