Futbolun en sevilen klişelerinden biridir ” Kadınlar futboldan anlamaz”. Anlamayan çoktur doğru. Şahsen ben de anladığımı iddia etmiyorum. Ama futbolun dünyanın en anlaşılmaz şeyi olarak lanse edilip, kadınlara men edilmesine de karşıyım. Kuantum fiziği bile herkes tarafından anlaşılabiliyorken futbol neden anlaşılmasın ki canım? Kadınlar arasında futboldan anlayan hatta pek çok erkekten daha iyi anlayanı da vardır. Herşeyden önce Dünya ve Avrupa Kupalarında müthiş performans gösteren çok iyi kadın futbolcular var bir kere. Bunu kanıtlayan en güzel örnek Japon U17 Kadın Milli Takımı’ndan geldi. TFF Futbol Geliştirme Merkezinin futsal, plaj futbolu, akademi ligleri gibi profesyonel dışı pek çok futbol faaliyetinin yayınlayan Lig TV’den Bora Koçyiğit saolsun kadınların futboldan ne kadar anladıklarına dair güzel bir örneği U17 Kadınlar Dünya Kupası’nda bulduk.
Eyl 25 2010
UFL Reklamları – Get Closer to the Action
Amerikan futbolu denince akla hemen NFL geliyor ama bir başka lig daha var Amerika’da. UFL (United Football League) oldukça yeni bir lig. bu yeni lig, 2007-2008 yıllarını deneme sezonları ile geçirmiş. 2009 yılı ise resmi ilk sezonun oynandığı yıl olmuş. Başlarda proje olarak NFL(National Football League)’in gelişim ligi olarak düşünülmüş olsa da NFL’den tamamiyle bağımsız bir lig. BU nedenle NFL takımlarının olmadığı şehirlerin takımlarının mücadelesine sahne oluyor. Şimdilik sadece 5 şehirden 5 takım var. Bu 5 şehir Florida, Hartford, Las Vegas, Omaha ve Sacramento. Amerikan Futbolu veya NFL’in kendiyle çok olmasa da reklam dünyası ile çok ilgiliyim. İşte bu yüzden UFL’le ilgilenme nedenim de reklamlar oldu.
Eyl 14 2010
New York Fatihi… Rafa Nadal
Beni biraz tanıyanlar bilir. İflah olmaz bir Nadal hayranıyım. Hatta hayran kelimesi yetersiz kalır, Nadal fanatiğiyim demek daha doğru. Öyle ki, Nadal Fan Clup Türkiye şubesi açılsa Onursal Başkanı ben olurum, olmalıyım. O yüzden benden tarafsız Nadal yazısı beklemeyin. Kariyer Grand Slam’i yaptığı bu özel ve mutlu günde buyrun size çok taraflı bir Nadal yazısı
İlk Keşif
İlk büyük başarısı 2004 yılı ortasında geldi… Rafael Nadal, 2004 sonbaharında Miami’de 18 yaşında iken tenisin prensi Federer’i yendiğinde herkes kim bu demişti. 2005 yılı ise tüm dünyanın adını ezberlemeye başladığı yıl oldu. O yıl, 19 yaşında, kazandığı 11 turnuva (ki Federer de aynı sayıda turnuva kazandı) ve ilk kez katıldığı Roland Garros’taki ilk Grand Slam zaferi ile Muhteşem Federer’in ardından ikinci sıraya oturdu. Sonraki dört yıl boyunca da hep ikinci adam olarak kaldı ama Thomas Muster’in toprak krallığının yeni varisi oldu. İstanbul’daki Legends Cup’ta tanıştığım Muster’e Nadal’ı sorduğuma “O benden çok daha iyi bir toprak oyuncusu hatta çok daha ötesi” demişti. Kimleri beğenirken, kimleri sevmiyordu. Her sene kendini geliştirmesine, ilerlemesine, eksilmeyip çoğalmasına rağmen eleştiriliyordu. Kollarının gücüyle oynuyor, tazı gibi koşuyor, topraktan başka kortta başarılı olamaz dendi. Eleştiriler tamamiyle yersiz değildi tabii. Federer, Sampras, Graf benzeri şiir gibi tenis oynayan tenisçilerle kıyaslandığında, Nadal’ın inatçı tenisi göze çok da hoş gelmiyordu.


