Sezonun 3. Grand Slam’i de geride kaldı. Avustralya Açık’ta alışıldık şampiyon Roger Federer koleksiyonun 16. Grand Slam’ini kazandı. Roland Garros ve Wimbledon’da ise şampiyon 2008’de de aynı dubleyi yapan Rafael Nadal oldu. Nadal’ın özellikle Wimbledon şampiyonluğunda Federer’in yarın final göremeden elenmesi çok faydası oldu.Nadal bu sonuçlarla 2009 yılında yaşadığı kabustan sonra tekrar bir numara oldu. Federer ise Kasım 2003’ten bu yana ilk defa üçüncü sıraya geriledi. Son 6 senenin efsanesi Roger Federer artık Grand Slam’lerde yarı final dahi göremeden elenebiliyor. Android dediğimiz, yenilmez dediğimiz dahi artık insani tarafını gösterebiliyor, onca başarı onca rekordan sonra artık biraz ağırdan alıyor. Federer’in yeniliyor olması iki şeyi gösteriyor. Bir, tanrı olmayan her kahramanın gösterdiği duraklama belki de düşüş evresine girdiği… gerçi kaul etmek lazım Federer’in düşüş evresi bile ilk 20’deki pek çok oyuncunun çıkış evresinden iyi olabilir. Ama hayranları için bu durum panik yapmak için yeterli. İkinci neden ve bence daha önemlisi artık tenisinin tamamiyle güce dayalı bir spora dönüşmesi.
Devamı… “Teniste vur, kır, parçala dönemi”
Tem 20 2010
Teniste vur, kır, parçala dönemi
Ağu 27 2009
Federer’e Özel Oda
Yıldız sporcuların bir çoğu, turnuva dönemlerinde sporculara ayrılan sporcu köyü veya olimpiyat köyü gibi yerlerde kalmaktansa, o bölgedeki otelleri tercih ediyor. Örnek olarak her olimpiyatta Dream Team oyuncularının olimpiyat köyünde kalıp kalmayacakları bir problem oluyor. Aynı şekilde Roger Federer de diğer sporcuların kaldığı yerleri tercih etmiyor. Hem Grand Slam’lerde hem de olimpiyatlarda eşi Mirka ile birlikte ayrı bir yerde kalmayı tercih ediyor.
Amerika Açık turnuvası sırasında ise Federer’in kaldığı yer değişmiyor. Manhattan’ın en elit kesimlerinden birinde bulunan Caryle otelindeki en pahalı ve en lüks suitlerinden biri, Federer’in Amerika Açık öncesi ve sonrası yaklaşık bir ay evi oluyor. 400 metrekare olan ve iki yatak odası olan bu suit özel olarak dekore edilmiş ve kapısında Roger Federer’in ismi bulunuyor. Otel yönetimi Federer’in beş Amerika Açık şampiyonluğuna ev sahipliği yapan bu suitin kapısına Amerika Açık şampiyonluklarının bir listesiyle birlikte Federer’in adını yazdırmış. Carlyle otelinin müşterileri arasında Jack Nickholson, Tom Cruise gibi film yıldızları ve Prens Charles gibi hanedan üyeleri bulunmasına rağmen yalnızca Roger Federer’in ismi bir odaya verilmiş. Kendisi de bir tenis hayranı olan otel müdürü James McBride, 2007′de buna karar verdiklerini, sebebinin ise pek çok ünlünün otellerinde kaldığını ama Federer’in onlar için çok özel olduğunu, aylarca burada kalan tek sporcu olduğunu belirtiyor.
Tem 06 2009
Ve Federer En Büyük!
Bir Nadal hayranı olarak böyle bir yazı yazmam ilginç gelebilir ama bir sporsever olarak böyle bir başarı karşısında bana ancak takdir etmek düşer. Federer’in 6. Wimbledon şampiyonluğundan sonra artık resmi olarak söyleyebiliriz ki Roger Federer tenis tarihinin gelmiş geçmiş en iyi tenisçisidir. 60 turnuva, 15 Grand Slam, tüm zeminlerde şampiyonluk, en uzun süre bir numarada kalma vs. vs… Bu kadar rekoru bir arada kırabilen başka bir isim yok.
