May 03 2011

Online spor kanallarına ilgi artıyor

Kategori: Medya,Spor TVCeyla Kütükoğlu @ 2:51 am

Dünya’da özellikle Amerika spor izleyicisinin önemli bir kısımın spor yayınlarını internetten takip ettiği görülüyor. Sadece canlı maç yayını değil, maç sonrası özetleri, haberleri izlemek için de büyük bir kesim online kaynaklara yöneliyor. Bu kaymanın fark edilmesiyle kanallar ve spor organizasyonları hem online kanallarına ve uygulamalarına büyük yatırım yapmaya başladı. Artık yayıncılar ve içerik üreticiler hem platformlarını geliştirmeye hem de bu kanalların tanıtımına daha fazla önem veriyor. Spora yönelik içerik üretimin en yoğun olduğu Amerika’da gerek paralı gerek ücretsiz pek çok internet yayına ulaşmak mümkün. NBA, NHL, MLB, ATP online içeriği paralı sunarken, CBS NCAA maçlarını, ESPN360.com üyelerine tüm maçları, TennisChanel.com da bazı turnuvaları ücretsiz yayınlıyor. Giderek artan bağlantı hızı ve yayıncıların online platformları, spor yayıncılığı en çok da spor reklamcılığı için yeni bir kapı oldu. Veriler ortaya koyuyor ki izleyiciler online içeriği büyük bir iştahla tüketiyor. Bu da belirli bir hedef kitleye ulaşmak isteyen reklamcılar için ise bu bulunmaz bir fırsat.

Örneğin yayını dünya çapında kendi kanalı ve pek çok yayıncı kuruluşla anlaşmalı gerçekleştiren NBA, izleyicilerinin internet ve mobil platformlarından takip oranıyla birlikte en önemli ürünlerinden biri haline getirdiği League Pass’a yüklenmiş durumda. Sonuç olarak NBA sadece online kanalı aracılığı ile 1.9 milyar video gösterim sayısını geçti bile. Bu geçtiğimiz sene yine play-off öncesi döneme göre %140 artış elde edilmiş demek oluyor.

Devamı… “Online spor kanallarına ilgi artıyor”

Etiketler: , ,


Nis 09 2011

Basit bir jenerikten çok ötesi

Kategori: Spor Pazarlaması,Spor TVCeyla Kütükoğlu @ 6:15 am

Dünyanın en büyük ligi olmak, yüksek bir marka değeri yaratmak kolay bir şey değil… Ona bağlı çıkardığınız her ek ürün, ana ürünle aynı hatta daha iyi kalitede olmalı…İşte Premier lig ve Premier League TV örneği… İncelenecek, kouşulacak çok şey var. Basit bir introdan yola çıkalım. Aşağıdaki 2 video PLTV’deki iki programın intorları. Bir tanıtım videosu veya reklam filmi değil, bir program jeneriği. Victor Martinez imzalı bu jenerikler, hem yaratıcı hem üst kalite. Bir Premier Lig olmak kolay değil.

Etiketler: , ,



Mar 09 2011

Papatyam Ligi Star’a neler kaybettiriyor?

Kategori: Medya,Spor Reklamları,Spor TVCeyla Kütükoğlu @ 8:03 am

championsLafa sondan başlayayım. Aşağıdaki sonuç, 2007 yılı Ekim ayında Doğan Yayın Holding’teyken yaptığım bir analizin sonucu.

* UEFA kupası maçlarının Kanal D yerine D Spor’da yayınlanması nedeniyle maç gelirlerinde %96′lık gerileme görülmektedir.

Bu sadece iki benzer maçın iki farklı kanalda yayınlanması sonucu elde edilen en uçuk sonuç. O sene ilk kez UEFA Kupası ve Şampiyonlar Ligi maçları D Smart platformu üzerinden yayın yapan D Spor kanalından yayınlanmaya başlamıştı. Prematüre doğan bebek D Smart’ı kuvözde yaşatma çabalarından ilkiydi bu. Zaman içinde Digiturk’ün sahip olduğu ihaleye el atıldı vazgeçildi, ödeme sistemleri değişti, türlü türlü cambazlıklar denendi ama sonuçta ortaya kimsenin sevmediği, yakınında olan herkesi mağdur eden sakat bir çocuk çıktı.

