Böyle bir siteye sahip olup neden bu kadar uzun süredir bu yazıyı yazmadım bilmiyorum. Bana hep sorulan bir soru vardır. Bu aralar işim nedeniyle daha sık karşılaştığım bir soru, “Spora olan ilgim, bendeki bu spor sevgisi nereden geliyor?” Bu soruyla karşılaştığımda otomatik olarak verdiğim cevap, küçüklüğümden beri spor yaptığım ve o yüzden sporu sevdiğimdir. Ama kendi kendime kaldığımda düşünürüm, gerçekten nereden geliyor bu spor aşkı?
Hakkımda kısmında yazmıştım, tenis oynamaya 5 yaşında başladım, takım düzeyine çok sonraları geçtim ama uzun süre lisanslı olarak oynadım. Serde sporculuk var yani. Tenise annemin vizyonerliği ve zorlaması ile başladım. Zorlaması diyorum çünkü çok tembel olduğum için birinin beni iteklemesine ihtiyacım vardı. Kendisine bu konuda her zaman şükretmişimdir. Spor konusunda bana hep destek oldu, beni motive etti. Motivasyon ve destek vardı ama hem tembellikten hem benim kapasitem sınırlı olduğu için hiç bir zaman çok başarılı bir oyuncu olmadım. Profesyonel seviyede vasat bir oyuncuydum. Ama sonuç olarak teknik bir şekilde güzel tenis oynayabiliyorum. Yaklaşık 15 sene boyunca da hem bedenim hem de ruhum tenis ve sporla eğitilmiş oldu. Bu da benim için çok önemli kazançtır. ENKA’daki antremanlar haricinde, okulda da en sevdiğim ders beden dersiydi. Her türlü sporla haşır neşir oldum, voleybol, basketbol, hentbol oynadım. İlkokul döneminde yarışlarda koşmuşluğum bir de yüzme okuluna gitmişliğim var. Kayak yapmayı da denedim, ama topla oynanan sporlara daha yetenekli olduğumu söylemeliyim. Peki, sporculuğun haricinde sporseverlik nasıl gelişti dersek, o zaman Eurosport saolsun diyebilirim.
Devamı… “Kendi Spor Tarihim ve Eurosport”
Etiketler: Bağış Erten, Emre Yazıcıol, Eurosport

TiVo
Son 10 senede çıkan televizyon teknolojilerinin bazıları TV reklamcılığını olumsuz etkileyebiliyor. PVR, IPTV, video on demand gibi teknolojiler henüz Türkiye pazarından uzakta ancak, Amerika pazarında bu teknolojiler doğrudan kanalların can damarı reklamlara saldırıyor. Bunun sonucunda bu teknolojilerin yaygınlaşması kanalları reklam alanında yeni açılımlara gitmeye zorluyor. IPTV ve video on demand daha gelişme aşamasında iki teknoloji ancak PVR’lar (Personal Video Recorder- Kişisel Video Kaydedici) Amerika’da televizyon reklamcılığının dinamiklerini değiştiren bir teknoloji oldu. 2000’lerin başında DVR ve PVR’lar kendilerini ilk gösterdiğinde televizyoncular karşılarındaki tehditin büyüklüğünü tam olarak ölçemiyorlardı. Tehdit giderek büyüdü ve televizyon reklamcılığına en büyük darbeyi PVR teknolojisinin en gelişmiş ürünü TiVo vurdu.
TiVo izleyicilerin izleyecekleri programları istedikleri saatte, istedikleri şekilde, benzer programlarla birlikte kaydetmesine olanak sağlayan bir nevi kişisel televizyon yaratma aleti. TiVo’nun en önemli ve televizyoncuları en çok korkutan özelliği ise reklamları silebilmesi, yani izleyiciye reklamları hiç izlememe fırsatı vermesiydi. Zamanla televizyoncular ve reklamverenler arasında TiVo tartışmaları başladı. Ya bir gün kimse reklam izlemezse diye TiVo’ya savaşa açan televizyoncular, TiVo’nun artan penetrasyonu ile TiVo ile barışmaya karar verdiler. Nielsen Media istatistiklerine göre, 2008 yılı itibariyle Amerika’nın %30’undan fazlasında TiVo ve çeşitli PVR’lar bulunuyor. Ayrıca PVR sahiplerinin %60 reklamları izlemediği biliniyor. Bu korkutucu rakamlar televizyon kanallarını TiVo ile savaşmak yerine barışmaya ve TiVo uyumlu reklamcılık çağına geçmeye zorladı.
Devamı… “NBA’in Yeni Interaktif Platformu”
Etiketler: İnteraktif, NBA, PVR, Spor Yayıncılığı, TiVo