Beni biraz tanıyanlar bilir. İflah olmaz bir Nadal hayranıyım. Hatta hayran kelimesi yetersiz kalır, Nadal fanatiğiyim demek daha doğru. Öyle ki, Nadal Fan Clup Türkiye şubesi açılsa Onursal Başkanı ben olurum, olmalıyım. O yüzden benden tarafsız Nadal yazısı beklemeyin. Kariyer Grand Slam’i yaptığı bu özel ve mutlu günde buyrun size çok taraflı bir Nadal yazısı
İlk Keşif
İlk büyük başarısı 2004 yılı ortasında geldi… Rafael Nadal, 2004 sonbaharında Miami’de 18 yaşında iken tenisin prensi Federer’i yendiğinde herkes kim bu demişti. 2005 yılı ise tüm dünyanın adını ezberlemeye başladığı yıl oldu. O yıl, 19 yaşında, kazandığı 11 turnuva (ki Federer de aynı sayıda turnuva kazandı) ve ilk kez katıldığı Roland Garros’taki ilk Grand Slam zaferi ile Muhteşem Federer’in ardından ikinci sıraya oturdu. Sonraki dört yıl boyunca da hep ikinci adam olarak kaldı ama Thomas Muster’in toprak krallığının yeni varisi oldu. İstanbul’daki Legends Cup’ta tanıştığım Muster’e Nadal’ı sorduğuma “O benden çok daha iyi bir toprak oyuncusu hatta çok daha ötesi” demişti. Kimleri beğenirken, kimleri sevmiyordu. Her sene kendini geliştirmesine, ilerlemesine, eksilmeyip çoğalmasına rağmen eleştiriliyordu. Kollarının gücüyle oynuyor, tazı gibi koşuyor, topraktan başka kortta başarılı olamaz dendi. Eleştiriler tamamiyle yersiz değildi tabii. Federer, Sampras, Graf benzeri şiir gibi tenis oynayan tenisçilerle kıyaslandığında, Nadal’ın inatçı tenisi göze çok da hoş gelmiyordu.