D Smart’ın Doğan Grubu’nun ölü yatırımı olması rağmen hala yaşatılmak istenme çabalarından en çok mağdur olan ise futbolseverler oluyor. D Smart’ı olmadığı için yayını izleyemeyenler bir yana, dünya üzerinde eşi benzeri olmayan acaip abonelik sistemiyle D  Smart’ı olanlar da mağdur olmaya devam ediyor. Peki Doğan Grubu bu ısrarından neler kaybediyor?

Devamı… “Papatyam Ligi Star’a neler kaybettiriyor?”

Etiketler: , , , ,


Ara 07 2010

Bir başka hikaye onlarınkisi

Kategori: Genel,Spor TVCeyla Kütükoğlu @ 4:53 pm

Sporu seviyorsunuz, tarihe, belgesellere de merakınız var…O zaman sizler için farklı bir film serisi sunayım…Farklı yönetmenlerin gözünden sporun efsanelerine farklı bir bakış açısıyla bakmaya ne dersiniz? Efsaneleri ve hikayelerini, kendilerinden, yakın arkadaşlarından, rakiplerinden ya da o sıralar çocuk olan başka bir sporcudan dinlemeye ne dersiniz?

ESPN’in 30. yaş günü kapsamında başlattığı 30 for 30 serisinin her bir filmi ayrı bir tarih. Bir televizyon kanalının hele de bir spor kanalının yaş günü için düşünülmüş en güzel proje olabilir. Filmlerin bazısı sizin de çocukluğunuzda izlediğiniz hikayelerin yeniden yaşanışı, bazısı ise hiç bilmediğiniz bambaşka bir hikaye. Bu filmlerde spor tarihinde en çok karşı karşıya gelmiş iki yıldızın rekabeti ve ebedi dostluğu, kemik kanseri bir gencin tek bacağı ile bir ülkeyi koşması, iki Yugoslav basketbol efsanesinin ülkenin bölünmesi ile gelen küslüğü, bir NBA yıldızının talihsiz hapis süreci gibi pek çok öykü var. Muhammed Ali, Reggie Miller, Chris Evert, Martina Navratilova, Drazen Petrovic gibi pek çok yıldız ve bizim görmediğimiz hayatlar var 30 for 30′de.

Bu filmleri bir kaç ay önce keşfetmiştim. İstediklerimi izlemek biraz zaman aldı. Hepsini izleyemesem de izlediklerimi ve güzel olduklarını düşündüklerimi paylaşmak istedim…İyi seyirler…

*Unmatched: Muhammed Ali ve Frazier 3, Borg ile McEnroe 14 kez karşılaşmış. Oysa, Martina Navratilova ve Chris Evert tam 80 kez karşı karşıya gelmiş. Tenis hatta spor tarihinin en büyük rekabetinden bahsediyoruz. İşte bu film onların rekabetleri değil dostlukları üzerine. Bir saat boyunca bu ikilinin 30 senede ne kadar yakınlaştığını eğlenerek izliyorsunuz. Sonuç; Evert olmadan Navratilova, Navratilova olmadan Evert’i anlatamazsınız.


Devamı… “Bir başka hikaye onlarınkisi”

Etiketler: , , , , , , , ,


Ara 26 2009

Kendi Spor Tarihim ve Eurosport

Kategori: Genel,Spor TVCeyla Kütükoğlu @ 11:29 am

eurosportblackBöyle bir siteye sahip olup neden bu kadar uzun süredir bu yazıyı yazmadım bilmiyorum. Bana hep sorulan bir soru vardır. Bu aralar işim nedeniyle daha sık karşılaştığım bir soru, “Spora olan ilgim, bendeki bu spor sevgisi nereden geliyor?” Bu soruyla karşılaştığımda otomatik olarak verdiğim cevap, küçüklüğümden beri spor yaptığım ve o yüzden sporu sevdiğimdir. Ama kendi kendime kaldığımda düşünürüm, gerçekten nereden geliyor bu spor aşkı?

