Herkes yazdı, ben yazmassam ayıp olur. Ne de olsa blogun ana konusu spor pazarlaması ve sponsorluk. Spor Toto Süper Lig’in başlaması ile birlikte göz çarpan ilk şey, 11 takımın göğüs/forma reklamının olmaması oldu. Özellikle bunlar içinde geçen sezonun lig şampiyonu Bursaspor’un da olması, herkesi “Ligimiz madem bu kadar değerliydi bu formaların önü niye boş“ diye veryansın etmeye yönlendirdi. Suçlu kimine göre reklam vermeyen firmalar, kimine göre fiyatı yüksek tutan kulüpler…Suçu herkes birbirine atadursun, bu krizden nasıl çıkılır ona bakmak gerek.
Turkcell sorunsalı
Geçen sezon ve ondan önceki 4 sezonda ligin isim hakkını elinde bulunduran Turkcell, aynı zamanda Anadolu kulüplerini destekleyerek bunların büyük bir çoğunluğuna forma reklamı veriyordu. Turkcell, bu sene hem ligin isim hakkını devretmesi hem de artık takım sporların verdiği desteği azaltma kararıyla Anadolu kulüplerine verdiği desteği de kesti. Turkcell, artık spor sponsorluğunu reklam amaçlı değil sosyal sorumluluk bazlı yürütmek istiyor. Bu sebeple çocuklara yönelik geliştirme projeleri ve bireysel spor dallarını destekleme kararı aldı. İki Grand Slam’de ikinci tur oynama başarısı göstermiş tenisçi Marsel İlhan’ın sponsorluğu buna örnek. Turkcell belki Barcelona’daki Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda alınan başarılı sonuçların ardından atletizme belki de yüzme gibi gelişmekte olan başka sporlara yönelecek. Talebin yoğun olduğu futboldansa, bu sporlara yönelmeleri bence ülke sporu için çok iyi ve faydalı bir karar. Tabii bu kararın arkasında Turkcell’in Doğan Grubu’na yeniden reklam vermesi de etkili olmuştur. 3 senedir çok önemli bir mecrayı kullanmayan Turkcell bu açığı sporla kapatıyordu. Spora senelerdir büyük yatırımlar yapan başka firmalar şimdilik futboldan çıkmasalar da benzer kararlar almak üzere. Bir büyük grubu da bireysel sporları desteklerken görebiliriz.

