Ağu 16 2011

Yatırım değil reklam

Kategori: Sponsorluk,Spor EkonomisiCeyla Kütükoğlu @ 8:13 am

Türk basketbolunda 80 ve 90’lı yıllarda müessese takımı kavramı alıp başını gitmişti. Sosyal sorumluluk kavramının konuşulmadığı yıllarda firmalar kurdukları basketbol takımları ile ligde mücadele ederken bir yandan reklamlarını yapıyor, bir yandan ülke sporuna katkıda bulunuyorlardı. Eczacıbaşı, Tofaş, Efes Pilsen, Ülkerspor, Oyak Renault bu akımın öncüleri idi. Bu takımların pek çoğu bugün yok. Şimdi de Oyak Renault takımı çok da gürültü çıkmadan ligden çekildi. Sebep sadece söylediği gibi ekonomik değil. Bu karar, takımın para kaynağı şirketin ve ülkedeki tüm spor sponsorluk camiasının stratejisindeki bir değişiklikten de kaynaklanıyor.

90′lardaki müessese takımları yeni milenyumda sponsor destekli takımlara evrildi. Bu dönemde firmalar için farklı spora destek ve spordan yararlanma yolları çıktı. Müessese takımı kavramı sponsorluk anlaşmalarına dönüşmeye başladı. İlk olarak, Ülker kendi ismin taşıyan Ülkerspor takımını kapatarak Fenerbahçe’nin ana sponsoru oldu. Galatasaray ve Beşiktaş’ın isim sponsorluğu da alınarak bir takımdan 3 tane büyük sponsorluk çıkartıldı. İlerleyen yıllarda isim sponsorluğu yoluyla takım destekleme işi voleyboldaki Vakıfbank Güneş Sigorta Türk Telekom takımı gibi zincirleme isim tamamlaması dönüştü. Geçmişin müessese takımlarından geriye birkaç tane kaldı. Efes Pilsen alkollü içecek firmalarının spor sponsorluklarına karşı çıkan yasağa holding ismi olan Anadolu Efes’i kullanarak direniyor. Türk Telekom yoluna devam ederken eskilerden kalan bir müessese takımı daha ligden çekilme kararı aldı.
Devamı… “Yatırım değil reklam”

Etiketler: , , , , ,


Nis 05 2011

NCAA Mart Çılgınlığı Sayılar

Kategori: Basketbol,Sports MarketingCeyla Kütükoğlu @ 3:53 pm

March Madness ve kolej basketbolu hakkında yorum yapacak son insan olabilirim. Boş vaktim varsa izleyecek daha iyi bir şeyim yoksa izlerim o kadar. Ama aynı Super Bowl gibi reklam ve tüketimle çok alakalı bir olay olduğu için ucundan kıyısından bir şekilde takip ediyorum.

Mart ayında Amerika’da Türklerin hatta Avrupalıların pek anlayamayacağı bir çılgınlık yaşanıyor. Bilenlerin genellikle basketbol tarafıyla andığı NCAA Turnuvası, Amerikan Kolej Sporları Ligi’nin şampiyonlarının belirlediği son dönemeç. NCAA turnuvası boyunca spring break’te alkol çılgınlığına kapılan üniversite gençliğini bu sefer spor çılgınlığına sürükleniyor. Adından belli olacağı gibi yine tüketimin, reklamın, promosyonun tavan yaptığı bir dönem. Pek çok firmanın hedef kitlesini oluşturan ünivesite öğrencilerine ulaşılabilecek en iyi ortam olduğundan sporda pazarlama veya sporla pazarlama açısından bulunmaz bir fırsat.

Mart Çılgınlığı ile ilgili şu veri bile olayın boyutlarını anlatıyor. Tüm turnuva boyunca Amerika’da 12 milyar dolarlık bir harcama yapılıyor. NBA’in altyapısını oluşturması nedeniyle daha çok basketbolun ilgi çektiği NCAA’de bu miktarı amerikan futbolu, beyzbol, hokey ve diğer sporlar birlikte yaratıyor.