Hakkımda kısmında yazmıştım, tenis oynamaya 5 yaşında başladım, takım düzeyine çok sonraları geçtim ama uzun süre lisanslı olarak oynadım. Serde sporculuk var yani. Tenise annemin vizyonerliği ve zorlaması ile başladım. Zorlaması diyorum çünkü çok tembel olduğum için birinin beni iteklemesine ihtiyacım vardı. Kendisine bu konuda her zaman şükretmişimdir. Spor konusunda bana hep destek oldu, beni motive etti. Motivasyon ve destek vardı ama hem tembellikten hem benim kapasitem sınırlı olduğu için hiç bir zaman çok başarılı bir oyuncu olmadım. Profesyonel seviyede vasat bir oyuncuydum. Ama sonuç olarak teknik bir şekilde güzel tenis oynayabiliyorum. Yaklaşık 15 sene boyunca da hem bedenim hem de ruhum tenis ve sporla eğitilmiş oldu. Bu da benim için çok önemli kazançtır. ENKA’daki antremanlar haricinde, okulda da en sevdiğim ders beden dersiydi. Her türlü sporla haşır neşir oldum, voleybol, basketbol, hentbol oynadım. İlkokul döneminde yarışlarda koşmuşluğum bir de yüzme okuluna gitmişliğim var. Kayak yapmayı da denedim, ama topla oynanan sporlara daha yetenekli olduğumu söylemeliyim. Peki, sporculuğun haricinde sporseverlik nasıl gelişti dersek, o zaman Eurosport saolsun diyebilirim.

Devamı… “Kendi Spor Tarihim ve Eurosport”

Etiketler: , , , , , , ,


Haz 14 2009

NBA’in Yeni Interaktif Platformu

Kategori: Medya,NBA,Spor TVCeyla Kütükoğlu @ 3:15 pm
TiVo

TiVo

Son 10 senede çıkan televizyon teknolojilerinin bazıları TV reklamcılığını olumsuz etkileyebiliyor. PVR, IPTV, video on demand gibi teknolojiler henüz Türkiye pazarından uzakta ancak, Amerika pazarında bu teknolojiler doğrudan kanalların can damarı reklamlara saldırıyor. Bunun sonucunda bu teknolojilerin yaygınlaşması kanalları reklam alanında yeni açılımlara gitmeye zorluyor. IPTV ve video on demand daha gelişme aşamasında iki teknoloji ancak PVR’lar (Personal Video Recorder- Kişisel Video Kaydedici) Amerika’da televizyon reklamcılığının dinamiklerini değiştiren bir teknoloji oldu. 2000’lerin başında DVR ve PVR’lar kendilerini ilk gösterdiğinde televizyoncular karşılarındaki tehditin büyüklüğünü tam olarak ölçemiyorlardı. Tehdit giderek büyüdü ve televizyon reklamcılığına en büyük darbeyi PVR teknolojisinin en gelişmiş ürünü TiVo vurdu.

TiVo izleyicilerin izleyecekleri programları istedikleri saatte, istedikleri şekilde, benzer programlarla birlikte kaydetmesine olanak sağlayan bir nevi kişisel televizyon yaratma aleti. TiVo’nun en önemli ve televizyoncuları en çok korkutan özelliği ise reklamları silebilmesi, yani izleyiciye reklamları hiç izlememe fırsatı vermesiydi. Zamanla televizyoncular ve reklamverenler arasında TiVo tartışmaları başladı. Ya bir gün kimse reklam izlemezse diye TiVo’ya savaşa açan televizyoncular, TiVo’nun artan penetrasyonu ile TiVo ile barışmaya karar verdiler. Nielsen Media istatistiklerine göre, 2008 yılı itibariyle Amerika’nın %30’undan fazlasında TiVo ve çeşitli PVR’lar bulunuyor. Ayrıca PVR sahiplerinin %60 reklamları izlemediği biliniyor. Bu korkutucu rakamlar televizyon kanallarını TiVo ile savaşmak yerine barışmaya ve TiVo uyumlu reklamcılık çağına geçmeye zorladı.

Devamı… “NBA’in Yeni Interaktif Platformu”

Etiketler: , , , ,