Şub 05 2011

Super Bowl : Sayılarla Tüketim

Kategori: NFL,Spor Dalları,Spor Reklamları,Sports MarketingCeyla Kütükoğlu @ 1:40 pm

CaptureYılın bu zamanı gelmeden aklıma gelmez NFL. Şubat ayını All Star’la birlikte taçlandıran Super Bowl bu sene 6 Şubat. Maç, Green Bay Packers ile Pittsburg Stealers arasında ama her zaman olduğu gibi maç bahane şovlar şahane. Gene bir ay öncesinde şovlarla ilgili dedikodular, reklam verecek firmalar, reklamlarda boy gösterecek yıldızlar konuşulmaya başlanmıştı. Mesela ne sezon şampiyonasında ne de Grand Slam’lerde yüzünü göstermeyen Serena Williams’ın adı Super Bowl sayesinde yeniden duyduk. Devre arasında yayınlanacak reklamlardan birinde Serena da arzı endam edecek. Serena’ya benzer bir sürü ünlüyü daha maç vesilesi ile görmüş olacağız.

Her sene Super Bowl’un reklam tarafına kafayı takarım, bu sene ise tüketim tarafına bakayım. Konu, aşağıda görebileceğiniz nefis tüketim trendleri görselinden yola çıkıyor. Super Bowl Amerika’da Şükran Günü’nde sonra yiyecek tüketiminin en çok olduğu ikinci gün. Sadece amacı hindi yemek olan bir günle aynı ölçüde yiyecek tüketiliyor. Benzer bir durum içecek tüketimi için de geçerli. 2009 yılı verilerine göre en çok bira tüketilen 8. gün. Bu yüzden hem alkollü hem de alkolsüz içecek firmalarının gözdesi Super Bowl reklamları.

Devamı… “Super Bowl : Sayılarla Tüketim”

Etiketler: , , , ,


Oca 01 2011

Tenisçiler mikrofon başında

Kategori: Eğlencelik,TenisCeyla Kütükoğlu @ 6:45 pm

Roland Garros’un en eğlenceli kısmı karaoke şovudur. Fransız yayıncı kuruluşun çektiği karaoke klipleri nice komik performansa sahne oluyor. Ama en komiği 2010 Roland Garros Karaoke şovda Novak Djokovic ve Viktor Troicki’nin bu perfomansı. Ne yazık ki ben bunu daha yeni görüyorum. Djokovic’in Nadal taklitlerini çok gördük ama Gipsy klibinin bu canlandırması müthiş komik olmuş. Karşınızda yeni Shakira ve Nadal :)


Madem konuyu karaoke şovdan açtık, devam edelim. Roland Garros’taki eski karaoke performanslarında da çok eğlenceli şeyler vardı. Bir vatandaş sağolsun, bu performanslardan güzel bir derleme yapmış. Nadal’ın meşhur La Bamba’sından, Djokovic’in UEFA kupası kazanmış Galatasaray taraftarı performansına, Federer’in ayrı telden çalmasından Serena’nın ve Simon’un danslarına çok eğlenceli görüntüler var. İşte Roland Garros Karaoke top 10.

Ve son olarak Justine Henin. Karaoke şovda sesi duyulmuyor ama aslında çok iyi bir sesi varmış. Tennis.com sayesinde sevgili Justine Henin’ın bambaşka bir yönünü öğrendik. Hep ciddi gördüğümüz Henin’ın eğlenceli de bir tarafı varmış.Kendisinin iyi bir sesi varmış ve güzel de dans edebiliyormuş. Belçika televizyonundaki şovda Henin hem şarkı söylüyor hem dans ediyor. Çok da güzel performans sergiliyor. Henin’ı sevmemek mümkün mü? :)

Etiketler: , , , , ,


Ara 18 2010

Sigorta şirketleri için fırsat: Şampiyonluk kupaları

Kategori: Genel,TenisCeyla Kütükoğlu @ 11:18 am
Kaynak : AP

Kaynak : AP

Bu ay başında Pete Sampras şampiyonluk kupalarının çalınması ile gündeme gelmişti. 9 Aralık günü Sampras’ın kupalarını sakladığı Los Angeles’taki depoya giren uyanık hırsız, 94 Avustralya Açık Kupası ile 2 Davis Kupası dahil bulduğu 100′e yakın çalmıştı. Kupalarının çalınmasına çok üzelen, Sampras “sanki anılarım ve geçmişim çalınmış gibi hissediyorum” dedi. Kupaların maddi, manevi değerinden çok o şamğiyonlukları canlı izleyememiş olan çocukları için o kupaların çok önemli olduğunu belirten Sampras’ın çalınan eşyaları arasında Eddie Vedder imzalı bir Pearl Jam programı, Elton John imzalı piyano sehpası ve Santana imzalı gitar gibi önemli eserler de var.

Bu hırsızlık haberinin bir boyutu da sigorta şirketlerini ilgilendiriyor. İki kez taşındığı için kupaları depoya kaldıran Sampras, bu değerli varlıkları için sigorta yaptırmamış. Bu kadar kupa sessiz sedasız çalındığına göre özel bir güvenlik önlemi de alınmamış. ITF çalınan Davis kupalarının ve Avustralya Açık Kupası’nın birer kopyasını vermeyi teklif etti. Kupaların bazıları da Griffith Park’ta bulundu. Ama kayıp epey bir kupa var. Bir de tabii ki anılar. Şimdi merak ettiğim sigorta şirketleri kupalarını sigortalamak için büyük sporcuların peşine düşer mi? Michael Jordan, Kobe Bryant, Michael Phelps, Katarina Witt ve Steffi Graf gibi sporcuların koleksiyonları düşünülürse sigorta ve güvenlik şirketlerine buradan epey bir müşteri çıkabilir.

Etiketler: , ,


Eki 21 2010

Bu Bologna hangi Bologna?

Kategori: Basketbol,SponsorlukCeyla Kütükoğlu @ 9:10 am

italia basket90’larda ve 2000’lerin başında Türk basketbolunda bitmek tükenmek bilmeyen bir müessese takımı, kulüp takımı tartışması vardı. Kulüp takımlarının Efes Pilsen, Ülker, Tofaş gibi müessese takımlarının karşında tutunamamasına karşılık en iyi çözüm sponsor desteği olarak görülüyordu. Ancak bunun önündeki en önemli engel kulüp takımlarının isimlerinin başına başka isim konulmasına yönelik dirençti. Gel zaman git zaman Ülker firması bir gün kulübü kapatıp altyapıyı Fenerbahçe ile birleştirip desteğini de diğer büyükler arasında paylaştırınca Türk basketbolu da melez isimli takımlara kavuştu. Büyüklerin Ülker birleşmelerini diğerleri başka firmalarla isim evlilikleri yaparak izledi.

Türk basketbolunda yeni olan isim hakkını içeren sponsorluk anlaşmaları Avrupa Basketbolu’nda ezelden beri var. Yazıya Türkiye ile başladım ama esas bahsetmek istediğim İtalyan takımlarında kimlik bunalımına neden olan sponsor sirkülasyonu. Benim basketbola yeni vakıf olduğum dönemlerde Avrupa’da İtalya başı çeken ülkelerdendi. O dönemde Türk takımlarına da sık sık kabus yaşatan Bologna takımlarını herkes hatırlar. Avrupa Kupalarında 13 şampiyonlukla en başarılı ülke konumda olan İtalya, son birkaç yıldır hem kulüp hem de milli takım seviyesinde eski ihtişamından biraz uzakta. İtalya’nın kulüpler seviyesinde son şampiyonluğu çift şampiyonlu yıl olan 2001’de Kinder Bologna tarafından kazanıldı. İtalyan takımları, 2002-2003 ve 2004 yıllarında oynadıkları finallerin ardından Montepaschi Siena’yı final four neferi olarak bırakıp sessizliğe gömüldü. İtalyan basketbolundaki duraklamayı konunun uzmanlarına bırakıp İtalyan basketbol takımlarının sürekli değişen sponsorlarına bakalım. İtalya’da sponsor istikrarı bir türü sağlanamadığından takımlar oyuncu değiştiridikleri gibi isim değiştiriyor. İtalyan takımlarının bugüne kadar değiştirdikleri isimlerin hepsini buraya yazsam İtalyan Ticaret Birliği Kataloğu gibi olur. O yüzden birkaç örnek vermekle yetineceğim. Devamı… “Bu Bologna hangi Bologna?”

Etiketler: , , , , , ,


Eyl 26 2010

Yokoyama’nın Müthiş Golü

Kategori: Dünya Kupası,FutbolCeyla Kütükoğlu @ 2:31 pm

Futbolun en sevilen klişelerinden biridir ” Kadınlar futboldan anlamaz”. Anlamayan çoktur doğru. Şahsen ben de anladığımı iddia etmiyorum. Ama futbolun dünyanın en anlaşılmaz şeyi olarak lanse edilip, kadınlara men edilmesine de karşıyım. Kuantum fiziği bile herkes tarafından anlaşılabiliyorken futbol neden anlaşılmasın ki canım? Kadınlar arasında futboldan anlayan hatta pek çok erkekten daha iyi anlayanı da vardır. Herşeyden önce Dünya ve Avrupa Kupalarında müthiş performans gösteren çok iyi kadın futbolcular var bir kere. Bunu kanıtlayan en güzel örnek Japon U17 Kadın Milli Takımı’ndan geldi. TFF Futbol Geliştirme Merkezinin futsal, plaj futbolu, akademi ligleri gibi profesyonel dışı pek çok futbol faaliyetinin yayınlayan Lig TV’den Bora Koçyiğit saolsun kadınların futboldan ne kadar anladıklarına dair güzel bir örneği U17 Kadınlar Dünya Kupası’nda bulduk.

Devamı… “Yokoyama’nın Müthiş Golü”

Etiketler: , ,


Eyl 25 2010

UFL Reklamları – Get Closer to the Action

Kategori: Futbol,Spor Reklamları,Sports MarketingCeyla Kütükoğlu @ 4:43 pm

United_Football_League_(2009)_logoAmerikan futbolu denince akla hemen NFL geliyor ama bir başka lig daha var Amerika’da. UFL (United Football League) oldukça yeni bir lig. bu yeni lig, 2007-2008 yıllarını deneme sezonları ile geçirmiş. 2009 yılı ise resmi ilk sezonun oynandığı yıl olmuş. Başlarda proje olarak NFL(National Football League)’in gelişim ligi olarak düşünülmüş olsa da NFL’den tamamiyle bağımsız bir lig. BU nedenle NFL takımlarının olmadığı şehirlerin takımlarının mücadelesine sahne oluyor. Şimdilik sadece 5 şehirden 5 takım var. Bu 5 şehir Florida, Hartford, Las Vegas, Omaha ve Sacramento. Amerikan Futbolu veya NFL’in kendiyle çok olmasa da reklam dünyası ile çok ilgiliyim. İşte bu yüzden UFL’le ilgilenme nedenim de reklamlar oldu.

Devamı… “UFL Reklamları – Get Closer to the Action”

Etiketler: , , , ,


Eyl 14 2010

New York Fatihi… Rafa Nadal

Kategori: TenisCeyla Kütükoğlu @ 5:37 pm
rafaelnadal.com

rafaelnadal.com

Beni biraz tanıyanlar bilir. İflah olmaz bir Nadal hayranıyım. Hatta hayran kelimesi yetersiz kalır, Nadal fanatiğiyim demek daha doğru. Öyle ki, Nadal Fan Clup Türkiye şubesi açılsa Onursal Başkanı ben olurum, olmalıyım. O yüzden benden tarafsız Nadal yazısı beklemeyin. Kariyer Grand Slam’i yaptığı bu özel ve mutlu günde buyrun size çok taraflı bir Nadal yazısı :)

İlk Keşif

İlk büyük başarısı 2004 yılı ortasında geldi… Rafael Nadal, 2004 sonbaharında Miami’de 18 yaşında iken tenisin prensi Federer’i yendiğinde herkes kim bu demişti. 2005 yılı ise tüm dünyanın adını ezberlemeye başladığı yıl oldu. O yıl, 19 yaşında, kazandığı 11 turnuva (ki Federer de aynı sayıda turnuva kazandı) ve ilk kez katıldığı Roland Garros’taki ilk Grand Slam zaferi ile Muhteşem Federer’in ardından ikinci sıraya oturdu. Sonraki dört yıl boyunca da hep ikinci adam olarak kaldı ama Thomas Muster’in toprak krallığının yeni varisi oldu. İstanbul’daki Legends Cup’ta tanıştığım Muster’e Nadal’ı sorduğuma “O benden çok daha iyi bir toprak oyuncusu hatta çok daha ötesi” demişti. Kimleri beğenirken, kimleri sevmiyordu. Her sene kendini geliştirmesine, ilerlemesine, eksilmeyip çoğalmasına rağmen eleştiriliyordu. Kollarının gücüyle oynuyor, tazı gibi koşuyor, topraktan başka kortta başarılı olamaz dendi. Eleştiriler tamamiyle yersiz değildi tabii. Federer, Sampras, Graf benzeri şiir gibi tenis oynayan tenisçilerle kıyaslandığında, Nadal’ın inatçı tenisi göze çok da hoş gelmiyordu.

Devamı… “New York Fatihi… Rafa Nadal”

Etiketler: , , ,


Ağu 02 2010

Alınamayan Rövanş

Kategori: Futbol,GenelCeyla Kütükoğlu @ 9:48 am

Blogu tekrar canlandırma çalışmalarıma çok sevdiğim, saygı duyduğum bir abim ve çalışma arkadaşımdan destek geldi. Bursa basınından ve Eurosport’un Afrika Kupası yayınlarından hatırlayabileceğiniz Koray Gürtaş bir anısıyla bloguma konuk oldu. Bu eğlenceli anısını benimle paylaştığı ve blogumda yayınlamama izin verdiği için kendisine sonsuz teşekkürler…