İlgi basketbolun üzerinde olunca en ilginç sayılar oradan geliyor. İşte NCAA turnuvasının basketbol para istatistikleri(Kaynak: CNBC.com/sportsbiz, Adage.com)

Devamı… “NCAA Mart Çılgınlığı Sayılar”

Etiketler: , , , ,


Ara 07 2010

Bir başka hikaye onlarınkisi

Kategori: Genel,Spor TVCeyla Kütükoğlu @ 4:53 pm

Sporu seviyorsunuz, tarihe, belgesellere de merakınız var…O zaman sizler için farklı bir film serisi sunayım…Farklı yönetmenlerin gözünden sporun efsanelerine farklı bir bakış açısıyla bakmaya ne dersiniz? Efsaneleri ve hikayelerini, kendilerinden, yakın arkadaşlarından, rakiplerinden ya da o sıralar çocuk olan başka bir sporcudan dinlemeye ne dersiniz?

ESPN’in 30. yaş günü kapsamında başlattığı 30 for 30 serisinin her bir filmi ayrı bir tarih. Bir televizyon kanalının hele de bir spor kanalının yaş günü için düşünülmüş en güzel proje olabilir. Filmlerin bazısı sizin de çocukluğunuzda izlediğiniz hikayelerin yeniden yaşanışı, bazısı ise hiç bilmediğiniz bambaşka bir hikaye. Bu filmlerde spor tarihinde en çok karşı karşıya gelmiş iki yıldızın rekabeti ve ebedi dostluğu, kemik kanseri bir gencin tek bacağı ile bir ülkeyi koşması, iki Yugoslav basketbol efsanesinin ülkenin bölünmesi ile gelen küslüğü, bir NBA yıldızının talihsiz hapis süreci gibi pek çok öykü var. Muhammed Ali, Reggie Miller, Chris Evert, Martina Navratilova, Drazen Petrovic gibi pek çok yıldız ve bizim görmediğimiz hayatlar var 30 for 30′de.

Bu filmleri bir kaç ay önce keşfetmiştim. İstediklerimi izlemek biraz zaman aldı. Hepsini izleyemesem de izlediklerimi ve güzel olduklarını düşündüklerimi paylaşmak istedim…İyi seyirler…

*Unmatched: Muhammed Ali ve Frazier 3, Borg ile McEnroe 14 kez karşılaşmış. Oysa, Martina Navratilova ve Chris Evert tam 80 kez karşı karşıya gelmiş. Tenis hatta spor tarihinin en büyük rekabetinden bahsediyoruz. İşte bu film onların rekabetleri değil dostlukları üzerine. Bir saat boyunca bu ikilinin 30 senede ne kadar yakınlaştığını eğlenerek izliyorsunuz. Sonuç; Evert olmadan Navratilova, Navratilova olmadan Evert’i anlatamazsınız.


Devamı… “Bir başka hikaye onlarınkisi”

Etiketler: , , , , , , , ,


Eki 21 2010

Bu Bologna hangi Bologna?

Kategori: Basketbol,SponsorlukCeyla Kütükoğlu @ 9:10 am

italia basket90’larda ve 2000’lerin başında Türk basketbolunda bitmek tükenmek bilmeyen bir müessese takımı, kulüp takımı tartışması vardı. Kulüp takımlarının Efes Pilsen, Ülker, Tofaş gibi müessese takımlarının karşında tutunamamasına karşılık en iyi çözüm sponsor desteği olarak görülüyordu. Ancak bunun önündeki en önemli engel kulüp takımlarının isimlerinin başına başka isim konulmasına yönelik dirençti. Gel zaman git zaman Ülker firması bir gün kulübü kapatıp altyapıyı Fenerbahçe ile birleştirip desteğini de diğer büyükler arasında paylaştırınca Türk basketbolu da melez isimli takımlara kavuştu. Büyüklerin Ülker birleşmelerini diğerleri başka firmalarla isim evlilikleri yaparak izledi.

