Ara 27 2010

Türünün başarılı örneği: THY

Kategori: Sponsorluk,Spor PazarlamasıCeyla Kütükoğlu @ 5:52 pm

barcelona_team15bGeçen bahar, Türk Havayolları Barcelona Kulübü’ne sponsor olarak spor sponsorluğu alanında çok büyük bir açılım yapmıştı. Barcelona’nın ardından Manchester United geldi ardından Eurolegue sponsorluğu. Şimdi de gündem de yeni marka elçileri var: Kobe Bryant ve Caroline Wozniacki. Toparlarsak futbol, basketbol, tenis, okçuluk. Kimbilir belki yakında da golf, kayak ve yüzme.

Türk Havayolları spor sponsorluğunda yeni bir firma değil. Yıllardır Türkiye Futbol Federasyonu ile yürüttükleri bir Milli Takım sponsorluğu var. Bunun haricinde İstanbul Cup ve Dünya Okçuluk Federasyonu’nu ile işbirlikleri ile tenis, okçuluk gibi farklı sporlara desteği mevcut. Spor sponsorluğu yeni değil ama bakış açıları yeni. THY artık büyük düşünüyor, büyük oynuyor. Üstelik bunu “Globally Yours” diyerek mesajlaştırdıkları bir dünya markası hedefinin etrafında son derece başarılı bir strateji ile ilerletiyor. Miktarlardan çok emin olmasam da harcadıkları toplam bütçenin astronomik olmadığını ve yatırımın geri dönüşü (ROI) açısından da çok verimli olduğunu düşünüyorum. THY’nin Barcelona ve Manchester United’e 3 yıl için ödeyeceği miktar 19 milyon Euro. Türkiye’nin büyük reklam verenlerininin yıllık reklam yatırımlarının çok çok azından bahsediyoruz. Tabii bu sadece kulüplere ödenen bedel. Bunun yanında reklam filmleri, tanıtımlar ve medya harcamalarıyla miktar çok daha yükseliyor. THY’nin 2010 yılı için açıklanan toplam reklam yatırımı yaklaşık 70 milyon lira. 2011′de bu miktar daha da artması öngörülüyor. Bu yatırımın yurtdışı yatırımları da kapsadığı düşünülürse ödenen bedel karşısında alınan faydanın fazlalığı da görülebilir. Yurt içinde oldukça ses getiren bu sponsorlukların dünya çapında etki göstermesi bir kaç yılı bulacak bir süreç. THY, şu anda yaptığı gibi bu işbirliklerini doğru mesajlarla harmanlamaya devam ederse uluslararası marka bilinirliği büyük ölçüde artacaktır. Uluslararası spor organizasyonları ile beynimize kazınan BNP Paribas, Emirates ve Qatar Airways’ten çok daha başarılı olacaklarına eminim.

Devamı… “Türünün başarılı örneği: THY”

Etiketler: , , , , , , , ,


Ara 18 2010

Glamour: Yılın Kadınları

Kategori: GenelCeyla Kütükoğlu @ 12:12 pm

Glamours Women of the Year

Glamour dergisinin yaptığı 2010 Yılın Kadınları değerlendirmesinde seçilenler arasında 3 tane de sporcu var. Lindsay Vonn, Mia Hamm ve Lisa Leslie. Liste sadece Amerikalılardan oluşuyor ama bu 3 ismi de tartışmak doğru olmaz. 20 yıl önce Glamour dergisi kadınları onurlandırmaya başladığında kadınların profesyonel spordaki etkinliği çok azdı. WNBA yoktu, kadınların futbol oynuyor olması sadece bir hurafeydi (gerçi bugün hala öyle ama neyse). Bu 3 sporcunun 2010 yılının kadınları arasında seçilmesindeki en büyük etken kadın sporcular olarak erkek egemen spor dallarında kaydettikleri aşama.

Kış olimpiyatlarının yıldızı Lindsay Vonn, Amerikalılara iniş yarışlarında olimpiyat altını kazandıran ilk kadın sporcu. Vancouver 2010′da beklentilerin altında kalsa da güzelliği, sempatikliği ve hızıyla Kış Olimpiyatı’nın en çok konuşulan isimlerinden biri oldu. Vonn, Kış Olimpiyatı’nda kazandığı bir altın bir gümüşün yanısıra Dünya Şampiyonaları’nda iki altın, iki gümüş kazandı. Lindsey Vonn, bireysel spor alanındaki başarıları ile seçilirken Mia Hamm ve Lisa Leslie getirdikleri yeni bir kavramla öne çıktılar. Takım sporlarında kadın süper star fenomeni.

Mia Hamm kadın futbolunun tartışmasız en büyük yıldızı ve ama onun futbola olan katkısı sadece kadın futbolu ile sınırlı değil. Dünya çapında erkek sporcular da dahil edildiğinde forması en çok satılan futbolculardan biri. Aynı zamanda Barcelona kulübünün ve vakfının marka elçisi. Erkekler onu forma çıkarma seramonisi ile tanısa da, o olimpiyat ve dünya şampiyonu çok yetenekli bir forvet. Onun futboldaki etkisi Pele’nin gelmiş geçmiş en iyi 125 futbolcu listesinde isminin olmasından anlaşılabilir. Basketbolun kadın süperstarı ise Lisa Leslie. WNBA tarihinde smaç basan ilk kadın oyuncu olan Leslie oynadığı dönemlerde ligin başı çeken isimlerinden biriydi. Leslie kariyerinde 3 kez WNBA MVP’si seçilip, 4 kez de Olimpiyat şampiyonluğu yaşadı. Oyun stili ve gücüyle kadınların basketbol stilini yeniden belirledi.

