Pazar günü oynanan Super Bowl XLIII ‘da Pittsburg Steelers’ ın Arizona Cardinals karşındaki 28-24′ lük galibiyeti Super Bowl tarihindeki en iyi maçlardan biri oldu. Peki kimin umrumda? Elbette Amerikan Futbolu fanatiklerinin umrundadır, ama geri kalana baktığımızda, insanların konuştuğu, üzerine yazılar yazdığı, analizler yaptığı tek şey var; o da Reklamlar!
Amerikalı pazarlamacı ve reklamcılar için Super Bowl, aralarda maç verilen, genişletilmiş içeriğe sahip uzun bir reklam kuşağı. Google’da Super Bowl diye bir arama yaptığınızda karşınıza reklam analizleri, reklamları yayınlayan video siteleri ve reklam yorumlarıyla ilgili bir sürü site çıkıyor. Bu kadar önemli ve ilgi çekici bir maçın skorunu bile 10 dakika sonuna bulabiliyorsunuz.
Geçen yazımda Super Bowl’daki 30 saniyelik bir spotun 3 milyon dolara satıldığından bahsetmiştim. Buna göre bir reklam spotu fiyatının ekonomik krize kafa tutarak geçen seneye göre %13 arttığı görülüyor. Maçtan sonra açıklanan verilere göre, maçı yayınlayan kanal NBC’i , sadece maçtan 206 milyon dolarlık bir gelir elde etmiş. Karşılaştırma yapmak gerekirse Türkiye’nin bir yıllık toplam açıkhava reklam yatırımlarıyla aynı. Toplam 32 tane reklamverenin en az 3 farklı spotla yer aldığı reklam kuşakları için firmaların %85′i 3 milyon dolarlık en yüksek bedelini ödemiş. NBC, Super Bowl reklam satışlarına Ekim ayında başlamış ancak son dakikaya kadar reklam satışı devam etmiş. Son dakikaya kadar satış, Türk kanalları tarafından benzer bir şekilde spor karşılaşmaları için yapılıyor.
Peki reklamverenler tek bir maça bu kadar yatırım yaparken bunun onlara ne ölçüde geri dönüşü oluyor?
Devamı… “Super Bowl – Reklam Yatırımlarının Geri Dönüşü”
Etiketler: Medya, Reklam, Sports Marketing, Super Bowl
Reklam sektöründe değişmeyen bir gerçek vardır. Büyük spor karşılaşmaları elde ettikleri yüksek izlenme payları ile yüksek reklam çeker. Dünya reklam harcamalarını bakıldığında Olimpiyatlar ve Dünya Kupası tarzı büyük spor etkinliklerinin olduğu yıllarda reklam gelirleri artışı normal seyrin üstünde olur. Türkiye’de de durum aşağı yukarı aynıdır. Formula 1′in Türkiye’de ilk yapıldığı sene yayıncı kanalın, o haftasonu elde ettiği gelir o ayın tüm gelirlerinin yarısından fazlasını oluşturuyordu. Milli maçlar ve Türk takımlarının Avrupa kupaları maçları kanalların reklam gelirlerini patlatır ve yüksek ratingli pek çok dizinin iki katından fazla reklam çeker.
Gelelim bu işin en kralına. Ocak ayı reklam sektöründe Super Bowl reklam bedelinin polemik ayıdır. Her sene bu zamanlarda Türkiye’deki gazetelerde bile Super Bowl’da yayınlanacak bir spotun bedeli ile ilgili haberler çıkar. Super Bowl, spor pazarlaması ve reklamcılığının enilginç konusudur ve ayrıca bir branş olacak kadar önemlidir.
Öncelikle tanımlayalım nedir bu Super Bowl? Kısaca Amerikan Futbol Ligi’nin (NFL) şampiyonluk maçıdır. Her sene Şubat ayında bir önceki yılın finali olarak yapılır. Peki nedir bunu bu kadar ilginç kılan? Bir kere sadece bir maç değil bir eğlence aktiviteleri kombinasyonudur. Maç öncesinde, arasında ve sonrasındaki konserler ve showlarla birlikte ortalama bir Amerikalının tüm eğlence ihtiyaçlarını bir seferde karşılabilecek tek etkinliktir. Bu özelliğiyle Super Bowl Amerika’da en çok izlenen televizyon programıdır. Her yıl aldığı rating %50 civarında yani yaklaşık 100 milyon kişi bu karşılaşmayı izliyor. Ayrıca Amerika’da Şükran Gününden sonra en çok yiyecek tüketimin olduğu gündür.
Devamı… “Şimdi Reklamlar – Super Bowl”
Etiketler: Medya, Reklam, Sports Marketing, Super Bowl

"Sakın bakma ama işte küçük Bayan "Her erkeğin fantezisi" geliyor.
Geçen hafta NTV Spor’da Liverpool- Preston maçını izlerken görüntü kalitesine aklım takıldı. Televizyon aynı televizyon, yayıncı aynı yayıncı ama görüntü kalitesinde bizim lig veya kupa maçarıyla arasında dağlar kadar fark var. Saha daha yeşil, hadi diyelim o bizim sahaların kötü zemininden kaynaklanıyor, ama formaların renkleri bile daha canlı. Kamera açıları, kameranın yakınlaşma oranları herşey daha iyi ve görüntü ve pozisyonlar çok daha net. Dediğim gibi daha HD teknolojisine falan da geçmedim. Aynı farkı Şampiyonlar ligi ve Türkiye ligi maçlarında görmek de mümkün.
Görüntü kalitesindeki bu farklılık beni Türkiye’deki spor yayıncılığı sorununa getirdi. Türkiye’de spor yayıncılığının en önemli sorunu yeterince spor kanalı olmaması. Digitürk’ten önce TRT 3 ve Eurosport’tan (ki türk değil yıllarca da türkçe versiyonu yoktu) başka spor kanalımız olmadı. Bir ara Supersport isimli bir girişim oldu ama o da kısa sürdü. TRT 3 yayın içeriğiyle bizler için belli bir anlamda tatminkardı. Sonuçta hepimiz tenisi, voleybolu, olimpik sporları TRT’den öğrendik. Ama yayın kalitesi, yorumcuları ve spikerleri çoğunlukla yetersizdi. Eurosport ise özellikle benim yaşımdaki pek çok spor tutkunun hayatının dönüm noktasıydı, hem spor bilgimi hem de ingilizcemi geliştiren en önemli kaynaktı. Ama Türk spor kanallarından bahsettiğimiz için Eurosport’u konuya dahil etmek doğru olmaz. Ayrıca bir spor tutkunu için sadece iki kanal yeterli olmaz. Türkiye’de spor kanallarının yetersizliğini düşününce keşke Amerikalı olsaymışım diyorum. Amerika’da sadece ESPN network bile Türk halkının spor açlığını doyuracak güçte.
Devamı… “Türkiye’de Spor Yayıncılığı”
Etiketler: Medya, Spor TV, Spor Yayıncılığı, Sports Marketing