Türk basketbolunda yeni olan isim hakkını içeren sponsorluk anlaşmaları Avrupa Basketbolu’nda ezelden beri var. Yazıya Türkiye ile başladım ama esas bahsetmek istediğim İtalyan takımlarında kimlik bunalımına neden olan sponsor sirkülasyonu. Benim basketbola yeni vakıf olduğum dönemlerde Avrupa’da İtalya başı çeken ülkelerdendi. O dönemde Türk takımlarına da sık sık kabus yaşatan Bologna takımlarını herkes hatırlar. Avrupa Kupalarında 13 şampiyonlukla en başarılı ülke konumda olan İtalya, son birkaç yıldır hem kulüp hem de milli takım seviyesinde eski ihtişamından biraz uzakta. İtalya’nın kulüpler seviyesinde son şampiyonluğu çift şampiyonlu yıl olan 2001’de Kinder Bologna tarafından kazanıldı. İtalyan takımları, 2002-2003 ve 2004 yıllarında oynadıkları finallerin ardından Montepaschi Siena’yı final four neferi olarak bırakıp sessizliğe gömüldü. İtalyan basketbolundaki duraklamayı konunun uzmanlarına bırakıp İtalyan basketbol takımlarının sürekli değişen sponsorlarına bakalım. İtalya’da sponsor istikrarı bir türü sağlanamadığından takımlar oyuncu değiştiridikleri gibi isim değiştiriyor. İtalyan takımlarının bugüne kadar değiştirdikleri isimlerin hepsini buraya yazsam İtalyan Ticaret Birliği Kataloğu gibi olur. O yüzden birkaç örnek vermekle yetineceğim. Devamı… “Bu Bologna hangi Bologna?”

Etiketler: , , , , , ,


Kas 22 2009

Olayların Takımı Galatasaray

Kategori: Basketbol,GenelCeyla Kütükoğlu @ 10:06 am

galatasaray-logoSon bir haftadır spor sayfalarının en önemli gündem maddesi Galatasaray oldu. Geçen haftasonundan bu yana Galatasaray’ın adı salondaki şiddet olayları, sağlık sorunları ve en son akıl almaz bir şike skandalı gibi pek çok olayla anıldı. Önce Galatasaray Cafe Crown, Fenerbahçe Ülker basketbol maçında salonda olaylar çıktı. Bir kaç holigan, Fenerbahçeli oyunculara, ardından oyuncular da seyircilere saldırdı.

Bu şiddet olaylarının gölgesinde, Galatasaray Kulübü hafta içinde gelecek vadedebilecek bir projesini “GS Bonus kartın” tanıtımını yaptı. Hem güvenlik hem de pazarlama aracı olarak tasarlanan bu kartla Galatasaray, taraftarlarını tespit edebilme ve taraftarlarına özel kampanyalar sunabilme fırsatını yakalıyor. Bu kart son dönemlerde ürün gamını artırmaya çalışan Galatasaray için olumlu bir gelişme olarak nitelendirilebilir.

Tam olumlu bir gelişme oldu derken, Kulübü Arda Turan’ın ve altyapıdaki futbolcularının domuz gribi olmasıyla sarsıldı. Bu olayın yankıları sürerken Galatasaray Spor Kulübü’nün tarihindeki en büyük skandal patlak verdi. Fenerbahçe ve Oyak Renault kulüplerinin itirazlarıyla, Cemal Nalga’nın hazırlık maçlarında cezalı olmasına rağmen hem de takım arkadaşının formasıyla oynatıldığı, yetmezmiş gibi bir de üstüne federasyona yalan beyanat verildiği ortaya çıktı. Ardı ardına gelen kötü olaylardan sonra Galatasaray’ı çökerten işte bu darbe oldu.

Devamı… “Olayların Takımı Galatasaray”

Etiketler: , , , , , ,


Oca 24 2009

Alkollü İçecekler Yasası ve Efes Pilsen

Kategori: SponsorlukCeyla Kütükoğlu @ 11:36 am

efes_1 2007 Mayısında çıkan “Tütün Mamülleri ve Alkollü İçkilerin Satışına ve Sunumuna İlişkin” yönetmelik taslağı henüz yürürlüğe girmedi, ama Türk sporunun en büyük sponsorlarından (belki de en büyüğü ve en istikrarlısı) birini rahatsız etmeye devam ediyor. Söz konusu yönetmelik alkollü içecek üreticilerine getirilmiş reklam kısıtlarının yanına, sponsorluk faaliyetlerine de kısıt getirmeyi amaçlıyor. Yasa içki üreticilerinin sporu ve spor kulüplerini desteklemesinin önüne geçiyor. Ayrıca benzer bir yönetmelik de alkollü içecek şirketlerinin sponsorluk gelirlerini gider göstererecek vergiden muaf tutamayacağını belirtiyor. Sözkonusu yönetmelikler henüz yürülüğe girmese de Efes Pilsen kulübünün geleceğini ve Efes Pilsen markasının bağlı bulunduğu Anadolu Grubunun tüm sponsorluk faaliyetlerini tehdit ediyor.