Bu 3 kadın, geçmiş büyük kadın sporculardan aldıkları bayrağı biraz daha ileriye götürerek erkek sporu olarak atfedilen spor dallarında yıldız oldular. Erkeklerle kendilerini kıyaslayarak başarıya ulaşan bu kadınlar geleceğin büyük kadın yıldızlarına yol gösterip, örnek oluyorlar. Kadınlar için artık limit yok. Güzelliğin yanında güç de kadınların hizmetinde.

Etiketler: , , , ,


Ara 18 2010

Sigorta şirketleri için fırsat: Şampiyonluk kupaları

Kategori: Genel,TenisCeyla Kütükoğlu @ 11:18 am
Kaynak : AP

Kaynak : AP

Bu ay başında Pete Sampras şampiyonluk kupalarının çalınması ile gündeme gelmişti. 9 Aralık günü Sampras’ın kupalarını sakladığı Los Angeles’taki depoya giren uyanık hırsız, 94 Avustralya Açık Kupası ile 2 Davis Kupası dahil bulduğu 100′e yakın çalmıştı. Kupalarının çalınmasına çok üzelen, Sampras “sanki anılarım ve geçmişim çalınmış gibi hissediyorum” dedi. Kupaların maddi, manevi değerinden çok o şamğiyonlukları canlı izleyememiş olan çocukları için o kupaların çok önemli olduğunu belirten Sampras’ın çalınan eşyaları arasında Eddie Vedder imzalı bir Pearl Jam programı, Elton John imzalı piyano sehpası ve Santana imzalı gitar gibi önemli eserler de var.

Bu hırsızlık haberinin bir boyutu da sigorta şirketlerini ilgilendiriyor. İki kez taşındığı için kupaları depoya kaldıran Sampras, bu değerli varlıkları için sigorta yaptırmamış. Bu kadar kupa sessiz sedasız çalındığına göre özel bir güvenlik önlemi de alınmamış. ITF çalınan Davis kupalarının ve Avustralya Açık Kupası’nın birer kopyasını vermeyi teklif etti. Kupaların bazıları da Griffith Park’ta bulundu. Ama kayıp epey bir kupa var. Bir de tabii ki anılar. Şimdi merak ettiğim sigorta şirketleri kupalarını sigortalamak için büyük sporcuların peşine düşer mi? Michael Jordan, Kobe Bryant, Michael Phelps, Katarina Witt ve Steffi Graf gibi sporcuların koleksiyonları düşünülürse sigorta ve güvenlik şirketlerine buradan epey bir müşteri çıkabilir.

Etiketler: , ,


Ara 07 2010

Bir başka hikaye onlarınkisi

Kategori: Genel,Spor TVCeyla Kütükoğlu @ 4:53 pm

Sporu seviyorsunuz, tarihe, belgesellere de merakınız var…O zaman sizler için farklı bir film serisi sunayım…Farklı yönetmenlerin gözünden sporun efsanelerine farklı bir bakış açısıyla bakmaya ne dersiniz? Efsaneleri ve hikayelerini, kendilerinden, yakın arkadaşlarından, rakiplerinden ya da o sıralar çocuk olan başka bir sporcudan dinlemeye ne dersiniz?

ESPN’in 30. yaş günü kapsamında başlattığı 30 for 30 serisinin her bir filmi ayrı bir tarih. Bir televizyon kanalının hele de bir spor kanalının yaş günü için düşünülmüş en güzel proje olabilir. Filmlerin bazısı sizin de çocukluğunuzda izlediğiniz hikayelerin yeniden yaşanışı, bazısı ise hiç bilmediğiniz bambaşka bir hikaye. Bu filmlerde spor tarihinde en çok karşı karşıya gelmiş iki yıldızın rekabeti ve ebedi dostluğu, kemik kanseri bir gencin tek bacağı ile bir ülkeyi koşması, iki Yugoslav basketbol efsanesinin ülkenin bölünmesi ile gelen küslüğü, bir NBA yıldızının talihsiz hapis süreci gibi pek çok öykü var. Muhammed Ali, Reggie Miller, Chris Evert, Martina Navratilova, Drazen Petrovic gibi pek çok yıldız ve bizim görmediğimiz hayatlar var 30 for 30′de.

Bu filmleri bir kaç ay önce keşfetmiştim. İstediklerimi izlemek biraz zaman aldı. Hepsini izleyemesem de izlediklerimi ve güzel olduklarını düşündüklerimi paylaşmak istedim…İyi seyirler…

*Unmatched: Muhammed Ali ve Frazier 3, Borg ile McEnroe 14 kez karşılaşmış. Oysa, Martina Navratilova ve Chris Evert tam 80 kez karşı karşıya gelmiş. Tenis hatta spor tarihinin en büyük rekabetinden bahsediyoruz. İşte bu film onların rekabetleri değil dostlukları üzerine. Bir saat boyunca bu ikilinin 30 senede ne kadar yakınlaştığını eğlenerek izliyorsunuz. Sonuç; Evert olmadan Navratilova, Navratilova olmadan Evert’i anlatamazsınız.


Devamı… “Bir başka hikaye onlarınkisi”

Etiketler: , , , , , , , ,