Reader, Hours, Billy Elliot gibi ödüllü filmlerin yönetmeni Stephen Daldry’in 98 Dünya Kupası’nın ardından çektiği nefis bir kısa film var, “Eight” (Sekiz). Hillsborough faciasında babasını kaybetmiş sekiz yaşındaki Jonathan’ın Liverpool hikayesi. Tam olarak bir futbol flmi olmasa da harika bir futbol öyküsü diyebileceğimiz bir film. Her Liverpool hayranının kendinden bir parça bulabileceği hem sevimli hem dokunaklı bir öykü. Ben de Jonathan’ın yaşlarındayken keşfetmeye başladığım Liverpool’un en sevdiğim oyuncusuna Johathan’ın sarıp sarıp defalarca izlediği o golle aşık olmuştum. Belki de o yüzden ayrı bir sevdim bu filmi.
Babasını en büyük tutkusunun maçı uğruna kaybeden sekizlik ufaklığın futbol tarihinin en vahim facialarından birini anlatığı bölüm ise muhteşem…”I never knew my Dad. He died before I was born. He was at a football match. He wasn’t a player or nothing. Just watching. That’s all – just watching… But before that, before that… …he was an astronaut.” (Babamı hiç tanıyamadım. Ben doğmadan önce ölmüş. Bir futbol maçındaymış. Oyuncu falan değilmiş. Sadece izliyormuş. Hepsi bu – sadece izliyor… Ama ondan, ondan önce …bir astronottu.)
İyi seyirler…
Not: Bu şaheseri keşfetmeme vesile olan Ali Murat Hamarat ve onun arkadaşı Barış Karacasu’ya da teşekkürler.