“Alınamayan Rövanş

Ankara’nın Aşağı Ayrancı semtinde bulunan Ahmet Vefik Paşa İlkokulu’nun bahçesinde oynadım kariyerimin ilk uluslararası maçını. Yıllar sonra gittiğimde gözüme küçücük görünen o bahçe o zamanlar Maracana gibi gelirdi bize. Uzun teneffüslerde her noktasında farklı bir aktivite vardı bahçenin. Birbirinden ayrı beş tek kale maçını, ip atlayan kızları, hırsız-polis oynayanları görmek mümkündü. İşte böyle bir günde 23 Nisan şenlikleri için ülkemize gelen İtalyan kafilesinin okulumuza ziyareti gerçekleşti. Üzerlerindeki kıyafetleri çok komik gelmişti. Önlerinde yöneticileri ve bizim okul idaresi şaşkın şaşkın bakıyorlardı etraflarına. Bir yandan da katılacakları gösteride büyük üstat Halit Kıvanç’ın olası Türkçe quiz ihtimaline karşılık içlerinden “ Merhaba Türk çocukları” tarzı kalıp cümleleri tekrarlıyorlardı.
Devamı… “Alınamayan Rövanş”

Etiketler: ,


Tem 20 2010

Teniste vur, kır, parçala dönemi

Kategori: TenisCeyla Kütükoğlu @ 3:00 pm
Kaynak: Reuters

Kaynak: Reuters

Sezonun 3. Grand Slam’i de geride kaldı. Avustralya Açık’ta alışıldık şampiyon Roger Federer koleksiyonun 16. Grand Slam’ini kazandı. Roland Garros ve Wimbledon’da ise şampiyon 2008’de de aynı dubleyi yapan Rafael Nadal oldu. Nadal’ın özellikle Wimbledon şampiyonluğunda Federer’in yarın final göremeden elenmesi çok faydası oldu.Nadal bu sonuçlarla 2009 yılında yaşadığı kabustan sonra tekrar bir numara oldu. Federer ise Kasım 2003’ten bu yana ilk defa üçüncü sıraya geriledi. Son 6 senenin efsanesi Roger Federer artık Grand Slam’lerde yarı final dahi göremeden elenebiliyor. Android dediğimiz, yenilmez dediğimiz dahi artık insani tarafını gösterebiliyor, onca başarı onca rekordan sonra artık biraz ağırdan alıyor. Federer’in yeniliyor olması iki şeyi gösteriyor. Bir, tanrı olmayan her kahramanın gösterdiği duraklama belki de düşüş evresine girdiği… gerçi kaul etmek lazım Federer’in düşüş evresi bile ilk 20’deki pek çok oyuncunun çıkış evresinden iyi olabilir. Ama hayranları için bu durum panik yapmak için yeterli. İkinci neden ve bence daha önemlisi artık tenisinin tamamiyle güce dayalı bir spora dönüşmesi.
Devamı… “Teniste vur, kır, parçala dönemi”

Etiketler: , , ,


Nis 25 2010

Şilililerin Aziz ilan ettikleri Teknik Direktör

Kategori: Dünya Kupası,FutbolCeyla Kütükoğlu @ 2:45 pm

bielsaFutbola gönülden bağlı ülkelerde en zorlu meslek teknik direktörlük olsa gerek. Birkaç yenilgiyle ne adamlığınız ne de insanlığınız kalır. Veya bir ülkenin kaderini değiştiren büyük adam da olabilirsiniz. İşte futbolun ilahlarının doğduğu Latin Amerika’dan buna ilginç bir örnek. Latin Amerika’nın nispeten gölgede kalmış ülkesi Şili futbolu için şu sıralar en önemli isim Milli Takımın teknik direktörü Marcelo Bielsa. “Loco” (deli) lakaplı Bielsa ülkede o kadar seviliyor ki yıllardır hasret oldukları Dünya Kupası’na katılmanın heyecanıyla Şilili taraftarlar tarafından azizlik mertebesine yükseltilmek isteniyor. Öyleki Şili’deki Futbol Fanatikleri Derneği bunun için ilginç bir kampanyaya imza atmış.

Şili Futbol Fanatikleri Derneği Grey reklam ajansı ile beraber hazırladıkları kampanya ile “deli teknik” direktör Marcelo Bielsa yeni adıyla San Marcelino için sanal bir tapınak oluşturulmuş. “Bir mum yakın” sloganıyla başlatılan kampanyanın sitesi ile taraftarlar Şili’nin ilk futbol azizini yaratmak için 100 bin mum yakmaya davet ediliyor. Siteyi bugüne kadar yaklaşık 130 bin kişi ziyaret etti ve 70.300 kişi sitede mum yaktı. Devamı… “Şilililerin Aziz ilan ettikleri Teknik Direktör”

Etiketler: , , ,


« Önceki SayfaSonraki Sayfa »