Federer’in tüm rekorları için Wikipedia Federer’in tüm rekorları
Sayılarla Federer’in 15. Grand Slam zaferi için ATP Federer 15
Federer tabiiki sadece kırdığı rekorlarla veya sayılarla açıklanacabilecek bir oyuncu değil. Üstün teknik yetenekleri ve dayanıklığının haricinde kendine olan üstün inancı ve güveni ile birlikte istikrarı onu muhteşem yapan faktörler. Tenis döneminin en yetenekli oyuncularıyla aynı dönemde oynayıp biri hariç hepsine karşı üstünlüğünü açık ara kabul ettirmiş bir oyuncu olmak da Hıncal Uluç’n iddia ettiğinin aksine hiç kolay değil.
Sadece biz seyirciler değil tüm efsaneler de onun gelmiş geçmiş en iyi tenisçi olduğu konusunda hemfikir. Federer’in ömürboyu sponsoru Nike, bu muhteşem başarının arifesinde tenis ve spor dünyasının efsanelerine Federer’in bu başarısı hakkında ne hissettiklerini sormuş ve ortaya çok eğlenceli ve anlamlı bir reklam filmi ortaya çıkmış. Unuttumadan belirteyim John McEnroe bu reklamda da yine çok komik.
Nis 18 2009
Sporda Bahar Mevsimi – 1
Baharın gelmesiyle spor yapanların ve spora başlayanların sayısı artmaya başladı. Tabii spor yapmak istemeyip izlemek isteyenler için de bahar mevsimi pek çok fırsat getiriyor. Yılın spor olayları açısından güzel ve verimli bir dönemine geldik. Bu dönemde teniste toprak kort sezonunu, NBA’de playoffları, futbolda ise Şampiyonlar Ligi ve UEFA kupalarının çekişmeli yarı final ve final maçlarını izleyeceğiz. Bahar tahminleri serime tenisle başlamak istiyorum.
Teniste yılın ilk çeyreğini geçtik ve bu hafta benim en sevdiğim sezon olan toprak kort sezonu başlıyor. Bu hafta oynanan Monte Carlo turnuvası ile başlayıp sezonun ikinci Grand Slam’i Roland Garros’la son bulacak bu dönem çekişmeli ancak daha tahmin edilebilir bir dönem olabilir. Bu dönemde erkeklerde Monte Carlo, Roma Açık, Madrid Açık ve Roland Garros turnuvaları en büyük turnuvalar. Bunların yanısıra Barcelona, Estoril ve Djokovic ailesinin organize ettiği Belgrad turnuvaları oynanacak. Bu sezon görüldüğü gibi Hamburg turnuvasının yerine hem kadınlar hem de erkeklerin oynayacağı Madrid Açık turnuvası var. Kadınlarda ise en büyük turnuvalar Roma Açık, Madrid Açık ve Roland Garros.
Şub 01 2009
Oz Büyücüsü- The Wizard of Oz
Bu yazı için aklıma iki başlık gelmişti, hatta biri “Bir Şampiyon’un Gözyaşlarıydı”, ama daha sonra Tennis.com’da gördüğüm bu başlık daha çok hoşuma gitti. Bugün hem tenis hem de spor tarihinin en güzel rekabetlerinden birinin, en güzel maçlarından biri oynandı. Federer ve Nadal, Grand Slam’lerde 7. kez , toplamda ise 19. kez Avustralya açık finalinde karşılaştılar. Kazanan, Avustralya’da kazandığı imkansız puanlarla, muhteşem vuruşlarıyla sihirbazlık şovu yapan Rafael Nadal oldu. Bu maç, bu ikilin artık her maçında olduğu gibi yine bir tarih olacaktı ve öyle de oldu. Maçın ikisi için ayrı önemi vardı. Bu maçı kazanmak Federer için Sampras’ın 14 Grand Slam’lik en fazla Grand Slam rekorunu egale etmek, Nadal için ise ilk sert kort Grand Slam’ini kazanarak Agassi’den bu yana 3 farklı zeminde Grand Slam kazanan ilk oyuncu olmak demekti. Sonuçta Nadal şeytanın bacağını kırarak sert kortta da bir Grand Slam kazanabileceğini herkese gösterdi. Nadal bundan sonra kaç Grand Slam kazanır veya erkeklerde Rod Laver’dan (1969) beri, toplamda da Steffi Graf’tan (1988) beri de kadın erkek kimsenin yapamadığı Grand Slam’i (aynı takvim yılında 4 Grand Slam’i de kazanmak) bu sene yapabilir mi bilemiyorum. Nadal’ın oynadığı 5 setlik maçlar ve insanüstü gücünü ve azmini de bi kenara bırakalım. Bugünkü maçın en önemli konusu spor tarihinin en zorlu, en güzel rekabeti bence.