Devamı… “Alkollü İçecekler Yasası ve Efes Pilsen”

Etiketler: ,


Oca 17 2009

NBA’de Bir Maçta En Fazla Sayı Rekoru

Kategori: NBACeyla Kütükoğlu @ 4:47 pm
Wilt Chamberlain

Wilt Chamberlain

Geçen hafta Mehmet Okur’un Indiana Pacers maçında attığı 43 sayıyla, NBA’deki diğer oyuncuların  bir maçta attığı en çok sayı miktarlarını yanı kariyerlerinin en yüksek sayı miktarlarını inceledim. NBA’de bir maçta en çok sayı atan isim 1962 yılında New York Kincks’e tam 100 sayı atan Wilt Chamberlain.  NBA’in ikinci, yakın tarihin ise  maçta en çok sayı atan birinci oyuncusu ise 81 sayı ile Kobe Bryant.  NBA’de bir maçta 60 ve üzeri sayı atmış oyuncu sayısı şimdilik 21.

Amerikalılar haricindeki sayı rekorlarına bakılınca Tony Parker 55, Dirk Nowitzki ise bir takıma en fazla 53 sayı atmış. Mehmet Okur ise şu anki rekoruyla Yao Ming ve Peja Stojakovic’in önünde. Oyuncular ve tek maçta attıkları sayı rekorlarının listesini burada bulabilirsiniz.

Devamı… “NBA’de Bir Maçta En Fazla Sayı Rekoru”

Etiketler: ,


Oca 17 2009

Küreselleşen NBA ve Türkler

Kategori: NBACeyla Kütükoğlu @ 11:16 am

act_mehmet_okurKüçükken arasıra televizyondan 2 sezon öncenin NBA maçlarını veya görüntülerini izlerken derdik ki “Bunların oynadıkları basketbolsa bizimkilerin oynadığı ne?” 1992 olimpiyatlarında Dream Team’in önüne gelen takımı neredeyse silip sürpürmesini, Hırvat oyuncuların NBA yıldızlarıyla maç sonrası fotoğraf çektirdiklerini gören bizler NBA’in Türkler için imkansız bir rüya olduğunu düşünüyorduk. Sadece Türkler için değil yetenekli Avrupalı beyazlar için bile NBA ulaşılması zor bir hedefti.90′ların sonlarına dopru küreselleşmenin artmasıyla, pazarlama hedefleri doğrultusunda NBA  Amerikalıların tekeliinden çıkıp dünyaya yayılmaya başladı. Denizaşırı ülkelerdeki pazarları canlı tutmak, lisanslı ürünlerini ve yayın haklarının bu ülkere sokmak isteyen NBA  kapılarını yabancı oyunculara tamamen açtı. Önce Yugoslav ekolü, ardından Avrupa yetenekler NBA’ye akın ettiler ve NBA bir dünya ligi haline geldi. Bugün artık NBA şampiyonu takım, Dünya Şampiyonu olarak adlandırılıyor ve gelecekte NBA liin bazı maçlarını merika dışında yapmayı planlıyor.

Türklerin NBA hayali ise 1998 yılında gerçek oldu. 1998 draftında, Efes Pilsenli Mirsad Türkcan, Houston Rockets tarafından seçilerek NBA’ye giden ilk türk oyuncu oldu. Mirsad NBA’de başarılı olmadı ama türk oyunculara bir kapı açmış oldu. 2000 yılında NBA’ye giden Hidayet Türkoğlu Ardında Sacramento Kings’le NBA’de başarılı performans gösterebilen ilk türk oldu. 3 sezon kaldığı Sacremento Kings’te Hidayet ortalama 75 maç oynadı. Ardında nbir sene San Antonio Spurs’le kaiyerinin en yüksek maç oynama rekorunu kırarak 8o maç oynadı bunların 44′ünde  de sayı attı. Son 5 sezondur Orlando Magic formasını giyen Hidayet artık oynadığı her maçta sayı atıyor ve sayı ortalamasını geçen sezon 19.5′e kadar yükseltmeyi başardı.

Devamı… “Küreselleşen NBA ve Türkler”

Etiketler: